Küçük kuş: Beni ne yapacaksın? Adam: Kesip yiyeceğim. Küçük kuş: Benim bir lokmacık etim, ne karın doyurur, ne de bir derde deva olur. Beni bırakırsan sana üç mühim nasihatte bulunurum. Adam: Nasihatleri söylersen seni bırakırım. Küçük kuş: Birini elinde iken, ikincisini şu ağaca konunca, üçüncüsünü de karşı tepeye varınca söylerim. Adam: Peki birincisini söyle... Küçük kuş: Elinden çıkan şeyin hasretini çekme! Adam: İkincisi ne? Küçük kuş, ağaca konunca der ki: Olmayacak şeye inanma. Adam: Üçüncü nasihati söyle.
Kuş karşı tepeye varınca der ki: Sen nasıl adamsın! Benim kursağımda ellişer gramlık iki tane inci vardı. Beni kesseydin, bu incilere sahip olacaktın. Adam, inci sözünü duyar duymaz ''eyvah'' diyerek dövünmeye başlar. Sonra der ki: Haydi üçüncüsünü söyle! Küçük kuş: Sen iki nasihati hemen unuttun. Üçüncüsünü söylesem ne faydası olacak? Adam: Söyle belki bunu unutmam. Küçük kuş: ''Elden çıkan şeye üzülme'' dedim, beni bıraktığına üzüldün. ''Olmayacak şeye inanma'' dedim. Etimle, kemiğimle 100 gram gelmezken, kursağımda elli gramlık iki tane inci olduğuna inandın. Adam: Üçüncü nasihati söylemeyecek misin? Küçük kuş: Senin gibilere nasihat kâr etmez. Aç gözlülük insanı kör ve sağır eder. Hakikati görmeye mani olur. ----- AĞACI KURT ÖĞRENCİYİ
ZAYIF NOT BİTİRİR ------ Sakıncalı deney Sabri, okuldan eve oldukça neşeli bir şekilde geldi. Annesi merakla sordu: - Okul iyi geçti galiba. Ne yaptınız bugün? Sabri, yine güler yüzle anlattı: - Deney yaptık, patlayıcı madde imal ettik...
Anne biraz korkuya kapıldı: - Peki yarın ne yapacaksınız okulda? Sabri, gayet rahat bir şekilde cevap verdi: - Hangi okulda!.. ------ Bize yazın Çocuklar kendi çalışmalarınızı gönderin yayınlayalım.
İşte adresimiz Türkiye Gazetesi
"Oyun Parkı Sayfası"
29 Ekim Caddesi 34197 Yenibosna İSTANBUL

