Ezeli rekabette F.Bahçe ile G.Saray''ı buluşturan oyun, daha düdük çalmadan, hatta geçen haftaki maçların sonrasında bile F.Bahçe tarafına ağırlık sergiledi. Çünkü F.Bahçe, ideal kadrosunu yüzde 95 oranla sahaya getirmek adına, Alex''in 4. kartı, Lugano''nun 4. karttan saklanması gibi stratejiler ekledi. G.Saray ise Hasan''ı göz göre göre kaybetmenin yanı sıra, bu seneki yeni ufukların açılmasındaki en önemli iki ışığını birden kaybederek, yani Lincoln ve Linderothsuz derbiye geldi. Hal böyle olunca, futbol oyununun kalbi dediğimiz orta alan, G.Saray''da ön liberosu da dahil devşirme isimlerden kurulmak zorunda idi. Nonda''nın da son adam olarak Lugano-Edu tahrip ikilisinin içine konması, G.Saray''ı koca bir ilk yarıda bir kaza pozisyonu hariç, F.Bahçe geri dörtlüsünün önünde boşuna çırpınan bir futbol timi görüntüsüne soktu.
G.Saray, üzerine daha organize gelen F.Bahçe ataklarından kaptığı toplarla rakibine oranla daha dikine ve süratli kontra atağa gitti ama bu oluşumdaki pas doğrularını, dengeleri, top kullanışları, kaçış yerlerini, devşirme blok beceremediğinden sonuca taşıyamadı. F.Bahçe 5. dakikada Semih ustalığı ve Orkun hediyesiyle bulduğu erken golden sonra, bu seneki karakteristik yapısı olan kontrollü oyuna yaslanarak, G.Saray''ın gençlikten kaynaklanan dinamizmine derin sahalar bırakmamaya özen gösterdi.
Zaman zaman düşüncesi tuttu, zaman zaman açık verdi ama, yukarıda da değindiğim gibi en uçta yanlış adam görevlendirildiğinden fazla korku yaşamadı. Bir ilk yarı daha çok fiziksel didişme şeklinde geçti dersek pek de yanlış konuşmayız. Uğur Boral ile Deivid''in bu yarı boyunca hücumda ve savunmadaki ana görevlerinden uzak kalışları sebebiyle, Alex de yardıma yönelmediğinden, Aurelio ile Selçuk geriden gelen Carlos''un da katılımıyla aşırı direnç göstermek zorunda kaldılar.
İkinci yarıya gelişte F.Bahçe''de sinirleri giderek gerilen Uğur Boral''ın yerine, biraz da önde olmanın avantajı düşünülerek Vederson sahadaydı. G.Saray yine canlı-kanlı ama sadece koşuda ve mücadelede öyle görünebildi. F.Bahçe, oyunu organize etmede, sağlıklı atak geliştirmede, yine rakibine oranla topla oynama yüzdesi daha az olmasına rağmen çok öndeydi. Feldkamp''ın uyur gezerliği 62. dakikaya kadar sürerken, Volkan-Ümit değişikliği yeni bir yanlışa imza idi. Maçın ne şekilde geçtiğini ve F.Bahçe savunmasının yerleşik düzeninde neyin arıza getirebileceğini, oralarda topun tutulup acemiler mangasının sürati ve çabukluğu ile oraya kimin taşıyacağını bilmek, 73 dakika sonra keşfedildi. Yani Hakan Şükür oyuna girdi.
F.Bahçe''de ise anlaşılan o ki Zico yeniden sevgili oyuncusu Kezman''a dönmeye hazırlandığını, 71. dakikada Semih''i çıkararak mesajladı. Mehmet Topal''ın doğru yere doğru girişi, artık G.Saray için geç kalmış bir uygulama idi. Kaleci Orkun yediği ilk gole rağmen en az üç tane net pozisyonu önlerken, Volkan, Hakansız kalmış bir G.Saray forvetine, bir tek hava topu sevinci yaşatmadı. F.Bahçe, favori olduğu derbiyi pozisyon zenginliği ile kazanırken, tabii ki en büyük farkı, en büyük ağırlığı Aurelio-Selçuk ikilisiyle hissettirdi. Bu ikili maçın bütün kontrolünü ellerinde tutarak, sistemde oradaki görevin ne kadar önemli olduğunu belki Feldkamp''a bile anlattılar.
F.Bahçe derbi mutluluğu yaşarken, kırmızı karttan ihraç olan Deivid''le de gelecek haftalar için sıkıntı içine düştü. Sonuçta kadrolar arasındaki F.Bahçe lehine olan büyük farklılık, biraz Orkun''un, biraz da F.Bahçeli futbolcuların sayesinde skorda kendini gösteremedi.

