Mustafa Denizli Milli Takımlar Sorumlusu olmadan önce de yazmıştım. O dönemde bu yükü kaldırabilecek iki - üç teknik adamdan biri olduğunu doneleriyle anlatmıştım. Dört senenin bitmesine az kaldı, sonuçta pek yanılmadık. Futbolcularla kontak problemi yaşamayan, eldeki malzemeden olabildiğince yüksek verim alan bir Mustafa Denizli seyrettik. Futbolcu seçimleri, kimi maçlardaki taktik tercihleri, ilk 11 oluşumu, oyuncu değişikleri gibi konularda çok zaman beğenmesek de hocanın genel performansını başarılı bulduk. Ayrıca uygulama makamında hocanın olduğunu, kararı vermeden önce bir kere deneme şansı olmadığını, ilk kararının hep son karar olmak zorunda olduğunu kantarın bir kenarına ekleyerek hocayı tarttığımızı, bu kıstaslar içinde Mustafa Denizli''ye geçer not verdiğimizi söyleyebiliriz...
Mustafa Denizli kendine has üslûbuyla farklı bir hocadır. Takımının oynadığı her mücadelenin içinde hoca vardır. Sinemada film seyreder gibi maç seyreden hocalardan değildir. Oyunun her kademesinde Denizli''nin etkisi vardır. Devamlı oyuna müdahale eder, taktik tahtasına çizdiği şablon üzerine futbolcularına yön verir. Hocanın hakımı, hocanın istediği gibi oynar.
Mustafa Denizli rakibi çok iyi analiz eder. Oyuncu seçimini, oyun taktiğini rakibe göre verir. Bir kere oynadığı rakibe ikinci maçta üstünlük kurar. Hatta ilk 45 dakika sonunda oyuna müdahale eder, aksağı eksiği giderir maçı lehine çevirir... Hoca aslında iyi bir hocadır. Her zaman doğruları yanlışlarından fazladır. Yanlış dediğimiz de nedir, takımlarında oynamayan futbolcular üzerinde ısrar etmesi, bazı maçların ilk bölümlerinde ya çok açılması ya da çok kapanması. Oyun görüşüyle maçları kurtarıyor fakat, futbolcu seçimlerindeki inadı başına işler açıyor.
Hocanın görev süresi bir ay sonra bitiyor. Neticede Milli Takım başarılı olmuştur, Mustafa Denizli de layık olduğu büyük kulübe büyük bir mücadelenin içine dalmıştır. İnanıyorum ki; Mustafa hoca bu görevinde başarılı olacaktır. Bizim meselemiz Milli Takım''ın yeni hocası kim olacaktır. Aslında bu soru için vakit erken fakat birileri rahat durmuyor, çok yönden hareket ederek milli makamı kapmaya çalışıyor. Anladığım kadarıyla kimsenin Milli Takım''ı düşündüğü falan yok, herkes eşine dostuna kıyak peşinde. Bedel ödeyecekler, bedel ödettirecekler...
Ortaya isimler atıyorlar, haberini yapıp gündem yapıyorlar. Bir çok kulüpde denenipte başarılı olamayanları allayıp pullayıp öne sürüyorlar. 96 Haziran''ında Fatih Terim bıraktığında yazmıştım; Mustafa Denizli ya da Şenol Güneş demiştim. O günden bu güne ne değişti. Yaptığı çalışmalarla bir başka isim araya girebildi mi? Biraz Erdoğan Arıca, biraz Sakıp Özberk, bir başka ismi sayabilir misiniz? Bilgisini, tecrübesini, kişiliğini takdir ettiğim üç teknik adamdan Şenol Güneş''i bir adım önde görüyorum. Şenol Güneş''in bu görevi daha çok hak ettiğine inanıyorum. Bizce Şenol Güneş, Mehmet Ali Yılmaz''ın gazabına uğramıştır. Türk futbolunda Fatih Terim yokken, Şenol Güneş gerçeği vardı. Dünya antrenörü Leekens''in işine son verdiren futbolcu kadrosu Şenol Güneş''le destanlar yazmıştır. Futbolumuzun kirliliğinden, masa başı oyunlardan, hakem kollamacılardan şampiyonluk kazanamamıştır, ama üç yıllık dönemde Şenol Güneş''in takımı gönüllerin şampiyonu olmuştur. Avrupa Kupaları''nda Trabzonspor tarihi başarılar elde etmiştir. İlk defa katılmaya hak kazandığımız Avrupa Şampiyonası''na Milli Takım''ı Trabzonsporlu futbolcular taşımıştır. Şenol Güneş sonrası Trabzonspor''u bir gözden geçirin, işte o zaman Şenol hocanın değerini daha iyi anlarsınız.

