Futbol oyununa uymayan onca yazıların içinden bir paragraf eleştirdik, nabzınız yükselmiş, dengenizi kaybetmişsiniz. Yüksek tepelere destekle çıkmış cüceye benzetmişsiniz bizi. Karşılıklı konuşmalarda övgüler dizdiğiniz kaleme, "bağımlı yorumcu" demişsiniz. Çok değil, daha iki ay önce "Kalemin çok iş yapıyor Şirin, lütfen mütevazî olma. Bütün liglerde yıllarca mücadele ettin, Alman 3. Ligi''nde oynadın, o ülkede antenörlük kursu bitirdin, 6 senedir spor yazarlığı yapıyorsun, futbolu sen bilmeyeceksin de kim bilecek" diyen sevgili abim o günden bu ana ne değişti de ehliyetsiz şoför yaptınız bizi.
Töreden alışkanlığımız, büyüklerin sözünü sayarız. Fakat kafam karıştı sevgili abim, hangi sözünüz doğru, açıklar mısınız? Söyleminizle eyleminiz birbirini tutmuyor, burada bir çelişki var.
Ocak 2000''de Giray Bulak''a "tam isabet" yazan siz, 6 ay geçmeden "Nereden buldunuz bu Bulak''ı" yazan gene siz. O zaman Bulak''ı öven siz, bu zaman kurbağaya çeviren gene siz. Burda da bir çelişki var sevgili abim.
Futbolcu kadrosunu kendine uyduran, en ufak ayrılığa bile taviz vermeyen, Avrupa''nın zirvelerine sıçrayan Fatih Terim''e "doğru" yazan siz, aynı uygulamayla, futbolcularına kendi doğrularını aşılama gayretinde olan Giray Bulak''a "mübarek sanki tarikat lideri" yazan gene siz...
Bak sevgili abim ,futbolu bilmiyor olabilirsiniz. Okuduklarınızda ne anlatılmak istendiğini de kestiremeyebilirsiniz, bu sizin iç meseleniz. Ancak yazdıklarımızı o köşeye taşımak istediğinizde etrafınızdakilere bir sorun. Hâlâ iknâ olamazsanız, iki ay önce tebrik ettiğiniz bu kardeşinize bir alo deyin. Aksi halde çelişkiler içinde boğulursunuz, bilesiniz...
Bak sevgili abim, sizler illa da Giray Bulak derken, biz dünya çapında bir hoca yazmıştık. Trabzonspor''un ağırlığını Türk hocalardan sadece Fatih Terim''in taşıyabileceğini iddia etmiştik. Fatih Terim olmazsa, Van Gaal, Ribbeck, Heynckes, Vogst gibi çalışmaları tartışılmayacak, her söylediği kanun olacak bir hoca istemiştik. İsteğimizin ağırlık noktası siz ve sizin gibilerin hocayı rahat bırakmayacağı, her koldan saldırarak bu makamı yıpratacağıydı. Hangi birinize cevap versin; bir değilsiniz ki... Eline kalem alan ona saldırıyor. Mikrofonu kapan üstüne kusuyor...
Siz ve sizin gibiler Fatih Terim''i de aynı kapana sokmuştunuz, bir dünya hocasının yolunu kesmiştiniz. Fatih Terim sizin silahlarınızı kullandı, hepinizi hizaya dizdi. Bugün "Şapkamı çıkardım, Fatih Terim''i selamlıyorum" yazıyorsunuz. Şimdi de Giray Bulak''a kurbağa, tarikat lideri yazıyorsunuz. Futbolcusuna verdiği görevi eleştiriyorsunuz. Üniversitesini okumuş, saha içinde koşmuş, kulüplerin milyarlık kadrolarının başına tek yetkili getirilmiş bir futbol adamının takım taktiğinin içine giriyorsunuz...
