Kaydet
a- | +A

Son bir yılın en spekülatif ve korkutan unsuru olan dövizdeki hızlı düşüş bu hafta da devam etti. 11 Eylül''den sonra yüzde yirmi yükselen ve herkesin tedirgin bir şekilde izlediği ABD Doları , tekrar üç ay önceki seviyesine geriledi. Döviz ne oldu da yükseldi ve hangi sebeplerle düştü? Bu soruya bir çok cevap verilebilir. En önemli sebep tedirginliğin ve kötümserliğin yolaçtığı spekülatif ortamdı. Ülkenin döviz rezervinin bu kadar yüksek olduğu, bankalardaki döviz mevduatının 50 milyar doları aştığı bir ortamda bu yükselişin ekonomik gerekçelerle açıklanması zordu. Nitekim, Merkez Bankası da , dövize müdahale etmeyeceğini deklare etmesine rağmen 1.670.000 TL seviyesinden dolar satınca bu, piyasalara önemli bir sinyal oldu. Peşinden açıklanan 10 milyar dolarlık ek IMF kredisi ve vatandaşın Euro çevrimi için yastık altındaki dövizinin bir kısmını bankalara yönlendirmesi de buna eklenince, döviz fiyatı hızla düşmeye başladı ve bugünkü seviyelere geldi.

Dolardan kurtulmak Esasen 1.400.000 - 1.450.000 TL seviyesi, enflasyon ve reel kur hesabıyla bakıldığında olması gereken değerler olarak görülüyor. Nitekim Cuma günü bu seviyelerden bankaların alımı bunun bir bakıma tepkisel göstergesi oldu. Bundan sonra da , spekülatif atakların dışında, dövizin aylık enflasyon kadar artması, yani TL''nin fazla değerlenmesi beklenmemelidir. Bu seyir hem ihracat hem de ithalat bakımından Türkiye''nin lehinedir. Ekonomik programın temel hedeflerinden biri de dövizin, özellikle de doların bir yatırım aracı olmaktan çıkması, yani ekonominin dolarizasyondan kurtulmasıdır.

IMF''nin 3 yasa şartı

IMF ile imzalanması beklenen yeni stand-by anlaşmasının detayları da bu hafta belli oldu ve imza aşamasına gelindi. Böylece IMF, ülke ekonomisinde 2004''e kadar doğrudan söz sahibi olmaya devam edecek. Bu durum, erken seçim ve radikal bir siyasi değişiklik ihtimalini de, -en azından şimdilik- azalttı . Ancak IMF''in üç yasanın ( tütün, bankacılık ve borçlanma yasaları ) bir an evvel meclisten çıkmasını şart olarak öne sürmesi, önümüzdeki günlerde koalisyonda bazı gerginliklerin yaşanmasına yolaçabilir. Esasen hükümet, son dönemdeki radikal kararlar ve yasaların çıkmasıyla önemli bir performans gösterdi. Ülkede yasama açısından çok köklü ve temel adımlar atılıyor. Ancak IMF desteğinin sürmesi için, bunların yürütme organları tarafından uygulamalarının da aynı etkinlikte devam ettirilmesi gerekli görülüyor.

Doğru yoldayız

Ekonominin düzeldiğini söylemek için henüz çok erken, daha düzelme emareleri bile ortada yok ama, en azından alınan kararlar, çıkarılan yasalar, Merkez Bankası ve Hazine''nin kararlı uygulamaları doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Eğer güven ve istikrar problemleri de halledilir ve yabancı sermayenin de Türkiye''ye biraz olsun yönelmesi sağlanırsa , krizde ülke dışına çıkan yerli kaynakların da geri dönüşü başlarsa, ekonomik iyileşmeyi zaman içinde yavaş yavaş hissetmek mümkün olacaktır. Dolayısıyla , geçen haftaki yorumumuzu hatırlatmakta fayda görüyorum: İyimser olmak için henüz erken ama umutlanmak için de sebepler var.

Tüm okuyucularımın mübarek Ramazan Bayramını tebrik ederim.