Meclis Başkanı Cemil Çiçek, milletvekillerinin tartışma sırasında sarf ettiği küfür ve hakaretlerden rahatsız olunca harekete geçerek parti gruplarını uyarmıştı. Parti gruplarına gönderdiği 100 sayfadan oluşan dosyada yer alan küfürler, hakaretler ve iftiralardan burada örnek vermekten imtina ediyorum. Peki bu uyarıdan milletvekillerimiz ders aldılar mı? Tabii ki hayır. Eğer bu uyarılardan ders almış olsalardı son günlerde yaşanan seviyesizlikler son bulurdu. İşte size iki gün önce yaşanmış bir örnek. Bakın CHP Parti Sözcüsü Haluk Koç'un ağzından damlayanlara:
"Her gün yalan konuşan bir Başbakana nasıl güveneceksiniz. Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunda şerefli bir bakan arıyorum. Türkiye, bir yakasında şerefsizlik öteki yakasında namertlik damgası taşıyan bir Başbakana layık bir ülke değil..."
Bu sözlerin muhatapları gerekli cevabı verirler bizim derdimiz bu değil. Bizim derdimiz Sayın Çiçek. Böyle giderse yakında ciltler dolusu derleme yapmak zorunda kalacak, ya da kimi ağızlara fermuar çekmek için başka formül bulacak.
İyilik yap, at denize!..
Türkiye yardımseverlik sıralamasında dünya ülkeleri arasında sondan 8'inci olmuş. İngiltere'de bir uluslararası kuruluşun yaptığı araştırmaya göre; 146 ülke içinde 137'nci sıradayız. Yıllardır en büyük hasletlerimizin başında iyilikseverlik gelir diye övünmemiz boşunaymış. Dünyanın en büyük imparatorluklarına imza atan, Orta Çağ'ı kapatıp Yeni Çağ'ı açan atalarımızın bugün hâlâ hizmetlerini sürdüren vakıfları kurmaları boşunaymış. Zenginler listesinde yer alan iş adamlarımızın yaptıkları kültürel ve sosyal cömertlikler boşunaymış. "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" diyerek fakir fukaranın kapısını çalan gönlü zengin insanlarımızın çırpınışı boşunaymış. Okul, yurt, cami huzurevi, spor kompleksi gibi sosyal tesisler yapıp bağışlayan insanlarımızın emekleri boşunaymış. Dünyanın dört bir yanında zulme uğrayan, afetlere maruz kalan insanların yaralarını sarmamız boşunaymış!..
Ama olsun, biz yine de mazlum ve masum insanlara kucak açmaya devam edelim. Bu hem dinimizin hem de insanlığımızın gereği. En azından "İyilik yap denize at, balık bilmezse Halık bilir" sözü boşuna değilmiş. Bunu bilelim yeter.
Keşke...
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu için kurucusu olduğu BBP, 4. ölüm yıl dönümü nedeniyle anma toplantısı düzenledi. Bu toplantının özelliği ise rahmetli adına basın ödülleri verilmesiydi. Yazılı haber dalında gazetemize verilen ödülü de bizzat TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in elinden aldık. Ödül alanlar duygu ve düşüncelerini dile getirdiler. Geceyi sunan TV 8 Ankara Temsilcisi Erkan Tan bana da söz verseydi birkaç cümle söyleme fırsatım olacaktı. Ama nedense bu hakkımı kullanamadım. Eğer konuşabilseydim kurduğum cümle aynen şöyle olacaktı:
Keşke o elim helikopter kazası olmasaydı da o yaşasaydı. O zaman hem bu geceye hem bu ödüllere gerek kalmayacaktı.

