19 YAŞINDAYKEN KALP NAKLİ OLAN YAĞMUR, O AİLE İLE BULUŞUNCA GÖZYAŞLARI SEL OLDU Mutlu bir evlilik sürdüren Yağmur, "Bana kalbi nakledilen Kâmil''in ailesini görünce dünyalar benim oldu, sanki gerçek ailem karşımdaydı" dedi
Artık üç anne ve babaya sahibim!
''Seni görmeye geldim kızım'' Ve o an geliyor... Yağmur''un Sultanbeyli''deki evinin önünde Kâmil''in babası Yılmaz, annesi Naile, kızları Duygu ve amca çocukları Yıldıray Kılıç ile buluşuyoruz. Yeni ailesini kapıda karşılayan Yağmur, onlara tek tek sarılıyor, sanki kırk yılın hasretini gideriyor. Naile Hanım, "Kızım, seni görmeye geldik" deyince gözyaşlarına söz geçmiyor. Yılmaz Bey ve Naile Hanım, aralarına aldıkları Yağmur''a adeta titriyorlar. Salonda büyütülüp çerçeveletilen Kamil''in fotoğrafını gören anne dayanamıyor, "Ne olur o fotoğrafı kaldırın. Ben onun kalbini ziyarete geldim" diyor. Yağmur''a daha da sıkı sarılıyor. Laf lafı açıyor, çaylar, kahveler birbirini takip ediyor... Yağmur''un "Sizleri annem ve babam olarak görüyorum" sözleri ile derinleşen sohbete, şeker hastalığından dolayı üç buçuk yıl önce ayakları kesilen babası Sefer Özdemir ve annesi Aysel Özdemir de katılıyor. Kızlarının yeniden sağlığına kavuşmasında büyük katkıları olan Kılıç ailesine minnet duyduklarını söyleyen anne ve baba, "Canı veren de, alan da Allah. Bir de sebepler var. Siz, kızımızın yaşamasına vesile oldunuz Allah ne muradınız varsa versin" diye dua ediyor. Cevap da hislendirici: "Biz evladımızın organlarını verdik, başka evlatlar yaşasın diye!" Yağmur Özdemir 20 yaşında... 3 yıl önce mutlu bir evlilik yapan Yağmur, ilk yıllarında bayılma nöbetleri yaşar. Çeşitli hastanelere gider, nefes darlığı, bunalım gibi teşhisler konur, ilaç verilerek gönderilir. Taa ki bir gün annesi onu evde baygın bulup, Koşuyolu''na götürünceye kadar... Kontroller, filmler, tetkikler derken kalp nakli bekleyen üç yüz hasta arasına katılır. Birbuçuk senelik bekleyişin ardından bir gün telefonu çalar. Telefondaki ses, "45 dakika içinde hastaneye gelebilir misin?" diye sorar. Bırakalım, bundan sonrasını kendi anlatsın: "Evim Sultanbeyli''deydi. Hastaneye varmam uzun sürmedi. Laboratuvara geçmemi istediler. Gittiğimde birçok insan bekliyordu. Kan falan alındı, beklemeye başladım. O ana kadar niye kan verdiğimi bilmiyordum. Bir doktor, ''Yağmur, Okmeydanı''nda bir kalp çıktı. Arkadaşlar almaya gittiler. Eğer uyarsa sana takabiliriz'' dedi. Bekleyen kaç kişi olduğunu sordum. ''30'' cevabını alınca yıkıldım. Ne zordu? Hangimize uysa, diğerleri yıkılacak. Bu düşüncelerle dalmışım. ''Yağmur, hazırlan!'' ikazıyla yoğun bakımın yolunu tuttum. Ameliyat 5 saat kadar sürmüş. Uyandığımda annemi, babamı görmek istiyorum demişim, ''Biz zaten buradayız'' demişler, demesine de gün içinde aynı şeyleri tekrar edince korkmuşlar. Kalbini aldığım Kâmil Kılıç''ın ailesine ulaşmaya çalışmışlar, başaramamışlar. Kendime geldiğimde internetten adreslerini bulup telefonla ulaştım. ''Yataktan kalkar kalkmaz sizleri ziyarete edip teşekkür edeceğim'' dedim. Babası Yılmaz Bey, ''Sen rahatsız olma kızım. Sen de bizim evladımızsın, biz sana geleceğiz'' dedi. Ertesi gün Yılmaz Bey ve Kâmil''in kuzeni Yıldıray Abi, bir demet çiçekle odama geldi. Dünyalar benim olmuştu. Sanki gerçek babam karşımdaydı. Kâmil''in 18 yaşında olduğunu ve bir kurşunla vurulduğunu, beyin ölümü olunca da organlarını bağışlama kararı aldıklarını öğrendim. Yılmaz Bey, ''Bir oğlum, bir kızım vardı. Şimdi iki kızım oldu'' dedi. '' Annen ve ablan dayanamadığı için gelmedi. Ama seninle telefonla görüşmek istiyorlar'' diyerek telefonu bana uzattı. Onlar da evime geleceklerini söyleyip, vedalaştılar. Ben de o ailenin bir ferdiyim artık. Şimdi üç annem, üç babam var..." GÖZ YAŞARTAN BULUŞMA Ameliyat sonrasında unutkanlık başlayan ve sürekli gülme krizlerine giren Yağmur''a, bir de yakın çevresi "sesin kalınlaştı" demiş. Ancak bunlarla hiç ilgilenmiyor. ''Üçüncü ailesi'' onu ziyarete gelğinde oldukça duygusal anlar yaşanıyor!..
