İspanya''yla Almanya''yı buluşturan final kimin olur diye bir uluslararası anket düzenlenseydi, İspanya''nın neredeyse yüzde 80''lik bir oranla öne çıkacağı sürpriz olmazdı. O küçük oran ise Almanya''nın tarihsel özelliklerine dayalı olarak oylanabilirdi ancak. Çünkü İspanyol takımı bu turnuvada takım gibi takım olma özelliğini en kolay maçından en sıradanına, en zor maçından en fazla problem üretmesi mümkün olabileceğine kadar futbol oynadı. Savunma ve hele hele önündeki Senna adlı ön libero ile onun önündeki İniesta Xavi ve Silva "müthiş fareler" bloğu bu turnuvanın en çarpıcı takım bütünlüğüydü.
Öndekilerin golcülük özelliklerine buraya kadar saydığım takımın diğer kısmıyla oyunun iki yönünde de bütünleşmesi de turnuvanın ağırlığı oldu. Finalde o küçük oranı kazanmış Almanya, ilk 20 dakikada basabildiği kadar bastı, İspanya''nın geri dörtlüsüyle "müthiş farelerinin" bağlantısını koparmaya çalıştı. Başarılı da oldu ama hücum yönünü Ballack ve Schweinsteiger dışında hünerli oyuncusu olmadığından skor tabelasına taşıyamadı. 20. dakikadan sonra Alman takımının pili tükenmeye başlayınca İspanya önce yana doğru, sonra dikine, bütün Alman hatlarını yara yara, devire devire maçın patronu oluverdi. Şunu merak ediyorum; acaba Alman Ligi''nden çıka çıka bu kadar çok sınırlı kabiliyeti olan oyunculardan kurulu bir milli takım mı çıkabilir? Sanmıyorum. Ama inanıyorum ve hatta biliyorum ki, yabancı istilasına uğramış İspanya''dan daha iyi bir takım çıkabilir. Zaten Aragones''in değişikliklerde kullandıklarıyla, bunun mesajı verildi.
Evet, aldatılan Avrupa futbolu yani, Yunanistan''ın şampiyonluğundan sonra hakiki bir şampiyonla kucaklaşmıştır. Yani futbol kazanmıştır.

