-Elif''e teşekkürle-
Elif ile Hanzade, şimdiki İletişim Fakültesi, o zamanki adıyla Basın-Yayın''da tanışmıştı. Dolapdere''deki garajdan bozma okula kayıt için gittikleri gün...
Gerçi onların hayallerindeki üniversite, kampüs gibi kavramlar o binaya sığmıyordu ama, "Evimiz değil ya, ders bitince çıkacağız" diye birbirlerini avutmuşlardı.
Kayıt günü aynı duygularla başlayan arkadaşlıkları, derste, sınavda, sevinçte, üzüntüde, okul kırmada, birbirlerinin ailesiyle ilgilenmede... her alanda, hep devam etti.
Hanzade''nin hayatını, kelimenin hem mecaz hem de gerçek anlamıyla ''karartan'' olay, okulun son yılında yaşandı.
Hanzade diyabet hastasıydı. Kendisine insülin yapacak kadar da ilerlemişti hastalığı... Ancak gözlerinin her geçen gün kötüye gittiğini en samimi arkadaşından, Elif''ten gizledi. Çünkü söylese, Elif''in, onun ödevlerini de yapacağını çok iyi biliyordu.
Hanzade okulun son yılında, sık sık Ankara''ya gitmeye başladı. Elif ona gitme sebebini sorduğunda, "Kardeşim Hacettepe Tıp Fakültesi''nde okuyor. Onu özlüyorum" diyordu. Oysa GATA''ya, gözlerinde kalınlaşan katarakt için tedaviye gidiyordu. Doktor ona gözünü yormamasını, parlak ışıkta durmamasını, fazla okumamasını tavsiye ediyordu. Ama o, son lazer uygulamasından İstanbul''a trenle dönerken bile, ertesi gün yapılacak sınava çalışıyordu.
Okul bitti, ikisi de mezun oldu.
Bir gün Hanzade''nin annesi, Elif''i aradı. Meğer Ankara''daki son lazer tedavisinde Hanzade''nin gözlerine ayarsız ışık uygulanmış ve bazı damarları yanmış. Ailesi apar topar bir daha Ankara''ya götürmüşler ama ne fayda...
- Elifçiğim... Gözbebeğim Hanzade''nin bir gözü gitti. Öbürü de zaten yüzde otuz görüyordu, sana ihtiyacı var. Yarın Almanya''ya gidecek. Seni görmek istiyor. Elif, Mecidiyeköy''den Maltepe''ye nasıl gittiğini, gözlerinden o kadar yaşın nasıl geldiğini, etraftakilerin ona bakıp ne düşündüğünü hiç bilemedi.
Eve girdiğinde Hanzade neredeyse tanınmayacak haldeydi. Gülen yüzü solmuş, güzel gözleri küçülmüştü. Onun üzüleceğini düşünemeden aldığı çiçekleri Hanzade gözleriyle değil elleriyle severken, bir kere daha yıkıldı Elif...
Böyle bir durumda, ortada bir şey yokmuş gibi davranmak ona daha büyük eziyet verir diye Elif hüngür hüngür ağladı.
*** Hanzade bir umut, Almanya''ya tedaviye gitti. Orada doktorlar, "Hemen gelseydin", "Lazerden sonra gözlerini dinlendirseydin", "Şunu yapsaydın, bunu yapmasaydın" gibi bir sürü ''keşkeli'' bahane söylediler.
Yıkılmış olarak geri döndü. Sevgili Hanzade artık gece dışarı çıkamıyor, okuyamıyor, çalışamıyordu. Annesi Asiye Teyze de ''bitmişti''; onun da gözlerinden olması an meselesiydi.
*** Hanzade çok sevdiği gazeteciliği yapamıyordu ama bir gazetenin halkla ilişkiler servisinde telefonlara baktı bir süre...
Söylemeye gerek var mı, gözleri iyiyken, kendisi sağlıklıyken, okul bitince hemen evleneceklerini söyleyen nişanlısıyla ayrıldılar!
Hanzade bir daha asla kimseyi sevmeyeceğini söylüyordu. *** Ama gönül bu, mantık dinler mi?
Gazetedeki işinden çıkarıldıktan sonra boşta kalmaktan canı sıkılan Hanzade, belki bir yararı dokunur diye haftada iki gün gittiği bir engelliler derneğinin gönüllülerinden birine âşık olmayı engelleyemedi.
Artık hayata yeniden başlamış gibiydi...
*** Hanzade''nin bu mutluluk dönemi, bir fotoğraf makinesinin flaşının patlaması gibi kısa sürdü; Elif''i son aradığında ağlamaktan konuşamıyordu. "Ben birini öldürdüm Elif!" deyip duruyordu hıçkırıklar arasında...
Bir akşam, o sevdiği ve nişanlandığı adamla buluştuklarında, kıskançlık sebebiyle tartışmışlar. Sonra nişanlısı Hanzade''ye demiş ki, "Gel bu akşam dargın ayrılmayalım, yarın ya olurum ya olmam. Bir kere sarılayım sana..."
"Hayır" demiş Hanzade, "git başımdan!" Hanzade''yi çok seven o adam, yani Serhat, ertesi gün havanın güzel olmasına aldanıp iki arkadaşıyla birlikte küçük bir tekne kiralayarak denize açılmış. Yanlarından geçen hızlı bir deniz aracının dalgaları, ayakta, uçta duran Serhat''ın dengesini kaybetmesine sebep olmuş. Arkadaşları onun düştüğünü biraz da geç fark etmişler.
Son buluşmalarında Hanzade''ye, "Yarın ya olurum ya olmam" diyen Serhat, denizin dipsiz sularında yok olup gitmiş...
*** Güzel Hanzade''nin artık tek gittiği yer, Serhat''ın tekneye bindiği o sahil... Annesi de bir süredir ara verdiği gözyaşlarını yine akıtmaya başladı.