Artık üç anne ve babaya sahibim!
18 yaşında hayatını kaybeden Kâmil''in kalbi, Yağmur''a nakledildi.
Artık üç anne ve babaya sahibim!
KÂMİL''İN KALBİNDE BİR ARAYA GELDİLER İki ailenin oldukça samimi havada geçen buluşmasında, acılı anne Naime Hanım, oğlu Kâmil''in son gününü şöyle anlattı: "Gezmek için dışarı çıkacaktı. Pek gönlüm olmadı, ısrar etti, motosiklete binip gitti. İçimden bir şeylerin akıp gittiğini hissettim. Bir sokaktan iki kere geçti diye psikopat bir baba ve oğlu tarafından kurşunlanmış. Makineye bağlı yaşıyordu, kalbini bağışladım. Şimdi onun kalbini ziyarete gelebiliyorum. Bu evde oğlumu görüyorum..." Buluşmada kuzen Yıldıray''ın yaptığı espriler hüzünlü havayı dağıttı. Kız arkadaşım eski kalbimde kaldı Recep Aşçı... İstanbul''un en gözde otellerinden birinde çalışıyordu. Tansiyon şikayetiyle başlayan hastalığını birkaç gün otel doktoru gözetiminde geçiştirdi. Karnında ortaya çıkan şişlikler ve yürüme zorluğu üzerine otel doktoru, Recep''ten tomoğrafi istedi. 1995 yılında bir kardeşinin kalp krizinden öldüğünü söyleyince göğüs hastalıkları uzmanının odasında buldu kendini... "Bütün organların şişmiş" cevabıyla da hemen anjiyo yapıldı. Teşhis kalp büyümesi, çare nakil. Hastalığı ortaya çıkalı bir ay olmuştu. Kız arkadaşıyla Ortaköy''de sinemadaydı. Tom Hanks''in "Postman" filmi yeni gösterime girmişti. Film arasında evi aramak geçti içinden. Babası, "Seni hastaneden aradılar. Ercan Bey diye bir doktor. ''Çok acil görüşmemiz lazım'' dedi" diyerek hastanenin numarasını verdi. Ve Recep ''Arasam mı aramasam mı?'' tereddütleriyle telefonu çevirdi. İşte ne olduysa bundan sonra oldu. Recep Aşçı o anı şöyle anlatıyor: TORUN SEVMEK İSTİYORLAR "Telefondaki Altuğ hocaydı. ''Çok acil hastaneye gel, kalp çıktı'' dedi. Ben de çok iyiyim dedim. Aslında ihtiyacım yok gibiydi. ''Hocam biraz düşüneyim çok acil oldu'' dedim. ''Yarım saat süren var'' demesine rağmen 5 dakika sonra aradı, kabul ettim. Kendimi iyi hissediyordum ameliyat masasına da yürüyerek gittim. 12 Mart 1998''de nakil oldum. İzmir''den 17 yaşındaki Nesime Şenocak''ın kalbini takmışlar bana. Allah razı olsun. Ama halen gerekli miydi diye düşünüyorum..." Nakilden sonra kalbini aldığı kızın ailesi tarafından arandığını da anlatan Recep, "Annesi çıktı telefona, ''Niye evlenmiyorsun? Bir daha aradığımda inşallah evlenmiş olursun'' dedi. Arada sırada arıyor ve artık torun sevelim diyor" şeklinde konuştu. Recep, nakil olduktan sonra sinemada birlikte film izlediği arkadaşından da ayrıldığını belirterek, "Kız arkadaşım eski kalbimde kaldı. Birkaç evlilik denemem oldu. Fakat evlenemedim. Bazıları benim nakil olduğumu duyunca vazgeçiyor" dedi.
