Ülke sporumuzda, hemen hemen bütün branşlarda uzun yıllar unutulmayan maçlar izlenmiş, yaşanmıştır. Ama inanın Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi erkeklerde şu son yendiği maç gibisi yaşanmamıştır. Nedeni mi? 1970'li yıların ortalarında sona eren ve uzun bir süreyi kapsayan "En yorucu spor" araştırmasının sonuçlarından şu branş çıkmıştı: "Basketbol" Ben de sutopu sanırdım. Şimdi düşünün bir kere daha; geçtiğimiz yıllarda basketbola gelen yenilikleri... Topu sekiz saniyede rakip sahaya geçireceksiniz, sonra da 16 saniye içinde de çembere değdirecek veya sayı atacaksınız... Yani en yorucu spor olarak çıkışından sonra temposuna neredeyse yüzde yüz zam yapılan bu sporda, altı kişiyle, bence final four'un en büyük adayı hatta belki de kupanın favorilerinden 12 kişilik rakibinizi yeniyorsunuz. Sadece şapka çıkarılır!
Ömrüne bereket Sevgili Orman
Beşiktaş Başkanı Fikret Orman dostum geçenlerde bir demeç verdi. Dedi ki; "Demba Ba'nın performansından memnun değilim. İyi oynamıyor." Başkan dediğin budur işte. Örnek alınabilir umuduyla... Ama yazanı, çizeni, yorumcusu ne diyor bir de ona bakın... Bir de uyarı yapalım; Bakalım aynı oyuncu Avrupa Kupası maçlarında ne oynayacak, izleyin, görün!
Mehmet Ekici ve Maraton ihaneti!
Bu sütunlarda haftalar önce yazmıştım; Ekici bu ülkenin şu anda en etkili duran top ustası diye. Sağ olsun yanıltmıyor. Ancak ne var ki, son frikik golünde rakip kalecinin duruş yerini hatalı bulan Lig TV'nin eski ünlü iki frikik ustası ayıp etti Ekici'ye... Arkadaşlar; altı Mersinli ve üç de Trabzonlu var barajda... Siz kaleci olsanız nerede dururdunuz ki? Ekici'ye hakkını teslim edelim lütfen!
Duygun Yarsuvat'ın markajı!
Yok yok Galatasaray Başkanı sahaya çıkıp, bir serbest vuruşta baraja katılmadı. Sadece Fenerbahçe yenilgisinden sonra, "Gelenek bozulmadı" dedi. Yani Fenerbahçe'nin daha yüksek bir sesle bu galibiyeti kutlamasına engel oldu. Yani volümü kıstırdı. Gel de bunu Galatasaraylılara anlat! Neyse, bir dahaki derbiyi bekleyelim, bakalım bu defa kaybeden başkan ne diyecek...
İkili averaj hatırlatması
Anlaşılan ve ortaya çıkan bir gerçek var. O da şu; ligde ikili averaj değişiminden bu yana özellikle benim spor medyam, yöneticim ve hatta sporcum bile ağırlıklı olarak uyumuş. Şöyle bir hatırlatma yapmakta yarar vardır; Beşiktaş'la Trabzonspor'un şampiyonluk yarışı yaptığı sezona yenilikle girilmiş, nice ekran yorumcusu, gazete yazarı bundan bihaber kalmıştı. Yani artık rakip sahada atılan golün önemi kalkmıştır. Sadece ve sadece atılan, ya da yenilen goller arasındaki farklılıklar değerlendirmeye alınmıştır. 3-2 ve 1-2 'de artık ikili averaj yoktur. Bilgilerinize... Yani Fenerbahçe'yle Galatasaray arasında ikili averaj yoktur.
FIFA kokartlı çakma hakemler!
İnanılır gibi değil... Bülent Yavuz ve Mustafa Çulcu gibi iki eski hakem ve MHK Başkanı, Cüneyt Çakır'ın Olcan-Emenike muhabbetindeki kararını doğru buluyorlar, ama gelin görün ki, benim spor medyamın yorumcu ve köşe yazarları "Hayır" diye feryat ediyor. Eh, hakemlere verilen FIFA talimatlarının ne olduğunu öğrenmeyip sallarsanız böyle olur işte... Size tavsiyem sevgili meslektaşlar; Faal veya yukarıda isimlerini verdiğim eskileri arayıp kitaplara girmeyen yeni talimat var mı, yok mu diye sorun. Örnek mi? Baraj kurulduktan sonra hakem bir el-kol işareti yapıyor ya, bakın bakalım kural kitabında var mı?
Büyülü stat!
Ekranda makara geçebilirsiniz. Tamam. Ama bu sadece makaradır ve bir iki dakikada biter. Ama siz, hem de Hipokrat yeminli bir doktorsanız, "Fenerbahçe Stadı'nda büyülü teller var" diye saatlerce konuşursanız olmaz... Etrafınız zaten bilgi fukarası ise, o zaman bunun spor programı olduğunu iddia edemezsiniz. Ben patron Sayın Osman Gökçek'i zaman zaman izliyorum. Elinde yazılı kanıtlarla konuşuyor. Ama ya bu ekip? Acaba diyorum, Spor eski bakanlarımızdan birinin televizyonu ile ki burada eşek bile sokuldu stüdyoya, bunları bir "Makara" yarışına soksak mı? Futbol ne kazançlı çıkar ama değil mi?
Kulüpler Birliği'ne doğru...
Bu başlığa bakarak "Böyle bir kuruluşun olmadığını ama olma yolunda olduğunu mu vurguladın" diye soracak olursanız, evet aynen öyle derim. Bundan böyle bir şirket kurup, maçların yayın hakkının pazarlanma işini devralmaya hazırlanıyorlarmış. Harika! Batı'da böyledir. Ancak ne var ki bir yasa da vardır, bunu şimdilik engelleyecek. Bakalım devran ne gösterecek... Hayli ilgi çekici ve çağdaş bir atılım. Böyle bir ortamda neden yine Fenerbahçe yoktu ki? Bu soruma da dikkat lütfen!

