Osmanlı Devleti Rumeli tarafında genişlemeye başlayınca, dâimî bir orduya ihtiyaç duyuldu. Savaşta esir alınan askerî şartlara uygun Hıristiyan çocukları, İslâm terbiyesiyle yetiştirilerek yeni bir askerî sınıf meydana getirildi. Bu uygulamayı ilk olarak Orhan Gâzi''nin oğlu Şehzâde Süleymân Paşa''nın başlattığı kabul edilmektedir. Hacı Bektâş-ı Velî hazretlerinin duâsını alan bu ordu, Yeniçeri ocağının kurulmasına kadar Osmanlı Devletinin tek ve muntazam ordusu olarak kaldı...
Onlar sadece askerdir... Orhan Beyin vefâtından sonra yerine geçen Sultan Birinci Murâd Han, Çandarlı Kara Halil''i Yeniçeri ve Acemi Ocaklarını kurmakla vazifelendirdi. Sultan I. Murad Han devrinde kurulan ve harplerde daima Padişahın yanında bulunan Yeniçeriler, yalnızca askerlikle uğraşırlar ve hiçbir zanaat ile meşgul olmazlardı... Yeniçeri ocağı neferlerine ulûfe denilen maaş verilirdi... *** Kanuni Sultan Süleyman Han, bir seferde iken, atının üzengisi kırıldı. Yanındaki vezirler bu üzengiyi yaptırmak istediler, fakat yakınlarda bir şehir veya kasaba da yoktu. Ordunun mola verdiği bir sırada, vezirlerin birinden, padişahın atının üzengisinin kırıldığını öğrenen ve "on parmağında on marifet" olan bir yeniçeri vezire, kendisinin üzengiyi tamir edebileceğini söyledi...
"Seni bu sefere götüremem..." Hemen atların yanına gittiler ve yeniçeri, kırık üzengiyi güzelce tamir etti. Biraz sonra mola bitti ve Padişah, yola çıkmak için atına bindi. Üzenginin yapılmış olduğunu farkeden Kanuni, bunu kimin onardığını yanındakilere sordu. Vezir, yeniçeri neferinin ihsanlara kavuşacağını ümid ederek, hemen huzura çağırdı ve bu usta yeniçeriyi Padişaha takdim etti. Kanuni Sultan Süleyman Han o yeniçeriye şöyle dedi: -Yeniçeri neferinin zanaatkârlıkla uğraşması kanunlara aykırıdır! Seni bu sefere götüremem...
Padişah, yaptığı bu iyilik için önce o yeniçeriye ihsanlarda bulundu, sonra da onu memleketine geri gönderdi...

