Bilmişlik yaptığımda “Alçacık boyu var türlü türlü huyu var nedir bu?.." "Sen!” derdi rahmetli ninem, aklıma geldi bilmeceler birden. Bilmeceler sadece çocuk işi değil. Hepimiz seviyoruz. Hele de eski ve yöresel olanları...
E ben de toparladım enteresanları. Ha bir de; kıyamadım size, yanlarında da hazır cevapları…
***
Yazı yazar molla değil, semeri var eşek değil. (Salyangoz)
Deve tabanı, zincir sabanı, dünya yıkılsa demez yalanı. (Kantar)
Babam kandil, dedem çıra, işin yoksa beni ara. (Ampul)
Dört ayaklı bir ayı üstünde kabadayı. (Sandalye)
Kapıları açar, kapatmadan kaçar. (Rüzgâr)
Atlayarak yürür, patlayarak ölür. (Pire)
Bize bir kadı geldi; dünyanın tadı geldi (Tuz)
Çarşıdan aldım kapkara, eve geldim kızardı maskara. (Kömür)
Çıt demeden çalıya düştü. (Güneş)
Bir küçücük kumbara, ekin taşır ambara. (Kaşık)
Ey milidi milidi, dış kapının kilidi, yatsıdan sonra bize gelen kim idi? (Uyku)
Pişirirsen aş olur pişirmezsen kuş olur. (Yumurta)
Şıp benim alnıma, şıp senin alnına. (Yağmur)
Kokusu var gül değil, toz gibi ama kül değil, dağı taşı devirir dev değil. (Barut)
Etten kantar, altın tartar. (Kulak-küpe)
Kabuğu var içi yok, sopa yer suçu yok. (Davul)
Buradan attım kılıcı, Halep’te oynar bir ucu. (Şimşek)
Dışı var içi yok, tekme yer suçu yok. (Top)
Cıngıllı tas, duvardan as. (Saat)
Dal üstünde kilitli sandık. (Ceviz)
Hanım içeride saçı dışarıda. (Mısır)
Dam üstünde takır tukur, sandım kızlar kilim dokur. (Yağmur)
***
Gökte açık pencere kalaylı bir tencere. (Ay)
Yarım kaşık, duvara yapışık. (Kulak)
Tak burada tak şurada tak kapının dibinde. (Süpürge)
Küçük boylu kadife tonlu. (Patlıcan)
Küçücük yastık, içine un bastık. (İğde)
Bıttırıcık, boynu eğricik. (Nohut)
Dedemin fesi, acı gelir nefesi. (Biber)
Elde kat kat, ocakta pat pat. (Mısır)
Geriden baktım ıldır ışık, yanına vardım yüzü kırışık. (Kaplumbağa)
Dışı katık, içi kütük. (Zeytin)
Nazlı gitse izi yok, hızlı gitse tozu yok. (Arı)
Takır takır takraba, içinde var akraba. (Beşik)
***
Elul melul, kitli demir, vur başına, otur kemir. (Ceviz)
Karşıdan baktım çalı çeper, yanına gittim bir top şeker. (Böğürtlen)
Zenginin elinde, fakirin dilinde. (Para)
Ağzı yok karnı tok. (Yastık)
Damdan düştü kırılmadı, bir yumruğa dayanamadı. (Soğan)
Karşıda bir kırmızı kilim, yanına vardım dilim dilim. (Kiremit)
Bin bıyıklı tahta kayıklı. (Fırça)
Âlemi döndürür felekten, dünyayı geçirir elekten; her başta bulunmaz bu yüksek dilekten. (Akıl fikir)
Ninem diyor ki; Arife tarif gerekmez.

