Kaydet
a- | +A

Cenajans olarak kurulurken de tam hizmet ajansı mantığıyla kurulmuştuk. Sadece ajans ve reklamcılık değil müşterinin şirketinden başlayıp, özel hayatının poroblemleriyle, hatta otomobilinin seçimiyle, gerekirse iş hayatındaki tavırlarıyla, siyasiyse onu siyasete hazırlamaya kadar çok uzun hizmetler zinciri verilmesi icab eden bir grup oluşturmak hedefiyle yola çıktık.

Otuzuncu yılında, Cenajans Grey olarak bunu başardık. Şu anda yirmi küsur şirketimizle tanıtım faaliyetleri içindeki hizmet alanından kendi konularımızın dışına taşmadan müşterilerimize hizmet vermeye devam ediyoruz. En büyük korkum, günümüzde reklam şirketleri tabir ettiğimiz birçok kuruluş hep şahıslarla kaim olmuş. Şahıslar gidince şirketler de yok olmuş. Kurumsallaşamamış. Müessese olamamış. Biz bugün bunun gayreti içersinde savaş veriyoruz.

Kendini inkar etmek Meslektaşlarıma ve dostlarıma diyorum ki; "Hata yapabilirsiniz." Ama hataları kabul buyurunuz bir daha yapmamaya çalışınız. Çünkü inançsız insanlar kendilerini toplumlarından soyutlayan insanlar, kendilerine göre bir yol çizmeyi adet edinmiş ama esatiri olmayan insanlar, temelini inkar eden insanlar, özünden sözünden ayrılmış, kendilerine Avrupalı göstermek isteyen insanlar ki, bir arkadaşım geçende "Biz aslında İtalyanız; kökümüz İtalya''dan gelmiş" diyordu. Şimdi bunlar özlemin reaksiyonları. Dolayısıyla insan özünden sözünden ve gözünden hiçbir zaman gerçekleri uzaklaştırmamalı.

Görgü aileden alınır Rahmetli üvey babamla bir tartışmamız vardı. O da sanayici gazeteci yazardı. "Mektepler terbiye ve görgüyü verir" derdi. Ben de savunurdum ki, "Mektepte terbiyeyi öğrenebilirsiniz ama görgüyü öğrenemezsiniz." Görgü insanın ailesinden, genlerinden gelen bir şey. Görgünün parayla ilgisi yok. Görgünün örf adet ananelerle ilgisi vardır. Geriye dönüp baktığınız zaman bu toplumu, birçok medeniyetin mirasçısı olarak görüyorsunuz. İncelediğinizde Anadolu''da olsun Asya''da olsun hatta Avrupa''nın birçok yerinde olsun Türk medeniyetlerini görüyorsunuz. Demek ki Ortaasya''dan bilmem şu tarihte eli sopalı olarak dünyaya dağılmış adamlar değiliz. Muhteşem medeniyetler mozayiği ve yine muhteşem görüntüsü olan bir toplumuz.

Gerçekleri görebilsek Bu toplumun problemi özünden kopmaya çalışmaktır. Yani çoğu Avrupalı olmaya çalışmış, bir kısmı Ortaasyalı olmaya, Ortadoğulu olmaya çalışmış. Halbu ki biz hepimiz birden Özal döneminde olduğu gibi bir şemsiye altına toplanıp gerçekleri görebilsek, o zaman Türkiye''nin yine Özal döneminde olduğu gibi bir anda nasıl elli sene ileriye gidebileceğinin kararını yine hep birlikte verebiliriz. Ama inançlarımız ve şahsi çıkarlarımız dolayısıyla, özümüzden kaçma gayreti içersinde olan toplumun inanılmaz bir dağılımı var. Bir kısmı Amerika özlemi içerisinde, bir kısmı Avrupa özlemi içerisinde, bir kısmı Arabistan özlemi içerisinde, bir kısmı daha ileri giderek daha aşağıdaki ülkelerin özleminde. Oysa siz kendinize dönüp baksanız, bütün o toplumlar aslında sizin özleminizde.

