Sık Beşiktaş yazmadığımızdan önce bu ulu çınarın günümüzdeki genel yapısını şöyle bir iki cümleyle özetleyip maça girersek, yani bugüne bakarsak daha sağlıklı adım atmış oluruz sanırım. Ülkedeki en kaliteli, en ünlü iki Brezilyalısına yani, Kleberson''la Ricardinho''ya sahip olmasına rağmen Beşiktaş takımının genel oyuncu profili senkron tutmazlığı, ya da detone çalan orkestra parazit örneği bir görüntü sergiliyor. Yani, yukarıda isimlerinin altını çizdiğim Brezilyalı şefler yönetmeye çalıştıkları orkestradan oyunun genelinde efor, iyi niyet, yüksek tonlu ses alıyorlar ama bir türlü bu orkestrayla uyum içine giremiyorlar. Daha doğrusu orkestra şeflerinin aksiyonlarına cevap veremiyor. Sezon başından beri Beşiktaş''ın günümüz oyuncu profiliyle ligin çok büyük bir bölümünü iyi, tempolu ve baskılı oynar gibi gözükmesine rağmen, neredeyse yarısı kadar da kayıp vereceğini yazıp söyledim. Bu görüşümün arkasındaki sır da şu ana kadarki satırlarımda yatıyordu.
Dün akşam da bana göre erken form tutma zorunluluğu yüzünden 1 - 1.5 aylık düşüş yaşayan, ülkenin en iyi futbol takımlarından biri olan Kayserispor karşısında oyuna, dolayısıyla topa daha fazla hakim olan, maçın patronu gibi görünen ama organizasyonda işlerlik bulamayan ve pozisyon sıkıntısı yaşayan Beşiktaş idi.
Tigana''nın çift ön liberoyu uygulamaya sokarak garanti altına alır gibi olduğu kifayetsiz geri dörtlü, bu düzen sayesinde Kayserispor''a bile pek pozisyon vermedi. Burak ve İbrahim Akın kenarlı orta saha, Nobre arkasındaki Ricardinho ile sadece ölü alanlarda var gibi gözüktü ama ofansif aksiyonları desteklemede eksik kaldı. Dedim ya; şefler yönetiyor ama orkestra detone çalışor diye. İşte bir keresinde şef bagetini salladı, orkestranın bir elemanı da o bagetin sallanışını fark edip doğru notaya basınca, çok şık bir lig golüne tanık olduk. Yani; Ricardinho - Burak organizasyonundan söz ediyorum. Ertuğrul Hoca, golden sonra bütün önlemlerinden soyunarak hem Muhammet Hanefi''yi, hem de büyük maç noksanı olan Gökhan''ı oyuna alıp neredeyse geri dörtlü ileri bölge gibi takımı ikiye böldü. Beşiktaş, işte bu süreçten sonra rakibi böyle iki parçaya bölünmüş bir takım karşısında doğru sesler çıkaran bir orkestra olabilseydi, maçı belki de farka taşıyamazdı ama, sezon başından bu yana pozisyon zenginliği rekoru kırabilirdi.
Sonuçta Kayserispor neredeyse beklediğimiz gibi oynarken, Gökhansızlığın sıkıntısını sahaya çok ciddi yansıttı. Özetlerimizin arasına şunu da ekleyelim. Kaleci Runje''nin artık tribünlerin morali olduğunu gördük.
Yazıyı toparlarken gözüm Beşiktaş''ın yedek kulübesinde oturanlara da ilişti. Girenlerin dışında kulübede kalan Gökhan, Fahri ve Ali Güneş''i de dikkate alırsak, orkestranın daha uyumlu çalabilme şansının olduğunu da söylemek mümkündür.

