Kaydet
a- | +A

- Maç parasını alır almaz buzdolabı senedini yatır, dedi karısı, bugün son gün... Geçen ayki gibi bir sürü protesto parası ödeme! - Tamam, dedi hakem. Hadi hoşçakal, bana dua et! Karısı, hakemin ceketinin yakasını düzeltirken; - Askeri üniformanı giysen diyorum. Maçtan sonra problem olursa, soyunma odasında üniformanı giyer çıkarsın, diye söylendi. - Yok canım, olur mu öyle şey, diye reddetti hakem. Boyama kitabıyla uğraşan kızının yanına gitti. Yanaklarını öperken; - Hoşçakal bebeğim, dedi. Altı yaşındaki kızı: - Baba bizim takımı kazandır. Yoksa annemi senden çok severim, diye tehdit etti (!). Gülümsedi hakem, kızının gönlünü yapmak için de, - Peki kızım, dedi. *** Hakem lojmandan çıkmış nizamiyeye doğru yürüyordu ki bir asker nefes nefese yetişti: - Komutanım, tabur komutanı sizi emretmiş! Yönünü değiştirdi, alel acele komutanlık binasına doğru hızlandı. - Beni emretmişsiniz komutanım, dedi selam çaktıktan sonra. - Bak hoca, dedi komutan, bizim takım kazanmaz ve liderliğimize halel gelirse buraya gelme! Komutanın yüzüne "Acaba ciddi mi söylüyor?" diye merakla bakan hakem, hiyerarşi gereği: - Emredersiniz komutanım, diyerek selamını verdi ve çıktı. *** Liderin maçı öncesi ilk kez FIFA kokartı takacaktı hakem. "Önce federasyona gideyim, maç öncesi tören yapılacak mı, benim yapacağım bir şey var mı öğrenir, maça geçerim" diye düşündü. Nizamiyeye vardığında nöbetçi asker önüne çıktı: - Komutanım size paket var. Nöbetçi kulübesine girdi hakem. Sebebini bilmediği bir endişeye kapıldı. Zarfı açmadan önce nöbetçiye: - Şu yoldan bir taksi çevir oğlum, dedi. Asker çıktıktan sonra zarfı merakla açtı. Özel kurye plastiğinin içinden açık kahverengi büyük bir zarf daha çıktı. Onu da açtı. Ortalarından kuşakla bağlı deste deste paraları görünce korkuyla zarfı kapattı. Tekrar açtı, paraların üstündeki kağıdı aceleyle okudu: "Hocam, süpermarketimizden buzdolabı alırken bininci müşterimiz olmuşsunuz. (...) milyar ödül kazandınız. Tebrikler. İmza:........" Buzdolabını aldığı yerin, lider takımın yöneticisine ait olduğunu şaşkınlıkla öğrendi. Zarfı kapatarak plastiğin içine yerleştirip dışarı çıktı. Taksi hazırdı. *** Para zarfını bir tutanakla federasyona teslim eden hakem, maç öncesi FIFA kokartını takıp, başlama düdüğünü çalmıştı. Bitime on dakika kaldı, gol yoktu. Dokuz haftadır üst üste kazanan lider berabere mi kalıyordu? "Bizimki de ne şans" diye düşündü hakem. Tribünlerde lider aleyhine protestolar yükselmeye başlamıştı ki, rakip takımın forveti derin bir topla kalecinin burnunun dibinde bitiverdi! Kaleciyi de geçecekken kendini yerde buldu. Hakem için saliseler saatlere dönüşmüştü; kızını, komutanını, para dolu zarfı, kokartını düşündü; rakip takım oyuncularının yorgunluktan dudaklarının kenarında oluşan kurumuş tükürük beyazlıklarını düşündü; çaldı penaltı düdüğünü... Stat başına yıkılıyordu. Liderin oyuncuları, seyircileri, teknik adamları başına yıkılıyordu.

Penaltı gol oldu ve lider ilk yenilgisini aldı. *** Maçı bitirdiğinde, bir manga polisin ortasında buldu kendini... Kalkanlara çarpan taşların sesleriyle soyunma odasına inmeye çalışıyordu. Uzanan mikrofonların ucundaki sorular kasıtlıydı. Duşunu alıp çıktığında sanki ülkenin bütün medyası kapı önündeydi. Tek cümle söyledi: - Kokartımı ve düdüğümü federasyona iade etmeye gidiyorum; hakemliği bıraktım! *** Ertesi sabah eşi gazetelerle birlikte bir de zarf koydu kahvaltı masasına... Hakem önce merakla gazeteleri açtı. Hepsi ağız birliği etmişçesine hakeme yüklenmişti. Daha kötüsü bir yöneticinin beyanatıydı: - Hakemi anlıyoruz, bizi yakmış olmanın verdiği vicdani rahatsızlıkla görevi bıraktı. Belki bilmediğimiz bir takım yollarla geleceğini de kurtarmıştır. Bu, süper market sahibi yöneticiydi. Lokmasını yutamadı. Bu arada, zarfı açan karısı: - Bak, sana demedim mi... Protesto zarfı... Senedi yine geciktirdin, dedi.

(Ben Senin Yerinde Olsaydım Bunları Kitap Yapardım''dan)

> (Otobüs Durağı cuma ve cumartesi yayınlanır.)

ÖNE ÇIKANLAR