Sahaya tünel Bir futbol maçı hakem açısından biraz gerilimli geçti mi, bildik görüntüye hazır olun: Bitiş düdüğüyle birlikte on kadar polis, başlarında miğfer, ellerinde kalkanlarıyla yarışa çıkmış gibi nefes nefese orta sahaya doğru öyle bir koşar ki, sanırsınız hakemi kesiyorlar! Tribündekiler bu manzara karşısında daha bir ateşlenir, savunmaya alınmış hakeme hücum etme "ihtiyacı duyarlar." Bana sorarsanız, bir hakem maçın içine kan doğrasa bile, böyle bir savunmaya hiç gerek yoktur.
Çünkü tehlike saha içinde değildir; sonuçta sahadakilerin "kimliği bellidir."
Futbolcu, teknik adam, gazeteci, top toplayıcı... v.s. Bir saldırıda cezasını göreceğini bilen bu insanlardan kim dövecek hakemi? Soyunma odasının girişine bir tente tünel yaptırırsınız, hakem ve oyunculara tribünden bir şey atılmasın diye; o oynak tünel saha içine doğru çekilir, olur biter. *** Mesela... Bu hafta Rize''de Rizespor-Malatyaspor maçı oynandı. Maçı yöneten Bülent Demirlek''in, normal şartlarda bir torna tesviye atölyesinde çalışması gerekiyor. Minibüs şoförlüğü de yakışır.
Neyse... Kötü bir hakeme ve ev sahibi takımın yenilmesine rağmen, maçtan sonra 2 teknik adam ve 6 futbolcu konuştu. Türkiye''de olmayan bir şey oldu: Hiç kimse hakemden bahsetmedi! Ama bu hakemin bir sahadan çıkarılışı var, say ki Saddam! * "Spor polisi" kavramı ve mevzuu önemlidir. Türkiye''de de bir gün "spor polisi" oluşması için bu dosyayı, önemli konuları yazan ve yazısı ciddiye alınanlara havale ediyorum!
Bir başka Schumacher
Türkiye''nin Avrupa''ya kapağı atma çalışmaları çerçevesinde ülkemize getirilen F.Bahçe''nin eski kalecisi Toni Schumacher, büyük gazetelerin birinin spor servisinden içeri girince, önceden hazırlanmış bir "jestle" karşılandı: - En büyük Fener! En büyük Fener! Eski kaleci el hareketleri ile meslektaşlarımızı susturdu ve şöyle dedi: - En büyük Allah! * Schumacher, Başbakan''ın da katıldığı toplantıda seçkin misafirlere yaptığı konuşmasını sürpriz bir Türkçe cümle ile bitirdi: - Hepinizin kandilini tebrik ederim. Başbakan''ın bile konuşmasında söylemediği bu cümle, orada bulunanlar tarafından coşku ile alkışlandı.
Hayatta ben en çok babamı sevdim Atlastan bakardım nereye gitti Öyle öyle ezber ettim gurbeti. ... Sevinçten uçardım hasta oldu mu Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu. ... Açıldı nefesim, fikrim, canevim Hayatta ben en çok babamı sevdim. (Can Yücel)
ALTINI ÇİZİYORUM Öğretmenler kendilerini köprü olarak kullanır; öğrencileri üzerlerinden geçtikten sonra, gururla yıkılır giderler. (Nikos Kazancakis)
SORU Rakibini yensin diye teşvik primi pazarlığına giriştiğin takımla parada anlaşamazsan, bu kez sana kızıp da rakibe yatmaz mı?
VAY HAYVAN VAY! Leoparlar avlarına yaklaşırken güneşi önlerine alırlar. Gölgeleri kendinden önce avına gözükmesin diye...
SAHİBİ BELLİ SÖZLER "Ben Ankara''nın en çok İstanbul''a dönüşünü seviyorum."

