- Yahu, bu kadar tıynetsizlik olur mu kanka? Bu meslekte her gün yeni bir şey öğreniyorum yaa... Murat İ., hemen her akşam olduğu gibi, o akşam da bekârhanesine oturmaya gelmiş olan en samimi arkadaşı Erdener''e dert yanıyordu. *** Murat İ., orta yaşlı, bekâr bir spor gazetecisiydi.
Meslektaşları gibi, büyük bir futbol kulübünün "kurşun geçirmez formasını" giymek ve bu yolla hem şöhret hem de para kazanmak yerine, amatör branşların çileli sokaklarına sapmıştı. Voleybol, basketbol, otomobil sporları onun ilgi alanlarıydı. Özellikle voleybol konusundaki ihtisası ona hiç beklemediği bir kapıyı açtı. Türkiye''nin en büyük voleybol kulübü, bu gazeteciye dolgun bir ücretle Basın ve Halkla İlişkiler sorumluluğunu teklif etti. Zaten voleybolun içinde olan Murat İ., bu teklifi kabul etti ve çalışmaya başladı. Söz konusu bayan voleybol takımı transferlerini tamamladı; Türkiye ve Avrupa''daki hedeflerine iddialı olarak başladı.
Murat İ., kulübü ve takımıyla ilgili basın bültenlerini hazırlıyor, gazetecilere haber konusunda yardımcı oluyor, televizyonlarda voleybolla ve kendi kulübüyle ilgili konuşmalar yapıyordu. - Yirmi yıllık çileli meslek hayatımın en güzel üç ayını yaşadım kanka, demişti Erdener''e, artık yavaş yavaş evlilik hazırlıklarına başlayabilirim. Gerçekten de gazeteciliğin dağınık ve belirsiz mesai hayatına göre, sonu başı belli, maaşı belli, istikrarlı bir hayatı vardı artık... *** İşler iyi giderken endişe etmek lazım. Murat İ., Abdi İpekçi Salonu''nda takımıyla birlikte lig maçını izlerken kulüp başkanından telefon aldı. - Pazartesi sabahı bi görüşelim mi Muratçığım, dedi başkan. - Elbette başkanım, kaçta geleyim? - Sabah... Eee, dokuzda gel. - Peki efendim. *** Evet, bir başkan "Görüşelim" dediyse gerçekten de ortada problem var demektir. Murat, pazartesi sabahının hem hiç gelmemesini, hem de bir an önce gelmesini isteye isteye iki günü bitirdi. Başkanın ofisine gittiğinde, sekreterden içeride yabancı misafirler olduğunu öğrendi.
İşkence bir yarım saat daha sürdü. Misafirler gittikten sonra başkan onu her zamankinden daha samimi karşıladı. Murat, "hak ettiğinden" daha fazla ilginin de hayra alamet olmadığını anladı.
Ayağa kalkıp Murat İ.''in elini sıkan başkan, bir de boynunu sıvazladı ve: - Otur Muratçığım, dedi. Dahili telefondan sekretere "İki ıhlamur" dedikten sonra karşısında gerginliğini saklamaya çalışan Murat''a döndü: - Yahu bu senin meslektaşların ne kıskanç insanlar!
- Ne oldu ki başkanım? - Başımın etini yediler. Sen gazetecilere zorluk çıkarıyormuşsun. Bazı gazetelere özel haber veriyormuşsun. Ben aslında bunlara inanmıyorum ama, malum gazetelere de ihtiyacımız var. (Gözlerini Murat''tan kaçırarak camdan dışarı bakıyordu:) Şöyle diyorum. Biz anlaşmamızdaki gibi senin maaşını ödemeye devam edelim. Sen yine gazeteciliğe dön ama biz yıl sonuna kadar maaşını ödeyelim. Olur mu Muratçığım? Murat ıhlamur mu zehir mi içtiğini bilmeden, bozuk cümlelerle başkana itiraz etti: - Başkanım, para istemiyorum. Bana gösterdiğiniz güven.. yani her şey için teşekkür ederim. İzninizle.. *** Öykünün başına dönersek... - Yahu, bu kadar tıynetsizlik olur mu kanka? Bu meslekte her gün yeni bir şey öğreniyorum yaa... Murat İ., hemen her akşam olduğu gibi, o akşam da bekârhanesine oturmaya gelmiş olan en samimi arkadaşı Erdener''e dert yanıyordu. - Kendi meslektaşlarım beni başkana çekiştiriyor ve işimden ediyor. *** Murat İ., o hafta sonu "eski" takımının maçına gitti. Maçlara fazla ilgi göstermeyen başkan protokol tribünündeydi.
Murat, aradan geçen bir haftada işsizliğe alışmıştı. Artık herhangi bir hiyerarşik bağı kalmamış olan başkana yaklaştı, seyirci gürültüleri arasında başkanın önünde çömelip, kulağına doğru eğilerek sordu:
- Başkanım, beni kim istemedi? Başkan biraz düşündü, tebessüm etti:
- Kendisine söylemek yok ama, söz mü? - Valla söz başkanım. Başkan da Murat İ.''in kulağına doğru eğildi: - Erdener çok başımı ağrıttı yaa, dedi.
SADIKS boşluk yorumunu yaz Turkcell,
Telsim, Avea 2866''ya gönder
(4 SMS/ 8 Kontör)
(Otobüs Durağı cuma ve cumartesi yayınlanır.)

