Kaydet
a- | +A

Geçenlerde Galeria''nın sinema gişesi önünde eski bir spor yazarı dostumu gördüm. Mesleği bıraktıktan sonra su dükkanı açmış. Başarılı bir gazeteciydi ama genç yaşta işini değiştirmişti.

- Neden, diye sordum. - Boş ver, dedi. Bu "boş ver"in altında önemli bir mazeret olduğunu bakışlarından sezince, üsteledim. İyi ki üstelemişim. Anlattıkları çok çarpıcıydı.

*** "İki-iki buçuk yıl önceydi.

Bizim takımın UEFA Kupası ikinci tur rövanş maçında İstanbul''da beklenmedik bir şekilde elendiği maçtı. Yediğimiz iki golde de liberomuzun büyük hatası vardı ve ben taraftarlığımın da etkisiyle maç yorumumda ağır ifadelerle onu suçlamıştım. Ertesi gün öğle saatlerinde gazetedeki telefonum çaldı; suçladığım oyuncu arıyordu. Aramızda şöyle bir konuşma geçti:

- Görüş ve yorumlarınıza söyleyeceğim bir şey yok. Bugüne kadar hiçbir gazeteciyle ne tanıştım, ne de telefonda konuştum. Ama bu telefonu annemin aşırı ısrarıyla açıyorum. Şu an annem de yanımda ve gözyaşıyla konuşmamı dinliyor. İki suçlamanız onu yıkmış; ''Babanın çiftliği mi?'' ve ''Vatan haini misin?'' sözleriniz... - Ya, onlar teşbih.. Peki sen gollerde hatalı olduğunu kabul etmiyor musun?

- Maç geride kaldı beyefendi; sizden bir ricam var. - Buyurun. - Şimdi söyleyeceklerimi yazmayacağınıza söz vermenizi istiyorum.

- Sen söyle, takdir bana ait.

- Lütfen, samimi bir dertleşme kabul edin bunu... - Peki peki... - Bakın beyefendi, benim hiç babam olmadı. Ben doğduğumda o ölmüş, 1974 yılında... Bunu takım arkadaşlarım bile bilmez. Babam Kıbrıs''ta şehit olmuş. Annem ''Şehit yuvası terk edilmez'' diyerek evlenmemiş. Dul kaldığı 19 yaşından beri benim hem annem, hem babam, hem kardeşim oldu o... Benim için ''Babanın çiftliği mi?'' diye yazmanız değil, biricik annemin bu şekilde üzülmesi mahvetti beni... Onu böyle hıçkırıklarla sarsmaya ne hakkınız var?

*** Cevap vermeme bile fırsat bırakmadan ''Tamam annem, sus artık...'' diyerek kapattı telefonu... Ve benim kalem de o gün kırıldı..."

ÖNE ÇIKANLAR