Kaydet
a- | +A

2001, tüm Türkiye vatandaşları ve bu ülke ile ilişkisi olan herkes için, unutulmayacak kadar kötü, tedirgin edici, tahripkar bir sene oldu. Ülke, tarihinin en derin ekonomik buhranını yaşadı, iflaslar, işsiz kalan yüzbinler, ikiye, üçe katlanan maliyetler, yarıya inen birikimler, bu yıldan hafızalarda kalacak olumsuzluklar. Aynı 2001, Türkiye''nin IMF ve ABD yönetiminden, en kapsamlı ve en büyük ekonomik desteği aldığı, ve radikal ekonomik ve yapısal reformların gündeme geldiği yıl oldu. 2001''in son günlerinde de inişler, çıkışlar vardı. Borsa, son bir atakla, 13.500 puanın üzerine çıkıp, yılı artışla kapattı. Yılın büyük bölümünü kayıp ve üzüntü ile geçiren borsa yatırımcısı, son 3 aydaki artışla bir miktar teselli buldu. Yıllık performans ise, Borsa açısından pek içacıcı değil: % 46 artış. Kaos ve belirsizlik dönemlerinin sığınma limanı olan altın ise yüzde 100''ün üstündeki artışıyla, göz kamaştırdı ve ev kadınlarının kolundaki bilezikler, uzman ekonomistlerin diğer yatırım enstrümanlarından daha fazla getiri sağladı. Yılın son haftasında, borsanın dışında en çok konuşulan konu, reel ekonomiyi, finans darboğazından çıkarmak için hazırlanan, mali sektör alacaklarını (yani kredileri) yeniden yapılandırmaya yönelik yasa tasarısı idi. Bu tasarı ile, bankaların gitgide artan karşılıksız kredilerine bir çözüm getirmek, bu arada da, katma değer üretebilecek, istihdam sağlayan ama finansal darboğaz ve ödeyemedikleri krediler yüzünden durma noktasında olan binlerce firmaya da borçlarını ödenebilir hale getirme imkanı veren bu yasa tasarısı, haftanın son günü, yine siyasilerin paranoid, evhamlı düşüncelerine takıldı. Yasaya eklenen ve "banka kurtarma" denilen düzenleme çok tepki meydana getirdi. Kamu bankalarının yüzde 60''ı bulan sorunlu kredilerini çözerek firmaları da rahatlatması amaçlanan tasarı, hukuki sorumlulukları düzenleyen maddelerin, komisyonda çıkarılması ile, bir bakıma ölü doğdu.

Mali sektör, ekonominin taşıyıcı sistemidir ve mutlaka rehabilite edilmesi gerekir. Yani, bankalar ve para piyasası olmadan, günümüz ekonomilerinin işlemesi mümkün değildir. Reel sektörün, kamu sektörünün ve genel olarak ekonominin iyileşmesinin, bankalar ve mali sistemin düzelmesi ile doğrudan ilişkisi vardır. Bu bir realitedir ve beğenilmese de kabul edilmesi gerekir. Dolayısıyla, bu sektörü kuvvetlendirecek, problemlerini çözecek düzenlemelere, engel olmak değil, hızlandırmak gerekir. Bu yasa tasarısı, ödeyemedikleri kredi borçları yüzünden kapanma tehlikesi ile karşılaşan bir çok üretim ve ticaret şirketine de bankalar ile anlaşıp, faaliyetlerine devam etme ve borçlarını da vadeli olarak ödeme imkanı sağlıyor. Bu sebeple, yılın son haftasında, tasarı gündemin ağırlığını oluşturdu. Yeni yıla girerken, Türkiye, yeni umutlar, yeni hedefler taşıyor. 2001, ekonominin istisnasız herkesi ne kadar etkilediğini ve ilgilendirdiğini gösterdi. Disiplinli ve istikrarlı bir ekonominin ne kadar hayati önemi haiz olduğunu her birey anladı. Şimdi yeni yılda, bu ağır ekonomik tablonun düzelmesi, iyileşmesi, ve aynı duruma düşmemesi için alınması gerekli tedbirlerin alınacağı bir yıl olacak. Veya olmasını umud ediyoruz. Tehlike bu ülkenin üstünden henüz kalkmadı; alınması gereken çok tedbir, uygulamaya geçirilmesi gereken çok karar var. Ancak, Türkiye, yeni yıla, kaos''un yol actığı depresif ruh halinden biraz olsun kurtulmuş şekilde ve umutlu olarak giriyor.