Kaydet
a- | +A

Siyah gözlüğünü gözünden çıkardıktan sonra kafasını hızla iki yana sallayarak sarı peruk saçlarını alnından "temizledi", döviz bürosu bankosunun küçük penceresine eğildi: - Patron burada mı? Başörtülü görevli kız kasanın yanındaki zile bastı, kafasını içeri çevirdi, iç kısımda yarıya kadar buzlu camla kesilmiş bölümde oturan ve bilgisayar ekranıyla meşgul durumdaki patrona kaş göz işaretiyle dışarıdaki uzun boylu, güzel kadın müşteriyi gösterdi. Patron, kaşlarını çatarak kadına baktı. Olumlu anlamda kafasını sallayınca, kasadaki kız bu kez kapı otomatiğine bastı. Kadın tebessümle kapıya yaklaştı, uzun boyuna kısa gelen kapıdan eğilerek geçti, üç veznede oturan ikisi kız, biri erkek görevlilere "Kolay gelsin" dedikten sonra patronun yanına girdi.

Patron, güzel hanımı ayakta karşıladı. Hiç tanımadığı ama tanımaktan memnun olduğunu belli ettiği kadına niçin geldiğini sormadan: - Ne alırsınız, dedi. Kadın da ilk kez geldiği bu dövizci dükkânından en son dün çıkmış gibi rahattı; sigarasını çıkardı, yavaş hareketlerle ateş aradı, patron hızla çakmağını çakıp alevini kadına yaklaştırdı. Sarı saçlı kadın, yanaklarını iyice içeri çökerterek derin bir nefes sigara dumanını çektikten sonra:

- Türk kahvesi lütfen, dedi ve kedi kuyruğu gibi uzunca bir duman boşalttı ağzından... Patron bilgisayarda bir tuşa dokunduktan sonra dışarıya siparişleri bağırarak söyledi ve kadına döndü, "Tamamen seninle ilgiliyim" dercesine arkasına yaslandı. Alnından tepesine kadar saçsız, bıyıklı, esmer yüzlü patron, konuşmasıyla, giyimiyle, rahatlığıyla çok da Erzincan havasına uymayan bu kadın karşısında rahat görünmeye çalışsa da yapmacık bir samimiyet sergiliyordu. - Fazla vaktinizi almayacağım, dedi kadın masada kül tablası ararken... Patron hızla orta çekmecesini açıp çıkardığı cam kül tablasını kadının önüne uzattı: - Estağfirullah efendim, ne demek... Kadın, sehpanın üzerine bıraktığı çantasına uzandı: - Bir miktar dolar alacaktım. Patron meseleyi anlamış olmanın rahatlığıyla gevşedi: - Lafı mı olur? (Dışarı seslendi:) Mahinuur! Kadın araya girdi: - Yo yo, şöyle yapalım.

Patron Mahinur''a eliyle dur işareti yapınca kız oturdu. - Şöyle yapalım. Ben biraz fazla alacağım. Onun için şey diyorum. - Ne kadar? - Yüz bin dolar. - Hı? Ha... Yüz... Şöyle... Ben şu an o kadar tedarikli değilim... Şeyapsak.. Acil mi? - Hayır hayır. Yarın saat ikiye kadar zamanım var. - Oo güzel. Yarın ikiye hazır ederim. - Ben tekrar gelemem. Yani daha doğrusu o kadar parayı getirmek götürmek tehlikeli olabilir. - Haklısınız. Biz getirelim bulunduğunuz yere... - Evime... (Elinde kalem varmış gibi yazı taklidi yaptı:) Adresi yazayım. *** Ertesi gün tam ikide, kadının küçük bahçeli ve tek katlı evinin zili çaldı. Kadın kapıyı açtığında dövizci adam bir çanta ile karşısında dikiliyordu: - Geldiniz mi? - Getirdim efendim. - Çok teşekkür ederim, içeri buyurun lütfen. Adam kadının omuzları üzerinden evde birini arar gibi baktı: - Girmesem... Kadın kenara çekildi: - Lütfen... Dünkü kahve borcumu ödeyeyim. Adam içeri girdi, kadın misafir odasına buyur etti, çantayı aldı, adam oturdu, kadın çantayı tam da adamın karşısındaki vitrinin çekmecesine koydu ve kahve yapmak için mutfağa geçti. *** Dövizcinin kahve bekleme süresi biraz uzun sürdü. Çünkü kadın (Nilgün) ve sevgilisi (Canip - aynı zamanda suç ortağı), uzun ve zahmetli planın sonrasında rahat bir soygunu gerçekleştirip çoktan şehir dışına çıkmışlardı.

Canip, eski eşinin memleketi olması sebebiyle iyi tanıdığı Erzincan''da altı gün önce kiralık bir ev tutmuş, evdeki tek döşeli yer olan misafir odasındaki vitrinin çekmesinin duvara denk gelen kısmını delmiş, sevgilisinin dövizci ile randevu saatinde dışarıda beklemiş, kadın içeriden çantayı çekmeceye koyarken o dışarıdan almış, sonra da buluşup kiralık arabalarıyla Erzurum yönüne gitmişler, şehir çıkışında kiralık arabayı bırakıp, onları bekleyen diğer suç ortağının arabasıyla Trabzon yönünde ortadan kaybolmuşlardı!

-------

(Otobüs Durağı cuma ve cumartesi yayınlanır.)

ÖNE ÇIKANLAR