Kaydet
a- | +A
TESTLERE GÖRE YAŞAMA ŞANSI ÇOK DÜŞÜK GÖRÜLEN 35 YAŞINDAKİ SEDAT ANLATIYOR: İki çocuk babası Sedat Akbaş, hastaneye kaldırıldığında aldığı haberle yıkıldı. Doktorların ''Kurtulmaz'' sözü kömür karası saçlarını 15 günde bembeyaz yaptı. Ölümü beklerken gelen kalple de sağlığına kavuştu. Fatma Hanım da eşinin ameliyat sonrası yaşadığı büyük değişimi şöyle anlattı: "Sadece sofrada konuşurdu. Artık, biz bile onu susturamıyoruz. Güveç ve pudingi ağzına dahi sürmezdi. Şimdi vermesek küsüyor." Sedat Akbaş 35 yaşında, evli ve iki çocuk babası, Siirtli. Tüp dağıtımı yaptığı sırada rahatsızlanıyor. Dilerseniz soğuk algınlığı diye yattığı yataktan, nasıl kalp hastası olarak kalktığını kendi ağzından dinleyelim: "2003 yılıydı. Gündüz çalışırken bir halsizlik oldu. Üşümeye başladığımı hissedince eve gelip yattım. Nefes dahi alamıyordum. Ciğerlerimde rahatsızlık var diye düşünüyordum. İki hafta önce kayınpederim vefat etmişti, eşim de annesinin yanındaydı. Yüzümde, kollarımda uyuşmalar başladı. Sol tarafımı ve yüzümü hissetmiyordum. Babamlar beni hemen Siyami Ersek Hastanesine kaldırdı.Tansiyonum 30-20 çıktı. Doktorlar, ''kalp krizi değil felç geçiriyorsun. Sana bir de nöroloji baksın'' dedi. RESMEN ÖLECEĞİMİ DUYDUM! Oradan başka bir devlet hastanesine... Artık iki elim ve sol tarafım hiç hissetmiyordu. Hareketsiz bir şekilde yatıyordum. Bir bayan doktor ile babam arasındaki konuşmalar halen kulaklarımda çınlıyor! Doktor, ''Amca, oğlunuzun beynindeki damarlar tıkanmış. Beyne balon yapıp damarları açamayız, durumu düzelmez. Ne yazık ki ölecek!'' deyince babam çaresiz bir şekilde; ''Ölecekse evinde, çocuklarının yanında ölsün'' diyerek beni hastaneden alıp eve getirdi. Eve geldikten sonra yutkunma kabiliyetimi kaybettim. Suyu, pamukla içiriyorlardı. Doktor "ölecek" dedi ya! Artık neremde bir sancı hissetsem, ''gidiyorum'' herhalde diyordum. Düşünebiliyor musunuz, kömür karası saçlarım, 15 gün içinde tek tek ağardı. Ölümü beklemek ne zor şeymiş... Ailem de kahroldu. Ben, ha bu gün ha yarın diyerek tam 8 ay yattım. Ziyaretime gelen akrabalarım, arkadaşlarım sürekli dua ediyorlardı. Dünya dua üzerine kurulu derler ya, doğruymuş, ufak ufak hareketlendim. Önce konuşmaya sonra da yürümeye başladım. Yürüyüp konuşmaya başlayınca, sıra felç sebebiyle kalbimde oluşan hasarı gidermeye gelmişti. Tekrar Siyami Ersek''e gittik, burada bana pil takıldı. Pilden sonra biraz kendime geldim. Beni bu defa da nakil listesine yazdılar. Çünkü kalbimde ağır hasar oluşmuştu. Pilin geçici olduğunu hepimiz biliyorduk. Bir süre sonra artık pil de vazife yapamaz hale geldi. 2007 Mart ayı idi, beni Koşuyolu Hastanesi''nin yoğun bakım ünitesine aldılar, yine ölümü beklemeye başladım. Testlere göre yüzde 15 yaşama şansım vardı. Allah bilir tabii ki, ama bu şekilde bir aylık ömrüm kalmıştı. Kalp hastaları ''finişi'' gören, ama takati kesilen atletler gibiyiz. O yüzden bizde moral çok önemli. Allah doktorlarımdan razı olsun, özellikle Deniz Bey bana çok yardım etti. Beni acil nakil listesine aldı. O GENÇ ANNE VEFAT ETTİ Bir Pazar günüydü... Yan serviste yatan benim kan grubumdan olan bir genç anne vardı. Yeni kızı olmuştu. Hamilelik döneminde kalp yetmezliği başlamış. O gece vefat etti. Benim yattığım serviste de iki erkek hasta vefat etti. Bunalıma girdim. Gece evi arayıp, ''Ne olur beni buradan çıkarın, gelip kızlarım Sedanur ve Rabia''yı son defa göreyim. Çünkü bir bir gidiyoruz'' dedim... Sabah bir de ablamı aradım, bir nevi veda ettim. O arada odaya doktor girdi. Göz takibimde yatağımın ucuna gelip dosyamı açtı, kan grubuma baktı, gitti. Buradaki hasta literatüründe bu davranış, kalp çıktığı anlamına geliyordu. Ablama, ''Bana kalp çıktı galiba, hemen kan bulun'' dedim. Ölümü beklerken kalp çıkmıştı. Üstelik öncelik sırası olan o genç anne vefat ettiği için, kalbi ben alacaktım. Acı ama, gerçekti... Nitekim hemşire hanım ''Sana kan tahlili yapacağız, garanti değil ama ameliyata alabiliriz'' dedi. 9 kişinin daha muhtemel alıcı olarak hastaneye çağrıldığını öğrendim. Doku testi sonrası bende karar kılındı. Gece beni ameliyata aldılar. Hemşire hanımın, ''Sedat Bey, ameliyat bitip yoğun bakıma geldiğinde uyanırsan sakın bir daha uyuma'' dediğini de çok iyi hatırlıyorum. Sonrasında bayılmışım...
