Beşiktaş kendi oyunundan önce F.Bahçe''nin puan kaybedişiyle hani diyorlar ya "Gaza gelmiş olarak" sahaya çıktı, oyuna da öyle başladı ama karşısında da klasmandaki yeri ve puanı sebebiyle zaten köpürmüş bir Rizespor buldu.
Ben dün akşamki maçın sonucunu bir kenara koyup, her iki takımın da, takım presinin olmazsa olmaz uygulamasında, çok çağdaş görüntüler çizdiklerini vurgulamak isterim. Kaybedilmiş bir topun ve de yanlış kullanılmış bir pasın ardından, rakibin bundan avantaj bularak eylem koymasına, kademeli pres yapılarak her iki tarafça da engel olundu. Yani, futbol oynatmamak, günümüz futbolunda rakibin planlarını bozmak stratejisi, her iki takımda da vardı. Ama daha organize atak geliştirmek, daha doğru yerlerde durup paslaşmak, ev sahibi Beşiktaş''tan çok Rize''de görüldü. Zaten benim yazıyı vermeye başladığım 75. dakikaya kadar da ev sahibi Beşiktaş''ın yarım, Rizespor''un da 1.5 pozisyonu vardı diyebiliriz. Rizespor''un hiçbir şekilde geride yığıntı yapmadan oynama düşüncesi ise Beşiktaş''ı daha dikine çıkan kontratağı da bulan bir takım görüntüsüne büründürdü ama Burak''ın atlet kimliğinden bir türlü kurtulamayıp futbolcu niteliklerine kavuşamaması, Delgado''nun her topu kaybedişi, Nobre''nin inanılmaz efor sarfiyatıyla, Ricardinho''nun teknik gösterisini tabelaya zenginlik olarak yansıtamadı. Koray''ın, Serdar''a daha çok yapışık oynaması, yani bu yukarıda saymaya çalıştığım Beşiktaş zaaflarını kapatmaya yönelik ileri çıkışları az olunca, Tigana daha narkozdan yeni çıkmış Bobo''ya bile sarılmak zorunda kaldı. Beşiktaş savunması çok hırslı, arzulu, atletik olarak iyi not almasına rağmen, zaman zaman belki de bu heyecanı yüzünden pozisyon hataları da yapmadı değil. Maçın hakemi Aytekin Durmaz, yanlış yapmakta bir türlü durmak bilmedi. Baki''yi ikinci sarı kartla soyunma odasına gönderemedi. Bunun dışında faulleri süzmede de terazisini bir türlü dengede tutamadı. Sonuçta çok şiddetli üç puan ihtiyacındakilerden ev sahibi bir penaltı ile ihtiyacını karşıladı. Diğeri ise baharın başka bir gününe kaldı.