Artık üç anne ve babaya sahibim!
DUYGUSAL FİLM İZLEYİNCE AĞLIYORUM 11 yıl önce kalp nakli gerçekleşen Recep Aşçı, çok sağlıklı olduğunu söylüyor ve hayatındaki en önemli değişikliği şöyle anlatıyor: "Bazen televizyonda duygusal film izliyorum. Bir de bakıyorum ki gözlerimden yaş geliyor. Yanımda birisi birşey anlattığında, ona gülerken bile ağlayabiliyorum..." Artık giysilerimi beğenmiyorum! Üç yıldır kalp hastası olan 31 yaşındaki Birgül Pektaş, yeni kalbine 3 Haziran 2008''de kavuşmuş. Kalp büyümesine bağlı olarak gelişen kalp yetmezliği sonucu nakil listesine kayıt edilen Birgül, diğerleri gibi uzun süreli organ beklememiş... Hatta bunu anlatırken, "5 ay gibi kısa sürede bana uygun kalp bulunmasına ben bile çok şaşırdım" diyor ve ekliyor; "Kendimi kötü hissediyordum. Cuma günü hastaneye geldim, yatırdılar. Pazartesi günü kalp çıktığını söyleyip ameliyata aldılar." Nakil beklerken ölüm korkusu yaşadığını da söyleyen Birgül, "Biri 10, diğeri 4 yaşında iki çocuğum var. Nakil çıkar mı çıkmaz mı diye tereddütlerim vardı. Ya ölürsem korkusu ile ameliyata girdim. ''Hastayı kaybediyoruz'' sesleri geliyordu. Meğerse karşımdaki hastaya müdahale ediyorlarmış. Bunu gözlerimi açtığımda fark ettim" diyor. Nakil sonrasında hastanede 4 ay 17 gün kalan Birgül, kalbini aldığı kişiyi henüz öğrenememiş. "39-40 yaşlarında bir hanımın kalbini almışım. Ona sürekli dua ediyorum. Ailesine, çok aramama rağmen ulaşamadım " diyen Birgül, uzun süre ayrı kaldığı çocukları için hayata tutunacağını söylüyor. 1994 yılında organlarını veren Kasım Pektaş ise, "Bugün biz birinin organı ile mutlu olduk. Öylesine, bilmeden doldurduğum formda organlarımı verdim. Bu meselenin bu kadar önemli olduğunu şimdi fark ettim" diye konuşuyor. Kasım Pektaş, eşinin huylarında değişiklikler olduğunu söylüyor, "Şimdi çok sakinleşti. Fakat artık kıyafet beğenmiyor. Ben sokaklarda kağıt toplayan bir adamım. Kıyafete para mı dayanır?" diyerek espri ile karışık eşinden şikayetçi oluyor. Birgül ise kabul ediyor, "Eskiden ne bulsam giyiniyordum. Şimdi beğenemiyorum, elimde değil" diyor.
Artık üç anne ve babaya sahibim!
''Az kalsın biz de donör oluyorduk'' Dr. Deniz Çevirme, kalp nakilleri konusunda çalışan en genç doktorlardan biri. Hastaların dertlerini dinliyor, nakledilecek kalbi almak için şehiriçi, şehir dışı yolculuklar yapıyor. Ellerinde piknik tüpüne benzer bir çanta ile organ taşırken çok sürpriz olaylarla da karşılaşıyor. İşte onlardan bir tanesi: "Bir keresinde Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi''ne gitmiştik. Beyin ölümü gerçekleşmiş bir donörün kalbini alacaktım. Sedyeyi asansöre yerleştirip çıkmaya başladık. Birinci katı geçmiştik ki asansör birden yere çakıldı. yanımdaki hemşire hanım bir tarafa ben diğer tarafa düştüm. İlk defa kendimi donörün yerine koydum. Ölümü yakınımda hissetiğim ilk andı. Bir süre uğraştıktan sonra bizi dışarı çıkardılar. Doktor arkadaşlar asansörün kapısına gelmiş, şakayla karışık ellerini ovuşturuyor, ''Biz de iki donör daha geliyor diye sevinmiştik'' diyorlardı..."