G.Saray, maçtan önce galibiyet adına yaktığı ışıkları daha oyunun ikinci dakikasında volümünü çok şık golle yükseltmesine rağmen, tempoda düşürme yapmayınca ev sahibi F.Bahçe''ye, içinde kaleci ve savunma hataları da olan 4 gollü bir galibiyet sundu.
Tabii ki, Skibbe''nin eğrisi doğrusuna denk gelerek tuttuğu Baros ve Ümit ikilisi ile oyuna çıkması da, bir Benfica maçı aldatması olarak, bu yenilgiyle ağır fatura olarak geri döndü.
F.Bahçe, Alex''siz oynamanın rakibe aynı tempoyla cevap verebilme avantajını yaşadı. Bu F.Bahçe''nin galibiyetindeki bir numaralı etkendi. Selçuk''la Maldonado, Lincoln''ün uç adamı arkasındaki boşluklarda istediklerini yapabilmek adına gösterdiği gayreti, bir gol hariç hemen hemen sıfırladılar. Deivid''in takıma girişiyle ve de sık sık ön liberolarıyla bütünleşerek oynaması, F.Bahçe''nin yumuşak karnı olan orta alanda da dolgu görevi yaptı. Dolayısıyla kolay geçilme yollarını kapadı. Uğur da zaman zaman bunu yaparken, Gökhan''la çıkana kadar Roberto Carlos, karşılamada tek kalmalarına rağmen direnç gösterebildiler.
G.Saray''ın en kenar adamları orta alanları ile hiç bütünleşemezlerken, Ayhan adeta tek başına 4-5 görevi üstlenmek zorunda kaldı. Skibbe, değişikliklerde de doğru yolda değildi. Sadece Ümit''i alıp, Baros''u ortaya sürerek, kenarda Kewell veya Aydın formülüne gitmeliydi. Ama o öyle yapmayıp, iki boş yani Nonda-Kewell değişikliği yaparak temponun da düşmesine adeta çanak tuttu.
F.Bahçe''nin Arsenal maçındaki oyununu kabullenemeyen futbol cahilleri de, özellikle ikinci devredeki oyunun Londra''dakine çok benzeyerek farklı galibiyeti getirişine acaba ne masal yazacaklar çok merak ediyorum.
Sonuçta Türkiye''de belki de tek başına arkasında durduğum Aragones, hem Skibbe''ye hem de Türkiye''de futboldan çok anlayan (!) ünlü otoritelere güzel bir ders verdi.

