Kahramanı daktilo olan ve daktiloya ithaf edilmiş bir hikaye bu "Kara Kız"... Başka ne renk olacaktı? Bejleri, grileri yani kumralları, beyazları sonradan çıktı. Ama öteden beri daktilolar hep karaydı.
Daktilo evet... Divitten, kalemden sonraki yazı aracı... Sonra bilgisayarların hükümranlığı başladı. Ama bazıları yani daktilo mübtelaları onunla yazmayı sürdürdüler.
O bir yazma tutkunuydu yazdı da yazdı. Yazmasa duramazdı parmakları. Parmaklarıyla tuşlar pek sıkı dosttu. Sonra ne olduysa kara esmer işvebaz nazenin daktilosu için dedi ki birgün:
"Daktiloyu emekliye ayırdım. "Haydi bakalım gençlik, dedim. Bu akşam şölenimiz var!" Çocuklara bazen "gençlik" derim, arkadaşlar derim, hoşlanırlar."
Sonra daktiloyu getirip yemek masasına kor. Karısı geçmişi hatırlar, hüzünlenir. Çünkü daktilonun emekli olması, yaşlanmaya başlamalarının belirtisidir:
"Kayınpeder kızını verimkâr olmamıştı. Babamla dostluğu hatırına "verdim gitti" demişti. Ama kızına acıyarak bakıyordu. Bana mesleğimizin gazetecilik oluşuna acıyordu. Yaz kış koşarak gazete satan çocukların işini yaptığımı sanıyordu. Bir gün daktiloda şakırtıyla yazmakta olduğumu görmüştü. Karısına seslenmişti:
"Bak hanım, hele bak! Nasıl da hızlı yazıyor göresin! Arzuhalci Kör Halil haltetmiş yanında! Bir arzuhalci dükkanı açarız, olur biter..."
Daktilosu onu ne badirelerden kurtarmıştır.. Sıkıntılı günlerinden birinde kaldığı yurdun üç aydır parasını ödeyememişken, bir yayıncı yetişir ve ondan tezi tezine çocuk hikayeleri ister. O gece sabaha kadar oturup altı tane yazar. Ertesi gün cebinde yüzbeş lira vardır; daktilo yine kurtarmıştır onu.
Zaten bu daktilo neler yapmamıştı ki, köylülerin arzuhallerinden mahkeme dilekçelerine, asker mektuplarına kadar pekçok şey onunla yazılmıştı. Köylüler bizim "Kara Kız"ın namı diğer Diana''nın uğuruna inanmışlardı. Onunla yazılmış dilekçeler iyi sonuç veriyordu.
Şimdi ise yaşlanmıştı. Emekliye ayrılmalıydı. Hem yazar yeni bir daktilo almıştı artık. Onu koltuğunun altına alıp istediği yere taşıyabilmektedir.
"Emekliler ne yapar? Çekilir köşesine oturur. Kahveye gider, gün öldürür, ömür tüketir. Gün öldürmeli gayri daktilom, kendi demirini kendi tahtasını kendi yeyip ömür tüketmeli."
Ne ki buna içi dayanmaz, hem yeni daktilosu ne öyle ses vermekte ne de parmaklarına kolay gelmektedir. O zaman çeker emekliye ayırdığı daktiloyu önüne... "Elim olmuş, kolum olmuştu yıllar yılı. Benden bir parça olmuştu. Can tenden nasıl ayrılırdı? Bu hikayenin sonunu birlikte yazdık. Kararımız birlikte emekli olmak."
Tahir Kutsi, edebi mânâda hiçbir zaman emekli olmadı, hep yazdı. Türk Edebiyatı güçlü bir yazarını, dolu dolu bir yazarını kaybetti. Mekanı cennet olsun.
Kara Kız''ın namı diğer Diana''nın sesi dindi... Tuşlar artık suskun... Okunacak sayfalar ise pek çok... O bir yazı emekçisiydi, dil üstadıydı... Değeri bilinmeli.

