Şayet F.Bahçe gibi 100 milyon euro maliyetli bir takım, bana göre bugünkü ligin en zayıflarından birine orta alanı teslim edip, kolayca duvar pası yiyip, kalesinde de gol görüyorsa, vay ki vay...
Ömrünün yarısını teknik direktörlüğe adamış Aragones''in kucağına bırakılan bu bomba, diyeceksiniz ki, Zico ile Avrupa''da falanca işleri yaptı. Eğrisi doğrusuna denk geldiğinde futbol dünyasında neler olmuyor ki?
Ama Fahri''nin önderliğinde, Zafer ve Caner isimli bir meçhul ile kaptırdığınız her topu, ya da karşıda başlatılan her atağı ceza sahanızın dolaylarında buluyorsanız, demek ki onca paraya daha büyük takım olamamışsınızdır.
Tamam, Lugano ile Edu''nun yokluğu bütün takımın aklını o bölgeye kilitleyebilir ama, ne Emre''nin 10 dakikalık soluğu, ne de Güiza''nın ekstra mesaisi baskılı ve etkili futbol oynamanızı sağlayamaz. Aragones, özellikle ikinci yarı ile birlikte takımının orta alandaki mahkumiyetine Deniz''le son verme kararını alarak bence dün akşamki üç puanın en büyük mimarı oldu.
Josico''nun savunuculuğuna Deniz eklenince, Fahri''nin getirdiği toplar, Veysel''in golüne kadar sergilediği işlerliği kaybediverdi.
Deivid''le Uğur''un oyun alanının sadece Alex''i çevreleyen bölgelerinde mesai vermeleri, F.Bahçe takımının oyunu yayarak rakibinin savunma düşüncelerini alt etmesini engelliyor. Hele hele Deivid''i çizgide hiç görememek bir tuhaf...
Savunmasının ortası yok olmuş Selçuk''u da sakatlıktan dolayı kaybetmiş F.Bahçe, bir hakem tiyatrosunun içinden çıkardığı ilk gol ve futbol sanatı kokan ikinci golü ile hiç oynamadan, hiç pozisyon oluşturmadan bir maçı daha cebine indirdi.
Aragones, bu takımla, bu oyuncularla vallahi de iyi gidiyor.
Ama Güiza geçen sene Mallorca''da geçirdiği günleri oturup videodan seyretse, "Vay anam vay. Ben nereye geldim" diye oturur ağlar her halde.
Konyaspor maçın sihrini, eline geçirdiği ikinci devrenin başından sonra ancak 11 dakika sürdürüp, bu anlayışının ürünü ile bir gol bulabildi hepsi o...

