Kaydet
a- | +A

İki Akdeniz ülkesinden birini yarı finale taşıyacak oyunda, futbolu İspanya''nın oynayacağını, İtalya''nın da savunup savunup lotaryaya sığınacağını önceden kestirmek Amerika''yı keşfetmek değildi.

Nitekim öyle de oldu.

Pirlo gibi bir yönetmenden yoksun İtalyan takımı, Gattuso gibi de her tarafa yardıma yetiştiren bir dinamosunu kaybetmiş olmakla, İspanyolların teknik kapasitesi yüksek orta alanına çabucak teslim oldu.

Kala kala geriye yüksek toplardaki üstünlüğü ile Luca Toni formülü kalmıştı İtalya''ya.

İspanyollar, hem bu oyuncuya sağlıklı top kaldırılmasını önlediler, hem de bu oyuncuyu Marchena ile havadan da etkisiz kıldılar.

İspanyolların pozisyon bulup bunları kaçırmadaki yarışı karşısında İtalya, sadece Camoranesi''nin Casillas tarafından ayakla çelinen şutunda gol umutları yaşayabildi. 90 dakika sonunda 0-0''a kilitlenen maç uzatmalara giderken, arkasında şöyle bir mesaj bırakıyordu.

İtalya, mutlaka kafayı değiştirip yeni oyun şekilleri bulmalıydı.

İspanya ise yabancı istilasından bu kadarını bile çıkarmakla gurur duymalıydı.

Bu arada İtalya Milli Takımı için daha deneyimli, daha feleğin çemberinden geçmiş bir teknik direktöre ihtiyacı olduğunu da, satırlarımızın arasına eklemek görevimizdir.

Tabii buna karşılık neredeyse ömrünün yarısından fazlasını teknik direktörlüğe adamış Aragones''in hazırladığı takım da, uzun yıllar sonra İspanyollar tarafından sevildi.

Sonunda İspanya oynadığı futbolla hak ettiği yarı finale penaltı atışlarıyla yükseldi.

ÖNE ÇIKANLAR