Kaydet
a- | +A

Birinci ligde, İstanbul''a yakın bir taşra kentinin takımında kaleci olarak oynuyordu.

O hafta üç büyüklerden biri olan "gönlünün takımına" karşı forma giyecekti.

*** Maçın oynanacağı sahada, kaleci antrenörünün attığı şutlarla ısınırken, bambaşka duygular içindeydi:

"Şu futbolun yaptığına bak... İlk defa kendi tuttuğum takımı durdurmaya çalışacağım... Üstelik, bütün ligde hayran olduğum tek futbolcu olan Kral''a gol attırmayacağım... Şeyapsam nasıl olur... Skor iki-sıfır olursa... Maçı çeviremeyecek noktaya gelirsek... Kral pozisyona girerse... Kolaylık sağlasam... Bir sürü gol yiyoruz... Bir tane de..." *** Bitime on beş dakika vardı ve kalecinin takımı gerçekten de iki-sıfır mağluptu. Boş pozisyonda Kral ceza yayı üstüne kadar sürdüğü topu şutladı, kaleci elinden sektirdi... Biraz ağır hareketlerle ikinci kez hamle etti... Aynı anda Kral da topa hareketlendi... Sonrasını hatırlamıyordu.... *** Gözünü açtığında bugüne kadar hiç tatmadığı büyük acılar içindeydi.

Vücuduna hükmedemiyordu.

Bir yatakta yattığını anladı. Çeşitli yerlerinde sargılar ve kablolar vardı.

Bir süre sonra eşini yıkılmış bir yüz haliyle sağ yanında gördü. Merhamet ve ümitle kendisine bakıyordu. Eşi, kalecinin gözlerini açtığını görünce dikkatli hareketlerle yüzüne doğru eğildi.

Kaleci konuşmayı denedi, başaramadı.

Tekrar dalıp gitti.

*** Yeniden uyandığında yine konuşmaya yeltendi; olmadı. Hafifçe oynatabildiği sağ eliyle eşine kalem ya da yazı gibi bir işaret yaptı. Karısı kağıt kalem buldu, uzattı. Kaleci, "Sen yaz" diye kaşlarıyla işaret etti.

Anladı genç karısı... "Burası hastane" diye yazdı. Merakla karısını izliyordu;

"Suratına ağır bir tekme yedin" diye devam etti eşi... Kafasını zorlayarak sorar gibi sağa sola salladı, kim vurdu diye... Tek kelime yazdı karısı; "Kral." Kaleci, o zaman hatırladı maçı... O kötü pozisyonu... Demek ki Kral topa vurmak niyetiyle suratına abanmıştı! Birden yüzünü merak etti. Elini acıyla kaldırıp, yüzüne tuttu. Eşi, ayna istediğini anlamıştı. Çantasından çıkardığı aynayı kocasının suratına doğru tuttu.

Kaleci, eşinin yüzüne tuttuğu aynayı eliyle biraz daha kaldırıp da suratını görünce korkuyla bağırdı ama sesi çıkmadı.

Dudakları silikonla şişirilmiş gibi neredeyse orta parmak büyüklüğündeydi. Siyahlaşmıştı. Burnu genişlemiş, sağ göz kapağı arı sokmuş gibi kabarmıştı.

Tekrar gol pozisyonunu ve Kral''ı hatırladı.

Gözlerini tavana çevirdi, hissetmediği dudaklarıyla söyledi tek kelimeyi yalnız kendisi duydu: -Tövbe.

-------------

"Neden spor yazmıyorsun?" diye artık sormazsınız sanırım. Sorsanız da cevabım değişmeyecek: Mafya, şike, doping ve "kazanmak için her yolu mubah sayan anlayış" sürdükçe 4-4-2''nin, ön liberonun, tam saha presin, uzaktan şutların, ver-kaçların ne anlamı var?

-------------

(Otobüs Durağı cuma ve cumartesi yayınlanır.)

ÖNE ÇIKANLAR