Kaydet
a- | +A

Timur Han''dan sonra yerine geçen oğlu Şahruh Mirza, babası gibi âlimlerle oturup kalkmaktan zevk alırdı. Şahruh''un çevresindeki ulemadan ve velîlerden biri de Seyyid Nimetullah Kirmanî idi. Nimetullah Efendi''nin dilinden düşürmediği bir söz vardı: "Allah haramdan kaçanı korur..." Bu sözü sık sık tekrar eder, bununla biraz da hükümdar ve adamlarını uyarmak amacı güderdi... Şahruh da bunun her zaman mümkün olmayacağını, insanın bazen bilmeden de harama el uzatabileceğini düşünürdü...

"Sahibinden habersiz kestik!" Şahruh bir gün sarayında özellikle Nimetullah Efendi''yi ağırlamak üzere bir ziyafet düzenledi. Bütün davetliler sofraya oturdular. Baş yemek kehribar gibi kızarmış bir kuzu çevirmesiydi. Her zaman olduğu gibi Nimetullah Efendi "Allah haramdan kaçanı korur..." sözünü tekrarlayıp duruyordu... Nihayet yemek bitti. Şahruh, Nimetullah Efendi''ye sordu:

- Allah haramdan kaçanı her zaman ve her durumda korur mu hocam?

- Evet korur, haramdan kaçana Allah haram nasip etmez.

- Ama hocam bu yediğimiz kuzu sahibinden habersiz kesildi ve siz de yediniz! - Hayır, ben haram yemedim! Eğer inanmıyorsanız, kuzunun sahibine sorun...

"Zaten ona ikram

edecektim" Gerçekten hükümdarın adamları, (parasını daha sonra vermek üzere) kuzuyu, yaşlı bir kadın olan sahibinden habersiz almışlardı. Kadıncağıza gidip, durumu anlattılar ve kuzunun parasını ödemek istediklerini söylediler. O da parasını almayı kabul etmedi ve kendilerine şöyle dedi:

- Ben o kuzuyu zaten Nimetullah Efendi''ye ikram etmek için yetiştiriyordum! Size de, onun hürmetine hakkımı helal ettim! Bu sözleri duyan Şahruh''un, Nimetullah Efendi''ye olan sevgisi daha da arttı...

(Şahruh Mirza, Osmanlıya hiç köstek olmamıştır. Venedikliler onu Osmanlılar üzerine çekmeye çalışmışlar, ancak o; Hıristiyanlarla cihad içinde bulunan Osmanlılarla bir harbe girmemiştir.)

ÖNE ÇIKANLAR