Kaydet
a- | +A

Kandiye savaşları bütün şiddeti ile devam ederken Venedik elçisi de bir kolayını bulmuş, Padişah tarafından kabulünü sağlamıştı. Sultana cazip teklifler getirdi. Kandiye kalesinden el çekmek şartıyla her yıl büyük vergiler vermeğe hazır olduklarını, bundan başka Bosna''daki Kilis sancağını da verebileceklerini söylemişti. Henüz Veziriazamdan cevap alamamış olan Padişah, Kandiye ordugahına ikinci bir mektup göndererek, özetle: "Venedik elçisi rikab-ı hümayunuma yüz sürmekle, bu kadar akçe arzedip Kandiye kalesinden feragat edin diyor, rikabında vesair işte olanlara peşkeş veriyor, ne dersin? Kalenin fethini aklın keser mi? Eğer aklın kesiyorsa ne âlâ, ne güzel, ve illâ bize ona göre îlâm eyleyesin!"

Padişaha sunulan mektup

Fazıl Ahmet Paşa, bütün kumandanları, bu savaşta saç sakal ağartmış ihtiyar muharipleri otağında topladı. Hattı hümayunu onlara da okudu ve sonra sordu. Hepsi de "Rızamız yoktur!" diye cevap verdiler... Fazıl Ahmet Paşa ertesi gün, arkadaşlarının da hislerine tercüman olarak Padişaha bir mektup yazdı. Bütün kumandanlar ve ihtiyar muhariplerle görüşüp Kandiye''nin düşman elinde kalmasına razı olmadıklarını, yıllardır çekilen zahmetlerin, devletin ve milletin şerefinin boşuna gideceğini bildirdi...

Ertesi gün kaleyi daha şiddetle zorlamaya başladılar. Deniz yolu ile yardım alan ve bu sayede yıllarca dayanabilen Kandiye kalesi, acaba daha ne kadar direnebilecekti? Hıristiyan Avrupa''nın bütün gözleri bu tarafa çevrilmişti. Akdeniz limanlarında yeni takviye kuvvetleri hazırlanıyordu. Buna karşılık ordumuzun da gayreti çok artmış, Veziriazamın ısrarı üzerine Sultan IV. Mehmed Han da siyasetini değiştirmiş, her ne pahasına olursa olsun kalenin fethi için hatt-ı hümayunlar göndermeğe başlamıştı. Fazıl Ahmet Paşa hatt-ı hümayunu otağında topladığı paşalara okudu. Bundan sonra kaleye yapılan hücumlar daha da şiddetlendi...

Yirmi altı Eylül sabahı... 20 Eylül 1669 günü, sabah erkenden bütün kumandanlar, başta Fazıl Ahmet Paşa olmak üzere kaleye karşı nihai hücuma geçtiler. Artık direnmenin bir fayda vermeyeceğini anlayan Haçlı kuvvetleri kumandanı, öğleye doğru ateşkes istedi ve teslim şartlarının görüşüleceğini bildirdi... 26 Eylül sabahı Kandiye burçlarında Osmanlı bayrağı dalgalanıyordu. İşte, Girit ve çevresindeki adaların her karış toprağında şehitlerin kanları ve hakları vardır...

ÖNE ÇIKANLAR