İstikrar dedikleri Bakın şu gerçeği göz ardı etmemek gerek. Bir kere MHP, Türkiye’nin önündeki en büyük engelin siyasî partiler arasındaki kısır çekişmeler olduğunu tespit etmiştir. Biz, partilerin birbirleri hakkındaki suçlamaları ve uzlaşmaz tutumları neticesinde yaşanan sosyal, siyasal ve ekonomik istikrarsızlıkları ortadan kaldırmak gerektiğine inanarak yola çıktık. Siyasal istikrarı olmayan bir ülkede ekonomik ve sosyal gelişmeler beklemek hayalcilik olur. Ülkemizin temel sorunları, istikrarlı hükûmetler kurulamadığından kanayan birer yara haline gelmişti. Bu yarayı tedavi etmenin tek yolu da uzun soluklu ve istikrarlı bu hükûmetten geçmektedir. MHP’nin hükümetteki rolü MHP olarak ülkenin geleceğinin kısır çekişmelerle karartılmasına karşı çıkarak uzlaşma kültürünün egemen olmasını sağladık. Bu anlamda çok büyük sınav verdik ve üstümüze düşen sorumluluğu yerine getirerek bütün siyasî partilere örnek teşkil ettik. MHP’nin hükûmette yer almasından itibaren hedeflediği uzlaşmayı tesis ederek atılımların altına imzamızı attık. Şüphesiz bu tavır toplumsal tabanda da büyük etki uyandırmıştır. Kısacası, MHP ekonomik ve sosyal politikaların temelinde istikrar unsuru önemli bir yere sahiptir. MHP insanımızı bıktıran kısır çekişmelerden kendini uzak tutarak diğer siyasî partilere örnek olmuştur. Bu anlamda büyük bir misyon yüklenerek Türk insanının beklentilerine cevap vermiştir. Nasıl bir Cumhurbaşkanı? Cumhurbaşkanlığı, ülkenin en önemli kurumudur. Bu makamın bazı pazarlıkların içinde telâffuz edilerek yıpratılmaması gerekmektedir. Bugüne kadar bu anlamda ne bir aday ismi, ne de bir yorum yapmadık, yapmayacağız da. Seçim süreci başladığında MHP’nin de adaylar üzerindeki tavrı belli olacaktır. Türkiye’nin istikrarı için ne gerekiyorsa MHP onu yapacaktır. Bundan kimsenin şüphe etmemesi gerekmektedir. Kamuoyu ne diyor? Kamuoyunda bize yapılan eleştirilerin bir kısmında kasıt olduğuna, bir kısmında ise haddin aşıldığına, hatta MHP’ye büyük haksızlıklar yapıldığına inanıyorum. Zaten eleştiriler genelde bir kanattan gelmektedir. Bizim yapmadıklarımız ya da yaptıklarımız eleştirilmiyor. Eleştirilerin çoğunluğu, tenkit sahiplerinin tavsiyelerini veya beklentilerini yerine getirmediğimizden kaynaklanıyor. MHP, bu eleştirileri DSP ile olan hükûmet ortaklığına evet diyerek kabul etmiştir. Çünkü bazılarının beklentilerinin dışında ülkenin ihtiyacı olan birlik ve beraberlik için uzlaşmayı seçmiştir. Bir de Türkiye’de eleştirmenin çok kolay olduğu gerçeği var. Toplumumuzun bazı kesimleri yapılan iyi işleri dahi takdir etmeye yanaşmıyor. Ancak biz biliyoruz ki Türk milleti kendisine iyi anlatılabilen doğruların yanındadır. Yanlış anlamaların iyi anlatamadığımız şeylerden kaynaklandığına inanıyoruz. MHP yaptıklarıyla bütün eleştirilere rağmen Türk insanın gönlünde büyük bir teveccühe mazhar olmaya ve siyasî hayatımıza yeni bir soluk getirmeye devam etmektedir. Bu arada bazı eleştirilerin de yanlış bilgilenme ya da manipülâsyon neticesinde geliştiğinin de altını çizmek istiyorum. Bunun önüne geçmek için, biz gerek kamuoyuna gerek tabanımıza gerekli bilgileri doğru iletmek için yoğun bir çaba içindeyiz. Türk Yurdu kitapları Evet bir de bizim Türk Yurdu kitaplarımız var. Bundaki amacamız nedir biliyor musunuz? Bir milletin varolmasının temel dayanakları dil, din ve tarihtir. Bu üç öge olmadan bir milletin ayakta kalması mümkün değildir. Bununla beraber gelenek, görenek, töre ve geleceğe taşınan yeni kültür ögeleri; milletin hayat kaynağıdır. Dil anlayabilmek, din inanmak, tarih ise ezelden ebede kendini bilmek için gerekli. Tarih, milletler mücadelesi ekseninde şekillenir. Türk milleti de beş bin yıllık geçmişi ile dünyanın en eski milletlerinden birisi. Destanlarımız, Dede Korkutumuz binlerce yıl öteden günümüze “Türk Yurdu” ile taşınmıştır. “Türk