Ligimizin futbolu, "Bu gruptan rahatlıkla çıkarız" diyor, Milli Takım''ın futbolu tam tersini söylüyor...
Münih Olimpiyat Stadı''nda Almanlar''ı haps ederken ligimizin gerçeğini oynadık. Bir de Avrupa Şampiyonası''nda Portekiz karşısında ilk 45 dakika. Kalan hiç bir maçta bu futbol seviyesine çıkamadık...
Ligimizin gerçeği nedir? Üç ay önce Terim ve talebelerinin Avrupa''da kupa kaldırmasıdır. Beşiktaş''ın Barcelona''ya fark atmasıdır, Antalyaspor ve G.Antepspor''un ilk maçlardaki güzel futboludur. Bir de madalyonun arka yüzü var tabi ki. Aynı G.Saray Saint Gallen''in elinden zor kurtuldu, S.Graz''dan fark yedi... Beşiktaş, Barcelona maçının öncesinde ve sonrasında toplam on gol yedi... Antalyaspor ve G.Antepspor''da aynı çelişkiyi yaşattılar...
Kulüp takımlarının Milli Takım''dan bir fazlalığı var. Hiç olmazsa onlar bir iyi bir kötü. Milli Takım senede bir iyi, sonrasında hep orta...
Sanıyorum Terim''li G.Saray gerçeğini tam olarak anlayamadık. Ne yaparsak yapalım, mutlaka bir yerde bir eksiklik bırakıyoruz...
Önceki dönem inat, kompleks... duygular mantığın önüne geçti, olanı uygulamadık hep yeni bir şekil peşinde koştuk. Sıralama olarak mutlu olsak da, tarihimizde ilk puanı, ilk golü attığımız ilk defa çeyrek finale çıktığımız bir şampiyonada en kötü futbol oynayan iki ülkeden biri olduk.
Yeni dönemde Şenol hoca çok futbol adamının katıldığı şampiyon ağırlıklı ilk 11''de ısrar ediyor. Kağıt üzerinde doğru olan bu tercih saha içinde pek tutmuyor. En azından bir özel iki resmi maçta oynanan futbol bunu söylüyor...
Evet niyet doğru fakat icraat pek parlak değil.
Şimdi geldik tespitimizin en önemli yerine; UEFA izin verse G.Saray''ın yabancılarını da Milli Takımımız''da oynatsak, herhalde gene o futbolu göremeyiz. Üst üste 14 maç Avrupa''ya kafa tutan futbol seviyesine çıkamayız. Türk futbolcusunun Milan karşısındaki şahlanışını, Leeds, Mallarco, Dortmund maçlarındaki hakimiyetini ve finalde Arsenal oyunu...
Galiba işin sırrı Terim''de.
Terim''in takımı rakip gözetmeksizin hücum düşünüyordu. Her fırsatta her adamıyla karşı kaleye çullanıyordu. Maçların hiç bir dakikasında rakiplere hazırlık pası yapma imkanı dahi vermiyordu. Maksat kendi oyununu kolaylaştırmak, rakibin oyununu zorlaştırmaktı... Hakan Şükür''ün o dönemdeki sözleri olayı özetliyor; defans yapmayı beceremiyoruz o sebepten hep hücum oynuyoruz. İşte Fatih Terim''in futbol felsefesi budur. Kendine güven, konsantrasyon, motivasyon..
Bir önemli nokta daha Terim''in kadrolarında her zaman bir organizatör mevcuttu. Hagi ile gemiyi koşturan Terim o olmadığında Sergen''i kullanıyordu. Bugün Sergen formunun zirvesinde...
Bizim iddiamız budur, Emre de gelse Okan da gelse illa da Sergen. Önce Sergen sonra güven, sonra hücum, hücum, hücum...

