Kânûnî Sultan Süleymân Han, Rodos şövalyelerinin elindeki Rodos ada ve şehrini 29 Aralık 1522''de fethetti. 3 Ocak günü Aydın, Midilli, Karasi, Menteşe, Saruhan Sancak Beylerine, Anadolu Beylerbeyi Kâsım Paşanın nezâretinde Rodos''taki inşâat, îmâr ve iskân işleri bitinceye kadar adada kalmalarını emredip, İstanbul''a döndü. Rodos''a derhâl Türk göçmenleri yerleştirilmeye başlandı...
Fitneciler hep vardır!.. Ada bir sancak yapılıp, Cezâyir-i Bahr-i Sefîd eyâletine bağlandı. Sancakbeyi olarak Mehmed Bey tâyin edildi. Bundan sonra birçok câmi, imâret, mektep, medrese ve yol yapılıp ada îmâr edildi... Günler böyle ilerlerken, adada bir Konsolos Hıristiyan halkını devamlı Osmanlı aleyhine kışkırtırmış. Durumdan haberdar olan Kaptan-ı derya Çengeloğlu Tahir Paşa, Konsolosu birkaç kez: "Size buranın havası pek yaramıyor" diyerek kibarca uyarmış. Konsolos, bu uyarıları hiç dikkate almadığı gibi faaliyetini de kendi çapında sürdürmeye devam etmiş...
Beşyüzbeş kuruş zarar! Paşa bu duruma daha çok sinirlenip, Konsolosun adadan ayrılmasına vesile olacak olan çok zekîce şu sözleri söylemiş: "Siz beni beş yüz beş kuruş zarar ettireceksiniz. Niçin dersen; sizi vurması için önce beş yüz kuruşa bir köle alacağım. O seni öldürdükten sonra da beş kuruşa bir ip alıp köleyi asacağım..." Bu sözleri duyan Konsolos, nasıl hareket etti dersiniz? Bakmış pabuç pahalı, nereye gideceğini bile kimseye bildirmeden terk etmiş adayı...