Yurdu” bu ülkenin sultanlarının şiir yazdığını, bilim adamlarının müzik yaptığını, derviş Yunus’un insan sevgisi, Mevlâna’nın Allah sevgisi ile yandığını anlatır. Karacaoğlan’ın saf dizelerini türküye döker, Nef’i, Bakî, Fuzulî, Aşık Paşazâde’yi anlatır. Bu büyük, milletin dil, din ve millî konulardaki faydalı bilgileri toplayan eser “Türk Yurdu” olduğundan, bu eseri yayımlamak istedim. Her eser, eğitim ve bilim dünyasına kendi çapında belli bir katkı sağlar. Ancak “Türk Yurdu” mecmuasını yeni harflerle yayımlarken farklı bir heyecan ve gurur duyduğumu itiraf etmeliyim. Bu heyecan ve gururun arkasında, memleketimizin tefekkür tarihinde özel bir yeri olan “Türk Yurdu”nu milletimizin ilgisine sunmak yatmaktadır. Asla kabul etmem Siyaset-ticaret ilişkisini asla kabul etmek istemiyorum. Siyaset yapanların, özellikle üst düzeyden bahsediyorum, ticaretle uğraşırken siyasî kimliklerini kullanarak kamu kurum ve kuruluşlarından menfaat temin etmelerini çok yanlış buluyorum. Bir örnek vermek gerekirse, bugün ben Garanti Bankası MHP’li bakanlığa bağlı olması sebebiyle, şaibeye meydan vermemek için o bankayla çalışmıyorum. Hatta gayrimenkullerimi oradan aldığım için dört milyar da zarar ettim. Diğer bir örnek de, şu an çok şükür son sistem bir matbaam var. Ama bu matbaada MHP’ye ait beş kuruşluk bir iş yapmadım. Yapmıyorum da. Çünkü siyaset temiz olmalıdır. Benim düsturum budur. Partiler demokratik mi? Genel bir temenni olarak diyorum ki, parti içi demokrasinin tam olarak uygulanması, Türk demokrasisi açısından çok önemlidir. MHP olarak da biz bunu tesis etmeye çok özen gösteriyoruz. İnanıyoruz ki bütün siyasî partiler, her türlü etkiden uzak kendi siyasî görüşlerini ortaya koyma anlayışını sergileyebilseler çok faydalı olur. Lidere rağmen politika Türkiye’de liderlere rağmen politika yapmak çok kolay değil. İnsanlar partileri; görüşleri, düşünceleri ve ilkelerinden ziyade liderleriyle değerlendirilirler. Partilerde lider çok önemli bir yer teşkil eder. Lider; ilkeli, güven veren bir yapıda ise “lidere rağmen” ifadesi hiç aklınıza gelmez. Ancak ilkesi bulunmayan lider ve partilerde dürüstlük kavramının kaybedildiği ortamlarda, güvenin yok olduğunda, susup oturmak doğru değildir. Eski devlet adamlarından Sayın İsmet İnönü de “Bir ülkede namuslular, namussuzlar kadar cesur olmalıdır.” demiştir. Bu çok anlamlı bir sözdür. Bir kelime Bir cümle IMF: Ne seninle oluyor ne de sensiz. Enflâsyon: Yýl sonunda literatürümüzden çýkacak olan, MHP fobisiyle yanýp tutuþan bir kavram. Vefa: En çok Türk insanýnda görülen bir erdem. Güniz Sokak: Ankara’nýn binlerce sokaðýndan biri. Demokrasi: Henüz kendisinden daha iyisi bulunamayan rejim. Vatandaþ: MHP’nin yürüttüðü siyasetin sebeb-i hikmeti. Hukuk: Ýþleyiþinde özelinin olmamasý gereken ve aksamasý büyük rahatsýzlýklara yol açan, tarafsýz kurallar. Çaresizliði yaþamak Rahatsýzlýðý dolayýsýyla anneciðimi, Erzurum Araþtýrma Hastahanesine götürmüþtüm. Muayeneden ve gerekli tahlillerden sonra doktor bey annemi dýþarý çýkartmak isteyince yüreðim cýzz etti. Týpký filmlerdeki gibiydi. Doktor bey annemi dýþarý çýkartýp benimle baþbaþa kalmak istediðine göre annemin hastalýðý amansýz olmalýydý. Nitekim korktuðum baþýma gelmiþti. Annem dýþarý çýkýp kapýyý çektikten sonra doktorla göz göze geldik. Gerçek acý da olsa dudaklarýndan dökülüyordu: “-Anneniz kanser. Nereye götürürseniz götürün durum deðiþmez. Ecel bu Allah bilir. Ama bu haliyle anneniz en fazla bir yýl daha yaþar. O an dondum kaldým. Yer demir, gök bakýrdý. Çaresizliði iliklerime kadar yaþadým. Dýþarý çýkýp, anneciðimi odasýna götürdükten sonra koridorda hem de hýçkýrarak aðladýðým o günü hiç ama hiç unutmuyorum. Ölüm gerçek. Hastalýk da. Ama çaresizliði yaþamak çok bambaþka bir duygu. Ne diyeyim, rahmetli anacýðýmýn ruhu þad, mekaný Cennet olsun.

