Siz hiç intihar mektubu okudunuz mu? En içten duyguları ve en ölümcül gerçekleri anlattığı için midir bilmiyorum, ben gazetelerde yayınlanan intihar mektuplarını biriktiriyordum. Ama doğrusu bir gün bu mektuplardan birini elime alacağımı, ilk okuyanlardan biri olacağımı hiç düşünmemiştim. ... Bayramımı kâbusa çeviren görüntüyü size tarif etmem çok zor. Trakya tarafında bir köy evinde, gecenin sabaha dönmeye başladığı alacakaranlıkta canhıraş feryatların, telaşlı koşuşturmaların ortasına uyandığımda ne yapacağımı şaşırdım. Korka korka "olay yerine" gittiğimde, köylülerin "Kara Amca" dediği Mümtaz Dayı, uzun ve ince vücudu ile yerden bir metre kadar yüksekte, dut ağacına asılı duruyordu. Sallanmıyordu; büyük ve kanlı bir savaşın sonrasındaki cephenin sakinliği gibiydi.
Etrafına hiçbir hat, bant çizilmediği halde köylüler bu dehşet fotoğrafına fazla yaklaşmamış, Mümtaz Dayının yaklaşık dört metre uzağından dönen çepeçevre bir görünmeyen "korku yuvarlağı" oluşturmuşlardı.
... İnsanların omuzları üzerinden ayak parmak uçlarımla yükselmeye çalışarak bir süre seyrettiğim bu şok görüntüye, jandarma geldikten sonra daha da yaklaşma fırsatı buldum. İntiharı soruşturmaya değil de, pazardan karakolun mutfağına sebze almaya gelmiş kadar rahat olan jandarma komutanı ile -mesleki avantajımı kullanarak- sohbet ederken, komutan, eliyle koymuş gibi Mümtaz Amcanın sağ ceket cebinden çıkardığı intihar mektubunu okuduktan sonra bana da uzattı. Biraz sonra öleceğini bilerek yazmış olan bir insanın mektubu önce ellerimi titretti, okudukça da yüreğimi: *** "Beni affedin diyecek kimsem bile yok.
Biricik oğlumu bir yeğenimle, güzel kızımı bir başka yeğenimle evlendirmiştim, yaşlandığım zaman bana bakarlar diye... Hiçbiri yüzüme bile bakmadı. Oysa ben, onlar benim ölümümden sonra birbirlerine düşmesinler diye tarlalarımı, çayırlarımı, evimi, her şeyimi sağlığımda onlara bölüştürdüm.
Benim yaptıklarımın karşılığı bu olmamalıydı. Ama kafamın içindeki uğultular dinmiyor. Hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değil. Hayat bana oyun etti.
Evlatlarım, artık vicdanen rahatsınızdır.
Dağ dibindeki büyük tarlanın ortasına gömülmek isterdim. Ama yapmayacaksınız biliyorum. Bari babamın ayaklarının dibine gömün.
Artık kimse arkamdan ''Oğulları Kara Mümtaz''ı bir futbol topu gibi tekmeleyerek birbirlerine atıyor; şehirdeki köye gönderiyor, köydeki şehre'' diye dedikodu yapamayacak. Ben onurlu yaşadım ama ne yazık ki onursuz ölüyorum. Herkese geçmiş olsun."

