İkinci yarının hakiki başlangıcı bu hafta yapıldı ve oynanmamış 18. maç öncesi sanki 3.5 adaylı gibi olacak şampiyonluk yarışı dün akşam Karabük'te Fenerbahçe'nin galibiyetiyle bence son bulmuştur. Yarışın bundan sonrası Şampiyonlar Ligi'ne ön elemeli katılış şeklinde geçecektir.
Erken konuştuğumu söylerseniz, zatken bu konularda benden daha erken garanti veren olmamıştır hiç. Kısaca bu işin yüzdesi müzdesi kalmamıştır. Hem Emre'siz hem Meireles'siz kalmış Fenerbahçe, müzmin yedek ama bence hakiki profesyonel Selçuk'un şık golüyle bitiş kapısını aralamış, Caner'in 70-80 metrelik pasına, özlediğimiz Emenike deparı ve vuruşuyla da bu kapıyı ardına kadar açmıştır.
Karabükspor maçın hemen başında Traore, Viola ve Erkan üçlüsünü kurarak Fenerbahçe'nin uğursuzluk yaşadığı sahayı gül bahçesine çeviren faktör olmuştur. İnanın şu göbeğimle ve benden yazıyı alma sıkıntısı çeken Cahit'le yan yana Alves ve Egemen'in yerine oynasak hiçbir şey değişmezdi.
Viola hangi akla hizmet o görevle sahaya sürülmüştür, bilmediğimiz bir dersi Tolunay Hoca bize anlatmalıdır. Hani öndeki bütün elemanlarını orta sahanla bütünleştirip Fenerbahçe savunmasını kalesinden çok uzağa çekersin de o zaman acaba mı derim.
Musa'dan taşıyıcı ve dağıtıcı ön libero olsaydı zaten Galatasaray'da olurdu.
Dönelim bakalım Fenerbahçe'ye; kaleci ve arka dörtlü artık futbola yeni göz açanın bile ezberine yerleşti. O kadar rahat bir maç çıkardılar ki sanırım kendi çift kalelerinde bile bundan daha fazla zorlanmışlardır. Diego Ribas dün akşam bence sahanın en kötüsü Kuyt'ın kendini göstermemesi ve Alper'in de tutukluğu yüzünden etkisi olmayan ama top tutup kendi bekleri ve Selçuk'la iş birliği yapabilen bir görüntüdeydi. Emenike, rakibin enine-dikine genişlettiği savunmasına oyunculuk karakterine uymayan toplardaki kısırlık sebebiyle golde gözüktü ve bazı yan ataklarda tehlike gösterdi.
Şöyle toparlarsak; Fenerbahçe bu sahada oynadığı son üç lig maçında yenilgi alarak çıkmış olmanın hiçbir şekilde moralsizliğini, endişesini, sıkıntısını yaşamadan kazandı. Gökhan'ın sakatlanıp oyundan çıkışıyla Fenerbahçe'nin o bölgedeki kademe zayıflığını bu defa da Mehmet Topuz gösterdi.
Bu arada İsmail Kartal Hoca'nın sanki Karabük'te bütün savunma hücuma katılıyormuşçasına hem Sow'u hem Webo'yu oyuna alışına da bir anlam veremedim. Ve Cüneyt Çakır Hoca da Sow'un Tanju'ya yaptığı penaltıyı, burnunun dibinde gerçekleşen bir arkadan kovalayıp düşürme hadisesi olmasına rağmen es geçti.
MAÇIN ADAMI
Kilidi açan Selçuk
KIRILMA ANI
Emenike'nin golü

