Kaydet
a- | +A

Avrupa Şampiyonası''nda çeyrek finale çıktık. Sevinip kucaklaşmamız gerekirken, birbirimize düştük. On parçaya bölündük kördüğüm olduk. Herkes ayrı tarafa çekiyor, ortasını arayan yok. Son yılların modası farklı bir şey söyleyen, reytingini artırıyor... Mustafa Denizli''nin futbolu bilip bilmediği tartışılıyor. Hakan Şükür golcü mü, kazma mı kıyaslaması yapılıyor. Kulüp takımı, Milli Takım aynı kefeye koyulmuş tartılıyor...

Hoca, "2 Temmuz''da görevim sona erecek. Yazarlardan biri yerime geçebilir, bu işte daha çok para var" diyor. Hakan Şükür reytingcileri vatan haini ilân ediyor. Hoca, yazılanları soyunma odasına taşıyor, "Cevabını vermelisiniz, bunları susturmak için kazanmalısınız" taktiğini veriyor. Kazandı mı, "Nasıl becerdik" oluyor. Ters bir sonuç da "Moralimizi bozdular, konsantre olamadık" diyor...

Herşeyleri, herkeslerden çok bilenlerin oturduğu bizim tribünü tarif etmek mümkün değil. Bir bölümü Denizli ve talebelerinin aşığı, ne yapsalar alkış tutuyor. Bir kısmı düşman kesilmiş, vurdukça vuruyor. Dün beyaz dediğine, bugün kara diyenler var. Dakikalar 44 ''ü gösterene kadar Hakan Şükür''e küfrettiler. Çocuk kafaya çıktı, topa dokundu, oldu dünya yıldızı. Bir gün sonra yazılara baktım, salyalı ağızlar methiyeler dizmiş. Koçum, aslanım, Belçika fatihim... Saniyede fikir değiştiriyorlar, döndükçe dönüyorlar...

Gün geçtikçe iş karışıyor, çetrefilli bir hal alıyor. İşin tuhafı Denizli ve talebeleri, çizgilerin içini bırakmış kapışmanın içinde başrol oynuyor. Maç arası lâf yetiştirir oldular...

Basın tribününden çıkan saçma sapan iddiaları, eleştirip karalamaları normal karşılıyorum. Aynı şekilde herşeye pembe gözlükle bakanları da anlıyorum. Benim burada karşı çıktığım Denizli ve talebelerinin tavrı. Ömrünü futbol sahasında geçirmiş, futbolla yatmış, futbolla kalkmış birine "sen futbolu bilmiyorsun" diyene cevap verilir mi? Sevgili Hakan Şükür, delinin biri kuyuya taş atmış, sen ona vatan haini diyorsun. Karşına almış lâf yetiştiriyorsun. Dünya seni takdir etmiş, o hakaret ediyor, sen ciddiye alıyorsun. Bir düşünün bakalım, onlara cevap vermekle aynı seviyeye inmiş olmuyor musunuz? Aynı şekilde her yaptığınıza alkış tutanların size kötülük yaptığını bilmiyor musunuz?

Bugün kafanız çok karışık, büyük bir mücadelenin içindesiniz. Karşınızda dünya devleri var. Sevgili hocam, futbolcu kardeşlerim, aklınızı başınıza toplayın. Bırakın çizgilerin dışını, sadece futbol sahasının içine konsantre olun...

Geçmiş maçların analizini yapın. Nerde yanlış, nerde doğru, tespit edin. Üç maç oynadınız, rakiplere 22 gol pozisyonu verdiniz. Takım savunması olarak turnuvanın en zayıf ekibi oldunuz. Tehlikenin geldiği tarafta çoğalamıyorsunuz. Kolay çalım yiyor, kademede geç kalıyorsunuz. Özellikle orta sahadan atak yapan rakiplere karşı çaresiz kalıyorsunuz. Tam saha pres yapan takımlara teslim oluyorsunuz. Orta saha baskısını çözmekte zorlanıyorsunuz. İtalya ve Belçika maçlarının ilk yarım saatlerini bir hatırlayın, topu ayağınızda tutamadınız, üst üste iki pas yapamadınız... Üç maçın hiç bir anında takım olarak hücuma kalkamadınız. 270 dakikada Şükür ve Arif''in yardımına koşamadınız... İşin özeti, kötü savunan, etkili kontratak yapan bir takım görüntüsü çizdiniz...

Şampiyona hazırlıklarında hatalar yapıldığı doğrudur. En formda 11''le maçlara başlayamadığınız, oyuncu değişikliklerinin tam anlamıyla tutmadığı, saha içi organizasyonlarda aksamalar olduğu... Hakemlerin etkisi, taraftarın uyumsuz hareketi gibi birçok olumsuzlukların içinden sıyrılıp 8 takıma kaldınız. Kapasitenizin yüzde 30''unu kulanarak çeyrek finale çıktınız. Kopuk kopuk oynadınız, sadece ferdi becerinizi kullanarak bir büyük başarıya imza attınız. Türk futbol tarihini yeniden yazmaya başladınız. Bugün; 11 Haziran''dan daha iyisiniz. Oynadığınız üç maçta çok şeyler kazandınız. Kondisyon, dayanıklılık, devamlılık, moral olarak en üst seviyedesiniz. Bu millet size güveniyor. Kalbinizi temiz tutun, işinize bakın...