Kaydet
a- | +A

Fetihten sonra günler geçer... Fatih, Akşemseddin hazretlerine sıkça gelip gitmeye başlar... Öyle ki devlet işleri oyuncak gelir gözüne. Sarayı, otağı bırakıp döşeği tekkeye sermeye niyetlenir. Nitekim bir gün "N''olur" der, "Beni de dervişleriniz arasına alın!.." Akşemseddin, hani Fatih''e baba muamelesi yapan o gül yüzlü muallim birden ciddileşir, "Hayır!" der, "Osmanoğullarının dervişe değil, sultana ihtiyacı var!"

İstanbul''dan uzaklaşır... Ama Sultan Mehmed''i iyi tanır. Yine gelecek, hem bu kez ısrar edecektir. Buna fırsat vermez. Pılısını pırtısını toplamadan uzaklaşır İstanbul''dan... O yıllarda kuş uçmaz, kervan geçmez bir kuytu olan Taraklı''ya çekilir, sonra Göynük civarlarına yerleşir, kendi halinde talebe yetiştirir. Ama duaları Fatih''le birliktedir. Akşemseddin hazretleri bir gün oğlunu (4 yaşındaki Hamdi Çelebi) dizine oturtur. Minik yavru bülbül gibi Kur''an-ı kerim okur. Mübârek bir ara hanımına döner. "Biliyor musun?" der, "Aslında dünyanın mihneti, zahmeti çekilmez ama şuncağızın yetim kalmasına dayanamam. Yoksa çoktaaan göçerdim!" Hanımı omuz silker. "Amaaan efendi" der, "sen de göçemedin gitti yani."

"Efendi göçtü!.." Mübarek "İyi öyleyse!" deyip kalkar. Göynüklülerle helalleşir ve mescide çekilir. Talebelerine "okuyun" buyururlar. Bir ara gözleri kapanır, yüzü aydınlanır. Kolları yana düşer ve berrak bir tebessüm oturur dudaklarına. Talebeleri eve koşarlar "Başınız sağolsun" derler, "Efendi göçtü!"...

Ve mübarek, Göynük''teki tarihî Süleyman Paşa Camii''nin bahçesine defnedildi. Daha sonra oğullarının kabri ile beraber bir türbe içine alındı... Ruhu şâd olsun...

ÖNE ÇIKANLAR