KALBİ DEĞİŞİNCE HUYU DA DEĞİŞTİ
Başlık ResmiKALBİ DEĞİŞİNCE HUYU DA DEĞİŞTİ
KALBİYLE BİRLİKTE HUYU DA DEĞİŞTİ! Sedat Akbaş''ın ameliyattan önceki (küçük resim) ve sonraki hali arasında, neredeyse tanınmayacak kadar fark oluşmuş. Kızları Rabia (9) ve Sedanur (11) ile birlikte mutlu hayatlarına devam ettiklerini söyleyen eşi Fatma Hanım da, Sedat''ta birtakım değişiklikler olduğunu söylüyor: "Bizimle sadece sofrada konuşurdu. Şimdi sürekli konuşmak istiyor. Biz güveç ve puding yerken ağzına sürmez, hatta ''yenecek şeyler mi onlar'' diyerek yüzünü ekşitirdi. Şimdi vermesek küsüyor. Sanırım bu kalp onu çok değiştirdi. Ama rahmetli Tuncay Bey ile huyları, öğrendiğime göre aynı. İkisi de koyu fenerli ve balık tutmayı seviyor. Her ikisi de temmuz doğumlu, üstelik aynı yaştalar." Ak sakallı ihtiyar ''sen ölmedin'' dedi Yoğun bakımdayken bir ara saçı, sakalı bembeyaz bir ihtiyar sırtıma dokundu. Ben o kadar parlak beyazı ilk defa görüyordum. ''Korkma , sen daha ölmedin. Ama sakın uyuma" dedi ve gitti. Ben de gözlerimi açtım, yoğun bakımdayım. Her tarafımda bir şeyler bağlı, anladım ki çıktım. Narkozun etkisi ile tekrar uyumuşum. Aynı ihtiyar tekrar yanıma gelip, ''Ben sana uyuma demedim mi?'' diyerek yüzüme bir tokat attı. O acıyla gözlerimi açtım, inanır mısınız yüzümde ateş çıkıyordu. Korkudan uzun süre uyuyamadım. 4 ay kadar hastanede kaldıktan sonra eve geldim. Ne yazık ki enfeksiyon kapmamla 3 gün sonra hastaneye dönmem bir oldu, bir ay yattım. Şimdi şükür, çok iyiyim. Bir fincan kahve içtikten sonra beyin kanaması geçiren ve Haseki Hastanesi''nde vefat eden Tuncay''ın ölümü tabi ki çok üzücü, ama ben onun kalbini taşıyorum. O artık benim "kalp kardeşim." Onun ardından ne kadar dua etsem azdır. Mekanı cennet olsun...
KALBİ DEĞİŞİNCE HUYU DA DEĞİŞTİ
Başlık ResmiKALBİ DEĞİŞİNCE HUYU DA DEĞİŞTİ
İKİNCİ AİLEM OLDULAR Hastaneden çıkınca bana kalbini veren Tuncay''ın evine gittim. Annesi ve teyzesi "Oğlumuz geldi" diyerek pasta kesti. Annesine anne, teyzesine de teyze diyorum. "Biz Tuncay''ı evlendirmek istedik, evlenmedi. Ama şimdi bir gelinimiz iki torunumuz var'' diyorlar, bizi çok seviyorlar.