Bakın o Bulak bir gün gelir gerekli görür de Hami''yi libero oyatırsa, Hami de yetenekleri gereği süper performans çizerse hiç şüphem yok ki; siz "Bravo hocam, ne iyi akıl ettiniz de Hami''yi o mevkide oynattınız" yazarsınız...
Giray hoca frikiklerde çeşitli varyasyonlar deniyor. Klasikleşmiş Hami vuruşlarını değiştiriyor. Hami''nin topa yön verme becerisi üzerine taktikler geliştiriyor. Sezon içinde Trabzonspor bu taktikten bir gol kazansın, siz gene "Bravo hocam" yazarsınız...
Siz gün be gün dönüyorsunuz... Ne yapsaydı Giray Bulak?.. "Çok iyi yazdınız abicim, siz bildiniz, ben anlayamadım. Peki ağam" deyip buyur mu etseydi sizi. İki yüzlü fırıldak mı olsaydı?
Bir durun bakalım. Sezon daha başlamadı. Ne anladınız da adamın üzerine saldırdınız. Bu hocaya kaç paralık transfer yetkisi verilmiş? Hangi kaliteli futbolcuları almasına imkan sağlanmış? Kulübün harcama kapasitesi ne kadardır? Futbolcu kadrosunun yeterlilik üst sınırı nedir?... Alt alta yazın, hesap edin. Bakın bakalım Giray Bulak mevcut imkanları nasıl kullanmış? Sabredin, az kaldı. Az biraz insanlara saygınız olsun...
Yanılgılarınız yazmakla bitmez. Üç gün önce beyaz dediğinize, üç gün sonra kara yazıyorsunuz. Bak arkadaş, dünya işleri bakmakla olsaydı, öküzler makinist, yıllarca ampulle aydınlananlar elektrik mühendisi olurdu.
Bağımlı yorumcu yazmışsınız. Çelişkilerle dolu aklınızla nereye bağladınız bu satırların sahibini. "Mehmet Ali Yılmaz istemedikten sonra hiç kimse başkanlığı alamaz" iddiamız mı yönlendirdi sizi? Ne demek istediğimizi anlayamadığınız için mi bir yerlere bağladınız bizi?..
Trabzonspor camiasında Mehmet Ali Yılmaz''ın karşısına çıkan mı var? Bir başkan, amiri olduğu kulübe bundan daha büyük kötülük yapabilir mi? Geçen üç sezonu ne çabuk unuttunuz? Nerede Trabzonspor''un sevenleri, nerede Trabzonspor''un küçülmesinden rahatsızlık duyanlar? Neden ortaya çıkmadılar? Böyle birileri var mı? Trabzonspor''u iş bilmezlerden kurtarmak için daha ne olmasını beklediler? F.Bahçe, Beşiktaş, G.Saray''da yaşanan başkanlık yarışının farkında değil misiniz?..
Dedik ya, bilmiyorsunuz... Bakmayla da anlaşılmıyor. Sormuyorsunuz, alo da demiyorsunuz... Bağımlı yazmanızı normal karşılıyorum...
Trabzon sokaklarında çok rahat geziyorum, şahitsiniz. Trabzonspor taraftarı Şirin Berber''in nereye bağımlı olduğunu çok iyi biliyor. Sorun onlara, öğrenirsiniz.
"Marmara Bölgesi Milli Takımlar altyapısı bilmem nesinin başına getirilme beklentili yorumcu" demişsiniz... Bak, bak, bak... Bak arkadaş, bu haberden hiç haberim yok. Fakat inan ki, bizim için iyi bir haber. Bu ülkede birileri Şirin Berber''i böyle bir göreve lâyık görüyorsa bundan mutluluk duyarız. Sizin kafanızdaki çelişkilerden biri olsa bile kulağa hoş geliyor. İçinde bulunduğum bu camia böyle bir göreve davul zurnayla gönderir bizi. Bizim için vatan hizmeti herşeyden önemlidir, bilirsiniz...

