Kaydet
a- | +A

Günlük başarılarla, büyüklerle aynı kulvarlara çıkabilirsiniz fakat oralarda durmak, bilgi ister, beceri ister. Kısa vadeli demek tabii ki haksızlık olur. Dile kolay, tam 10 yıl tüm kupalara ambargo koymuş, Avrupa''nın devlerine kafa tutmuş bir camia için günlük başarı kelimesi doğru olur mu? Burada doğru olan Trabzonspor camiasının kendini yükseklere çıkaran değerlerden, zaman içinde uzaklaşmasıdır.

Bir piramit düşünün, en tepesine kurumu yerleştirin, diğer birimlerini de sorumluluğuna göre aşağıya duğru sıralayın. Altta görev alan her kesimin niyeti tepedekine hizmet olsun. Başkanının, yöneticisinin, teknik adamının, taraftarının, yazanının, konuşanının tek doğrusu, kurumu yükseltmek olsun.

İşte başarılarla geçmiş o 10 yılda böyle bir Trabzonspor vardı. Sivri zekasına dünyayı hayran bırakan Karadeniz insanı, olmazı olur yapmıştı. Çok zamandır çark tersine dönüyor. Kuruma hizmet için çalışanların yerini kendine çalışanlar işgal etti. Piramidi tersine çevirdiler, kurumu en alta, kendilerini en üste aldılar. Kurumun menfaatlerini en dibe, kendi çıkarlarını en üste koydular. Karışan yok, denetleyen yok. Çiftliğe çevirdiler kurumu, diledikleri gibi at oynatıyorlar.

Yıllık geliri 20 milyon dolar deklare ettiler. Üçle çarptın mı eder 60. Üç yıl önce görev aldıklarından beri, para eden kim varsa nakite çevirdiler. Stoper İskender''i bile 1 milyon dolara verdiler. Şota, Arçil, Nemsadze, Camarauli, Ogün, Abdullah, Hami, Tolunay, Ünal, Soner, Hamdi, Semavi... En azından 40 da gidenler yapar. Kasaya giren para 100 milyon dolar. Bir Allah''ın kulu çıkıp da "Nerde bu paralar" diye sormuyor. Eldeki futbolcuların hepsini satsan, nakite çevirdikleri üç adamı alamazsın. Bugün Trabzonspor, başkanına muhtaç. Başkalarının hibe edeceği paralara mecbur...

Esnaftan yardım, tribünden hasılat, bir kaç Trabzon sevdalısı cömert adamdan başka geliri olmayan o günlerin Trabzonspor''u fırtınalar estirirken, bugün milyon dolarlara sahip Trabzonspor diplerde dolaşıyor. Tuhaf değil mi sevgili Trabzonsporlular. Yoklukta şampiyonluklar, bollukta ıstırap, üzüntü, keder. Trabzonsporlu kime rastlasam, "Ne olacak bu takımın hali" diyor. Kan ağlıyor taraftar, futbolun konuşulduğu ortamlarda duramıyorlar.

Gözler görmez, kulaklar duymaz, futbol beyinleri çalışmaz oldu. Çok planlı, progamlı hareket ettiler. Sisteme karşı çıkan bir kaç adamı Trabzonspor düşmanı ilân ettiler. Kalemlerini, beyinlerini satmış elemanlarıyla, yaptıklarını makul gösterdiler...

F.Bahçe, G.Saray ve Beşiktaş''ın büyüklüğünün, yıllarca o noktalarda kalmasının arkasında sadece yönetenlerinin payı yoktur. Kulübün etrafında olan tüm brimler icraata ortaktır. En ufak bir sapmada, hedeften uzaklaşmada hemen ortaya çıkarlar, denetleme vazifesini görürler. Geçmişi bıraktım, yakın zamanı hatırlayın. Bakın bu kulüplerimizde ne büyük mücadeleler oldu. Cebinden milyon dolarlar vermesine rağmen, F.Bahçe camiası Aziz Yıldırım''ı ne hallere soktu. Eski başkanları, yöneticileri, taraftarı demediğini bırakmadı. F.Bahçe medyası olayları en ince ayrıntısına kadar araştırdı, en küçük yanlışı dahi gözler önüne serdi. Aynı şekilde Beşiktaş''ta efsane başkan Süleyman Seba "çağa ayak uyduramadı" gerekçesiyle alaşağı edildi. Avrupa şampiyonu Galatasaray''ın başkanının, yönetiminin yazılı ve görsel basındaki halini takip ediyor munuz? Bir tane memnun olan yok, bir tane seven yok...

Karşılaştırın Trabzonspor''la, benzerini bulamazsınız. Trabzonspor''un eski başkanları kayıp, eski idarecileri, taraftarı, hatta kulübün kurucuları hepsi saklandılar, ortaya çıkarana helâl olsun. Bir kaç arkadaş hariç medyadan da yıkıma karşı çıkan yok. Başkanımız ne yaparsa doğrudur hastalığına yakalanmışlar, el çırpıp övgü diziyorlar...