KALBİ DEĞİŞİNCE HUYU DA DEĞİŞTİ
Başlık ResmiKALBİ DEĞİŞİNCE HUYU DA DEĞİŞTİ
DOKTORLAR ANLATIYOR DOÇ. DR. ERCAN EREN: Halime''yi pilot kurtardı! Kalp nakli denince, beyin ölümü gerçekleşen bir donör ve kalp bekleyen hasta akla gelir. Oysa kalbin nakli sürecinde görev yapan doktorların zamana karşı verdiği yarış görülmeye değerdir. İşte o doktorlardan biri olan ve bugüne kadar 20 kalp naklinde bizzat görev alan Kalp ve Damar Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ercan Eren''in ağzından ilginç olaylar: "1997 yılının Kasım ayıydı. İzmir''den gelen bir telefon, orada bir kalp olduğunu haber veriyordu. Listede üç yıldır kalp bekleyen Halime adlı genç bir kız vardı. Malatya''ya telefon ettim, ''Kızım sabah burada olabilir misin?'' diye sordum. ''İlk uçakla gelebiliriz'' dedi. O güne kadar İstanbul dışından hiç kalp getirmemiştik. Nasıl gidip, geleceğiz? Hiçbir tecrübe yok. Kalp, 4 saatte yerine takılması gereken bir organ... ÇARESİZLİKTEN DELİRDİM Çare yok, tarifeli uçağa bilet alıp Doktor Esat''la yola çıktık. İzmir''de yaptığımız inceleme ile kalbin gerçekten uyduğunu gördük. Halime, Malatya''dan uçağa binmek üzere, bizi de telaş bastı. Kalbi söktük, ama uçak 10 dakika sonra kalkacaktı ve yetişemeyecektik. Bekletmelerini istedim, kabul etmediler. ''Beni pilotla konuşturun'' dedim. ''Sivil havacılık kuralları gereği yapamayız'' diyerek reddettiler. Hem sinirden hem çaresizlikten delirmiştim. En son bir yetkiliye aktardılar. Ona ''Siz o uçağın pilotuna bizim kalp getirdiğimizi söyleyin, işte numaram, bunu da kendisine iletin. O sizden farklı düşünecektir'' dedim. Araç falan da yok. Bir asistan, ''Hocam ben sizi alana yetiştiririm'' dedi. Bir süre sonra telefonum çaldı, ''Hocam ben İstanbul uçağının pilotuyum. Siz hiç merak etmeyin, o kalp gelmeden bu uçak kalkmayacak'' dedi. Son sürat havalimanına yetiştik. Biz geldiğimiz de 20 dakika geçmişti. Doktor Esat ile uçağa girdik, bir alkış koptu. Islık çalanlar, tezahürat yapanlar, neye uğradığımızı şaşırdık. Meğer biz gelmeden pilot anons edip, ''Sayın yolcular! Kalp getiren iki doktoru bekliyoruz. Türkiye''de ilk defa bir şehirden başka bir şehre bir kalp götürülüyor. Genç bir kıza takılacak'' demiş. Ben elimde çanta, sıkı sıkıya tutuyorum, yaşlı bir teyze ''Evladım kalp bunun içinde mi, şimdi çalışıyor mu?'' diye sordu. Evet cevabını alınca kadıncağız ürperdi ''Çok hayırlı bir iş yapıyorsunuz, Allah sizden razı olsun'' dedi. Kabin amiri bize gelip, ''Pilot, kalkabilir miyiz diye soruyor'' dedi. Tamam dedik, o uçakla İstanbul''a geldik, hastaneye ulaştık, emaneti yerine taktık. O pilotun duyarlılığını, yolcuların anlayışını unutamam. Halime hayatta, dua ediyor onlara... Halime hanım mı? Şimdi bizim Kütüphanede çalışıyor..."
KALBİ DEĞİŞİNCE HUYU DA DEĞİŞTİ
Başlık ResmiKALBİ DEĞİŞİNCE HUYU DA DEĞİŞTİ
''Eskiyi hatırlamak istemiyorum'' Aydın''da kendisini vuran polis memuru Ahmet Şimşek''in kalbini taşıyan Halime, Koşuyolu''nun ilk göz ağrılarından biri. Hastalığı henüz 14 yaşındayken okulda bayılması ile ortaya çıkan Halime, kendini kalp nakline kadar götüren serüveni şöyle anlatıyor: "Malatya''daki hastanede, ''Kalbinde büyüme var'' teşhisiyle beni Koşuyolu''na gönderdiler. Bir süre sonra da, ''Kalp çıkarsa sana haber veririz'' diyerek eve gönderildim. Aradan üç yıl geçmişti. Bir akşam telefon çaldı. Arayan Ercan Hocaydı. ''İlk uçakla gelebilir misin?'' diye sordu. Sabah Koşuyolu''ndaydık... Nakilden üç ay sonra da hastanede işe başladım. Ailemin durumu iyi olmadığı için hastanenin kütüphanesinde iş buldular. Aslında hiç girmek istemediğim bir konu ama, ben daha sonra kalp nakli olan ve benim gibi hastanede çalışan Mustafa ile evlendim. Onu da kaybettim, eskiyi hatırlamak istemiyorum. Allah''a şükür, şu anda çok iyiyim. Burada nakil olan hastaları görünce seviniyorum. Çok iyi dostluklar kuruyorum. Nakil bekleyen hastalara da moral vermeye çalışıyorum. Hocam izin vermediği için kalbini aldığım kişinin ailesiyle görüşemedim. Ne olur organların toprak olmasına izin vermeyelim, onları bekleyenlere emanet edelim..." YARIN: ONA UYMADI SEN GEL
ÖNE ÇIKANLAR