Kaydet
a- | +A

İfrit bir adamdı. Siniri ve geçimsizliği sebebiyle iki sene önce karısından ve iki çocuğundan ayrılmış, tren istasyonunun arka tarafına düşen gecekondu mahallelerinden birinde yalnız yaşıyordu.

Çocuk sesine tahammülü yoktu. Aslında her türlü yüksek sese kızıyordu.

Halı çırpan oldu mu, kavga... Kapı çarpan oldu mu, kavga... Klâkson öttürenle de tartışıyordu, duman tüttürenle de...

Sokaktan egzozu ses yapan bir araba geçse küfürlerle peşine düşüyordu. *** O gece de köpek havlamasına takılmıştı. Sokak köpekleri gecenin bir yarısı acı acı havladıkça öfkeli emekli kondüktör yorganı kafasına daha çok çekiyordu. Havlama durmayınca sinirle kalktı, pijamasının üstüne ceketini giyerek söylene söylene dışarı çıktı.

Tek katlı evin hemen sağ tarafında tarla vardı; köpekler de tarlanın ortasında bir yerde kafalarını kâh yere indirerek, kâh göğe kaldırarak bangır bangır bağırıyorlardı.

Adamın öfkesi korkusunu yenmişti; karanlıkta azgın köpeklere saldırmakta tereddüt etmedi. Yerden bulduğu taşları yarı karanlığa fırlatıyor, köpekler sağa sola kaçtıkça o, en yakınındakine doğru cesurca hamle ediyordu.

Bu koşuşturma, ürkütücü bu boğuşma ilginç bir sonla bitti: Öfkeli kondüktör, ayağının altındaki kilim hızla çekilmiş gibi bir anda tarlanın ortasında yere kapaklandı. Ayağa kalkmayı denedi, tekrar yuvarlandı. Acaba sarhoş muyum diye kendisinden şüphelendi. Bir kez daha ayağa kalkıp da yarı kanarlıkta evini seçince durumu anladı. Yerin üstündeki her şey, bir elekte sallanıyormuş gibiydi; deprem oluyordu. Adam, biraz önce öfke ile çıktığı evinin, plaj kumundan yapılmış oyuncak evler gibi toz duman içinde yerle bir oluşunu seyrederken, sevinsin mi, üzülsün mü o an için kestiremedi...

SADIKS boşluk yorumunu yaz Turkcell,

Telsim, Avea 2866''ya gönder

ÖNE ÇIKANLAR