Kaydet
a- | +A

IMF''in ek kaynağı Borsa ve para piyasalarında, mutluluk rüzgarları estirirken, sanayi ve ticaret kesiminde ise karamsar ve tedirginlik halen devam diyor. Para ile para kazananlar, 2002 borçlanmasının rahatlaması, yabancı yatırımcı''nın (portföy yatırımcısı tabii ki) Türkiye''ye geleceği yönündeki Bakan Derviş''in açıklamaları ekseninde olumlu hava estirirken üreterek, alıp satarak para kazananlar temkinli ve tedirgin hallerini devam ettiriyorlar. Türkiye ekonomisi can çekişme aşamasında iken IMF''in ek kaynak ile 3 yıllık yeni stand-by işareti vermesi, dış desteğin devam edeceğini gösterince, devletin borcunu çevirebileceğinden şüphe eden piyasa oyuncuları rahatladılar. Buna bir de, Türkiye''ye para sokmak için, IMF''in tutumunu hep göz ucu ile izleyen yabancı yatırımcıların biraz artan ilgisi eklenince, bono faizleri 8-10 puan düşmeye, dolar 1,5 milyonun altında kalmaya, kısa vadeli yatırımlar kısmen Borsa''ya yönelmeye başladı. Bir anda umutlar yeşermeye, pembe tablolar çizilmeye başlandı. Bono ve Borsa yatırımcılarının yüzleri gülmeye başladı.

Ancak, diğer yanda ise artan maliyetler ve kredi faizleri, düşen talep gibi sorunlarla boğuşan, üretim ve ticaret kesiminin halen devam eden şikayetleri ve umutsuzluk içeren beyanları vardı. Böylece Türkiye bir yanı ile umutlu, diğer yanı ile karamsar bir görüntü içine girdi. Sade vatandaş, küçük yatırımcı ise, sevinse mi üzülse mi karar veremez hale geldi. Gerçi, cebindeki paranın sürekli düşen alım gücü , muhtemel işini kaybetme korkusu gibi faktörler, onu umutlanmaktan alıkoyuyor, ama yine de olumlu haberler ilgisini çekiyor.

Şimdi herkes soruyor; Ekonomi şeytanın bacağını kırdı mı? Artık güzel günler yakın mı? İki haftalık gelişmenin özeti şudur: Türkiye 2002 de yapması gereken iç ve dış borç ödemelerini yerine getirememe korkusu yaşarken, IMF sağladığı 10 milyar dolarlık ek kredi ile, bu kötü ihtimali ortadan kaldırmıştır. Türkiye önümüzdeki yıl 2 milyar dolar daha dış borç bulursa, bir yılı daha kurtarmış olacaktır. Ayrıca Türkiyenin döviz pozisyonu aynı tutarda ( 10 milyar dolar ) artmış olcaktır. Hadisenin özeti budur. Borçlanma ihtiyacının azalacak olması faizde düşüşe yolaçmış, gelecek dövizin miktarı da dolar fiyatını aşağıya çekmiştir.

Bunlar tabii ki devlet ekonomisi için olumlu gelişmelerdir. Ancak, reel sektörün, üretim , finans, talep gibi sorunları, toplumun istihdam gibi problemleri yerinde durmaktadır. Üstelik IMF''nin programının teması istikrar (stabilizasyon) değil, "ekonomik dönüşüm"dür. Yani , Türkiye''de bir ekonomik ve yapısal dönüşüm süreci başlamıştır ve bu süreç tamamlanmadan piyasalarda gerçek bir canlanma, talep artışı beklememek gerekir. Bu sürecin sonunda umarız ki Türk ekonomisi düze çıkacak, verimli, üreten ve tüketen bir yapıya kavuşur. Ama süreç tamamlanmadan topyekün bir iyileşme beklemek hayalcilik olacaktır. Türkiye henüz kritik dönemeci geçmemiş görünüyor. Kısa vadede, borsa, Hazine bonosu gibi yatırım araçları yatırımcılara bir miktar kazanç sağlayacaktır, ama ülke olarak kurtulduk mu diyenlere verilecek cevap bunu söylemek için henüz erken olduğudur. Türkiye, bu dönüşüm ve yapılanma sürecini sebat ve azimle geçirir, sabır gösterirse, sonuçlar büyük ihtimalle iyi olacaktır. Ancak erken çizilen pembe tablolar, zamansız pompalanan iyimserlik rüzgarları , her kesimi zamansız beklentiler içine itmekte, bunlar gerçekleşmeyince de yeni umutsuzluklar, güvensizlikler oluşmaktadır. Unutmayalım ki , Türkiye''nin içinde bulunduğu ekonomik kaosun, kötü yönetim, yapısal bozulma gibi sebepleri olduğu kadar, güvensizlik, umutsuzluk gibi psikolojik faktörleri de var.