Kaydet
a- | +A

Ömer Rızâî hazretleri zaman zaman mahalleleri, kahveleri dolaşır, garip, kimsesiz, yetim ve yoksulları bulur, ihtiyaçlarını görürdü. Ancak hükümet kapısına bir defâ bile gitmedi. Dâimâ sünnet-i seniyye üzere hareket edip dünyâ işlerini dahi niyetini hâlis kılmayınca, Allah rızâsı için düşünmeyince işlemezdi. Devlet ileri gelenlerinden kimsenin konağına gitmezdi. Duasını alacaklar ona gelirdi...

"Seksen bin asker hazır" Hâfız İsmâil Paşa da, Ömer Rızâî hazretlerinin zaman zaman ziyâretine gider ve duâlarını alırdı... 1805 yılında Sadâret makâmına geldikleri zaman bir gün Sultan Üçüncü Selîm Han; "Seksen bin asker hazır eyledim. Tuna boyuna göndermek murâdımdır" diye emir buyurdular. Bu emri alan İsmâil Paşa derhal o mübareğe gelerek durumu bildirdi ve teveccühleri ile hayır duâlarına mazhar olmak istedi...

Lâkin Ömer Rızâî hazretleri hiçbir söz beyan etmedi. O gece rüyâlarında hazret-i Ebû Eyyûb el-Ensârî hazretlerinin türbe-i şerîflerine dâvet olundu. Vardıklarında kıbleyi şerîfe karşı oturan iki muhterem zât gördü. Onlar da Ömer Rızâî Efendiyi gördüklerinde; "Gel yâ Şeyh Ömer! Bizleri bilir misin? Ben Fâtih Sultan Mehmed''im bu da oğlum Bâyezîd''dir. Sultan Selîm oğlum Tuna cihetine asker göndermek ister. Ancak şimdi vakti değildir. Terk eylesin. Fesâda sebeb olur, haber ver" diye emir buyurdu...

Padişahı şehit ettiler Ömer Rızâî hazretleri bu vakayı derhal İsmâil Paşaya yazarak haber verdi. Bunun üzerine harp ilânından vazgeçildi. Ancak 1806''da sadârete getirilen İbrâhim Hilmi Paşa döneminde Rusya''ya harp ilânı ile çıkan savaş ülke içinde fitne çıkarmak isteyen Nizâm-ı Cedid düşmanlarını harekete geçirdi. Kabakçı Mustafa adındaki bir âsinin liderliğinde kısa zamanda büyüyen isyan, Üçüncü Selîm Han''ın tahttan indirilmesine ve nihâyet şehit edilmesine kadar vardı...

ÖNE ÇIKANLAR