Kaydet
a- | +A

- Annem hep böyle Aylinciğim, dedi Emine, maçları kaçırmaz. İki arkadaş, yemek masasında fotoğraf albümlerini karıştırıyorlardı. Emine, babasının komiserliği yüzünden İstanbul''dan ayrılmış olan ortaokul arkadaşı Aylin''e, birlikte çekilmiş eski fotoğraflarını gösteriyordu. Bir yıldır görmediği arkadaşı, dokuz günlük bayram tatili için İstanbul''a gelmişti. Anne, üçlü koltuğun kenarında televizyondan futbol maçı izliyordu.

- Annem en büyük futbol fanatiği oldu. Ama maçtan anlamaz, takımları tanımaz. Anne, kendisini çekiştiren kızına sevgi ve tebessümle baktı. Hiçbir şey söylemeden tekrar ekrana döndü. Emine devam etti: - Onun bir "sarı saçlı yakışıklı"sı var; maçları sırf onu görmek için izler. Gel sana göstereyim. Arkadaşının kolundan tuttu, üçlü koltuğa, annesinin yanına oturttu.

- Seninki oynuyor mu anne? - Oynuyor yavrum, dedi, bir şut attı, görmeliydiniz. Yakışıklım benim!

- Duş almak ister misin Aylin? Yorgun olmalısın, dedi Emine. - Hayır teşekkür ederim. - O zaman ben gireceğim banyoya. Biraz annemle oturur musun? Gerçi o maç sonuna kadar meşgul çalıyor ama... - Olsun, ben de maç seyrederim.

Emine gittikten sonra Aylin anneye döndü:

- Gerçekten ben de şaşırdım bu maç tutkunuza Cemile Teyze... Eskiden böyle bir hobiniz yoktu. Anne bir süre sessizce maç seyretti. Sonra ani bir hareketle televizyonun sesini kapattı, Aylin''e döndü: - Sır tutabilir misin? - Elbette teyzeciğim. Anne, bir süre dalgın seyretti televizyondaki sessiz görüntüleri... İki büyük takımın derbi maçıydı ekrandaki... Tekrar döndü: - Bak kızım, bu benim hayatım kadar önemli. Söylememem gerekir ama iki sebeple söylüyorum. Birincisi ben de rahatlamak istiyorum. Biz evlenirken Salih Amcan bir şart koştu: "Benden önceki hayatını unutacaksın ve kimseye bahsetmeyeceksin" diye... İlk eşim ölmüştü ve zor durumdaydım. Salih Amcan o zaman bekârdı ve Antep''ten İstanbul''a tayini çıkmıştı. Tek çocuğumu beş yaşında yetiştirme yurduna bırakarak Salih''le evlenip yola çıktım. Yıllar sonra, hiç ummadığım anda oğlumu bir futbol takımının içinde televizyon ekranında buldum! Antep''teki bir arkadaşımdan ara sıra oğlumla ilgili haber alabiliyordum, futbolcu olduğunu duymuştum ama bir gün televizyonda karşıma çıkacağı hiç aklıma gelmezdi! Salih Amcana söylediğimde aradan geçen on beş yıla rağmen tepkisi yine aynıydı; "Ne bana, ne başkasına bir daha bu konuyu açma!" Birden, ara sıra gözünün kaydığı ekrana dikkat kesildi anne:

- Eyvah eyvah! - Ne oldu teyze? - Oğluma vurdular! Yerde kıvranıyor! Ekranda doktorlar sahaya girerken, anne de ayağa kalkmıştı. Tedavi bitti, sarı saçlı çocuk ayağa kalkınca, anne oturdu: - Salih Amcan aslında iyi bir insan. Oğlumun oynadığı takımı tuttuğu halde benim yanımda maç seyretmez, lokale gider.

- Şimdi Emine bilmiyor mu sarı saçlı çocuğun kardeşi olduğunu? - Aman kızım, aman! Sakın ağzını açma! Bu konuyu sana söylememin ikinci sebebi de, ben öldükten sonra Emine''ye bunu bildirecek biri olsun istedim. Ama şimdi değil; lütfen! Emine mutfaktaki kombiyi yakmak üzere bornozla salondan geçerken gülümseyerek Aylin''e seslendi: - Annem seni de futbol fanatiği yaptı mı Aylin? Şaşkınlığını üzerinden atamamış olan Aylin sessiz kaldı.

- Sarı saçlı çocuk nasıl oynuyor anne? Aylinciğim, o çocuk bana talip olsa annem bir saniye düşünmeden verir biliyor musun, diye espri yaptı. Ama Aylin''in kendi kendine mırıldandığı cevabı duymadı: - Hiç sanmıyorum...

> (Otobüs Durağı cuma ve cumartesi yayınlanır.)

ÖNE ÇIKANLAR