Kaydet
a- | +A

Akıllı insanlar aynı hataları üst üste yapmazmış. İşte sayın hocamız Mustafa Denizli doğruyu buldu. Türk Milli Takımı''nı olabilecek en güçlü 11''iyle Portekiz''in karşısına dikti. İşte şimdi takım gibi takım olduk. Tehlikenin geldiği bölgeye önlem alan, kademeli olarak baskı yapan, rakibe düşünme fırsatı vermeyen bir Milli Takım... Oyunun şekline göre savunan, rakibin zayıf tarafına yüklenerek hücum eden Milli Takım...

Geçen üç maçta çeyrek finale çıkmış ama gerçek anlamda sevinememiştik. Sonuca sevinmiş, oynadığımız futboldan sıkılmış, turnuvanın alay edilen takımı olmuştuk. Yüreğime saplanan bir yaraydı, o kadar maçı geçtik, kendini gösteremedi bizim çocuklar diye iç geçirirdim. Şartlar uygun değildi. Hazır gelmemişti canlarım...

Çok yazdık, çok uyardık, sayın hocamızı inandıramadık. Herkes inanmış, sayın hocamız inanmamıştı Türk futbolunun gücüne. Rakipler turnuva öncesi hazırlanmışken, sayın hocam, İtalya, İsveç, Belçika maçlarını hazırlık olarak geçti. 4. maçta kendimize geldik.

Oynanan futbolu fark edebildin mi sayın hocam? Türk futbolunun çıktığı seviyeyi anlayabildin mi? Bak hocam, bu rakibin adı Portekiz. Her şeyleri yapanın adı Figo. Sağ tarafta oynayanın adı Conceiçao, kalenin önünde gezenin adı Joa Pinto, Rui Kosta, Couto... Hepsi dünya yıldızları. Gördün mü bunlar karşısında oynadığımız futbolu? Alpay atılana kadar, hatta bir eksik oynadığımız dönemdeki futbolu çözebildin mi sayın hocam?

Ama yok. Öyle bedavadan hazıra konma yok. Herşeyde olduğu gibi futbolunda adaleti var. Allah çalışana verirmiş. Verirken de inanan, inanmayan ayırmazmış. İsveç''i, Belçika''yı elerken, o formayı giyenlerin emeğinin karşılığını almıştık. Milyonların temiz gönlünün isteği olmuştu. Portekiz''i elememiz doğru olmazdı. Adamlar bizden çok çalışmışlar. Tüm hesabı eldeki malzemeden en yüksek verimi alma üzerine yapmışlar. En küçük detayı gözden kaçırmadan yarışmaya gelmişler...

Siz çizgilerin içinde çalışmayı bıraktınız, antrenman arası etrafa lâf yetiştirir oldunuz. Çocukların kafasını karıştırdınız. Hiç gereği yokken çocukların karşısına yeni rakipler ürettiniz. O kadar yüklediniz ki, ağırlığı taşıyamadılar. En zorunu en kolay şekilde yapan çocuklar, en kolayını beceremediler. Sahada tam sayıda kalmayı beceremediler, 11 metreden topu kaleye atamadılar...

Hocalar vardır takımının arkasından gider, hocalar vardır takımının sırtında gider, hocalar vardır takımına yön verir, tüm ağırlığı yüklenir, daha ileriye taşır. Beceremediniz sayın hocam, her oyunda takımın gerisinde kaldınız. Maksimum kaliteden minumum verim aldınız...

Büyük bir fırsat kaçırdık. Dünyanın en iyi takımlarından birini ezdik ama eleyemedik. Hiç üzülmüyorum. Kaybettik ama gururluyum. İnandığım gücü bu maçta gördüm. Gelecek için ümitliyim. Türk futbolu sel olmuş akıyor, tek sorun akıntının önünü kesmeyecek bir adam. Türk futbolu kendine yön verecek adamı arıyor...

Biz sizden razıyız, size inanıyoruz çocuklar. Size inanmayanlardan kurtulursak aydınlık günler yakındır...