Kaydet
a- | +A

Göze çarpan ilk özellikleri takım savunmaları. Gol için her türlü varyasyonları yapıyorlar, ayağa garanti paslarla hiç acele etmeden rakibin zayıf tarafına yükleniyor. İkiye bir, arapaslı bindirme, boşa kaçma, şut, orta... Herşeyi en üst seviyede yapıyorlar. Tüm hücum denemelerinin arasında defans tedbirini hiç aksatmıyorlar... Dakikalar ilerledikçe oyun kilitlendi. Hocaların tahtaya çizdiği taktikler eksiksiksiz işledi. Oyunu çözecek, neticeyi alacak özellik, kişisel beceri, bireysel yeteneklerde Fransızlar daha üretken. Beklenmeyen hareket yapanlar çoğunlukta. Ne zaman, nerede, ne yapacağı belli olmayan Zidane, süper çabuk Henry... Dino Zoff hesabını yapmış, tüm tedbirleri almış, iki etkili yıldızı çok adamla kapatmış.

Sıkıcı bir maç oldu. Seyir zevki hiç yükselmedi. Avrupa''nın finali bitti, anılarda kalacak bir pozisyon olmadı. Övülecek tek taraf güçlü savunmalar.

Tribünler full dolu, ekran başında milyonlar... Seyredeni heyecanlandıran bir hereket yok. Avrupa futbolu kendini sorgulamalı. Bu kadar ilginin karşılığı bu olmamalı.

Şu İtalya''nın futboluna bir bakın. Kazmalar topluluğu. Üstelik bu yeteneksizler, şempiyonanın en iyisi Hollanda''yı elediler. 11 kişi geriye dizildiler, buralara geldiler.

Tek maçtır, sonunda büyük kupa var denebilir. Fakat bu İtalyanlar hep böyle oynadılar. Futbolu çirkinleştirdiler, rakipleri bozdular, kendilerine uydurdular.

Aslında İtalya futbolu bu değil. Bu bir Dino Zoff klasiği. Çocukluğumun en sıkıcı şampiyonasıydı. Kupayı İtalya kazanmıştı. Kalede Zoff vardı, top hep onun elindeydi.

Hocam derdi ki, "Futbol topunun beyni var, gözü var, yüreği var." Meşin yuvarlak dayanamadı, hak edene hakkını verdi. Son dakikalarda Feyenoord Stadı''na adalet geldi. İtalyan duvarından seken top Wiltord''un önüne düştü. Maç altın gole geçti. Istırap dakikalarında Trezeguet çaktı, Fransa şampiyon oldu.