Kaydet
a- | +A

Sultan IV. Murad Han, din adamlarına çok hürmet gösterir ve onlara yardım ederdi... Mesela, Yenikapı Mevlevîhânesi postnişini Doğânî Ahmed Dede''yi sık sık saraya davet etmek suretiyle kendisinden Mesnevî sohbeti dinlemiştir. Galata Mevlevîhânesi şeyhi Âdem Dede de, yine IV. Murad''ın saraya davet edip sohbetlerini dinlediği din adamlarındandır. Beşiktaş Mevlevîhânesinden Çengî Yusuf Dede, IV. Murad döneminde "Gılmânân-ı Hâssa"ya alınmış mevlevîlerdendir.

Mevlânâ türbesini ziyâret

Revân ve Tebriz Seferi''ne çıkan IV. Murad, Konya''ya geldiğinde, Hz. Mevlânâ''nın türbesini ziyâret etmiş, postnişîn olan Ebûbekir Çelebi''ye bir kürk, dervişler için 1000 akçe verdikten sonra Mevlânâ Âsitânesi için hâsdan senelik 150 bin akçe ödenek tayin etmiştir...

Bağdat Seferi''ne çıkmak için Üsküdar''a hareket edeceği gün, sefere memur olan Hüdâyî hazretlerinin halîfelerinden İsmail Efendi ve Kadızâde, has odada hazır bulundukları halde Pâdişah, kılıç kuşatma ve dua için Abdülmecid Sivâsî Efendi''nin hazır olmasını istemiştir. Bunun üzerine Abdülmecid Efendi has odaya alınmış ve pâdişahın beline Hz. Ömer''in kılıcını bağlamıştır. Pâdişah da bunun üzerine Sivâsî Efendi''nin sırtına bir samur kürk giydirmiştir. Pâdişah, atın üzengisine ayak bastığında "Sivâsî Efendi ve İsmail Efendi dua etsinler" diye yine bu iki âlimi tayin etmiştir. Onlar da dua etmişler ve atlarına binerek pâdişahın önünde Üsküdar''a doğru hareket etmişlerdir.

IV. Murad''ın tütün, enfiye ve içkinin yasaklanması sebebiyle insanların bir araya gelmelerini yasakladığı ve bunun için sık sık teftiş yaptığı bir dönemde vuku bulan bir hadise onun tasavvuf ehline bakışını göstermesi açısından ilginçtir.

"Bu, bizim Efendi''nin Dîvân''ı" Tarih bilgini Naîmâ''nın naklettiği hâdise şu şekilde cereyan etmiştir:

Abdülmecid Sivâsî Efendi bir gün Kağıthâne''de bâzı mürid ve muhibleriyle tasavvufa dair sohbet etmekteyken, Sultan Murad aniden sandalla gelmiş ve hazır bulunanların kitaplarını, üzerlerinde bulunan eşyalarını istemiş. Görevliler orada bulunan kitapları ve ellerinde bulunan tesbihleri toplayıp pâdişaha götürmüşler. Pâdişah getirilen kitaplardan bir cildi açıp Yahyâ Efendi''nin Dîvân''ı olduğunu görünce, "Bu bizim Efendi''nin Dîvân''ıdır" diyerek öteki kitapları ve getirilen eşyaları gördükten sonra da, "Kitaplarıyla seyre giden ulemaya, tesbih, seccade ve ridasıyla giden dervişana, divit ve kalem ve levazım-ı kitabet ile giden küttaba bizim sözümüz yoktur!" diyerek oradan ayrılmıştır.

ÖNE ÇIKANLAR