İkisini de beceremedik Osmanlı imparatorluğunun 700. Yüzyılını, keza Cumhuriyetin 77. yılını kutlamaya çalışırken bana sorarsanız biz ikisini de beceremedik. Osmanlıyı da beceremedik, Cumhuriyeti de beceremedik. Cumhuriyetin varlığı Osmanlıya karşı bir varlıktır. Zaten dengeleri bozuk bir iştir. Bunun 75. Yılı münasebetiyle, dünyaya çok daha akıllıca tanıtılması lazım gelen bir imkan varken elimizde bunu iyi değerlendiremedik. Ya ne yaptık? Zaman zaman basındaki kameraman arkadaşları görüyorum. Kameralarına 75. yıl amblemini yapıştırmışlar. Fakat o makineyi kullanma esnasında kırmızı renkli kağıt yıpranmış solmuş erimiş bitmiş. İşte bizim yaptığımız işler böyle oluyor. Kalıcılığı olmadığı için bir süre sonra uçuyor. Bunlar hep prensip sahibi olmamaktan kaynaklanıyor.

Bu ülke öyle bir ülke ki 65 milyonda üç milyon kişi vergi ödüyor. Ama ötede altı milyon kişi bir kuruş ödemeden muhteşem bir yaşayış içinde. Devlet neyin peşinde koşuyor? Devlet vergi verenin peşinde koşuyor. Vergi verene daha fazla vergi verdirtmeye çalışıyor. Ama herkes biliyor ki Türkiye''de birçok insan 25 kuruş bile devlete vergi vermeden hem de devleti hizmet vermiyor diye suçlayarak dolaşıyor. Öte yanda yine bu ülkede, işini şansa bağlayan, kahvelerde pinekleyip ekmek parası için bile geyret etmeyen bir toplum var. Bir de yurdun birçok yerinden gelip okumuş meslek sahibi olmuş ama iş bulamayan veya çok düşük ücretlerle çalışmakta olan yetenekli olduğu halde heba olan gençlerimiz var. Bütün bunların altında yatan şey devletin küçültülmemesidir.

Benim inancım, şu ki Toplumun dertlerini çözme konusunda, alttaki yarayı iyileştirmeden, yarayı üstten sarmakla yetindiğimiz için bir yere varamıyoruz. Sohbetler güzel geçiyor, yazılar güzel yazılıyor, nutuklar güzel atılıyor ama icraat olmuyor.Gayet iddialıyım. Toplumun bireylerini Türkiye''nin dışına bakarak özlem içinde değil, Türkiye''nin içine bakarak iftihar içinde olmalarını sağlayacak kişiler yapmak zorundayız.

Siyaset gerçeği Eski bir siyasi tanıtımcı olarak söylüyorum. Nasıl iş dünyasında bizler, eleman alırken profesyonel eleman arıyorsak ve bu insanları bu ülkede bulabiliyorsak, aynı şekilde siyasi arena için de bu tür yetişmiş insanların siyasete atılmaları lazım. Siyaset sıfırdan yetişen siyasilerle olur. Ama onların da yaşayışıyla inancıyla, dünya görüşüyle herşeyiyle donanımlı olmaları lazım. Mevcut siyasiler çoğunlukla bildiğimiz üzere köylerde çıplak ayakla yürüyerek yetişmiş çocuklarımızdan oluşmuştur. Dolayısıyla bu insanlar birgün Türkiye''nin idaresine geldikleri zaman işte tenkit edilir hale geliyorlar. Halbuki onların hiçbir kabahati yok. Bu alan o kadar boş bırakılmıştır ki, bugün kim olursa olsun bir siyasi partiye girsin. Ardından siyasette belli bir sabır göstersin. Hiç endişeniz olmasın mutlaka bir gün bakan olacaktır. Yeter ki sabretsin. Böyle mi olması lazım?

Dünyada 78. olduk Biz Dünyanın 100 reklam şirketi arasında 78. Olduk. Dünyanın 100 kuruluşu arasında yer alan bir Türk şirketi yok. İlk 500 içinde Avrupa''da var. Ama dünya dediğiniz zaman, hele hele reklam sektörü gibi çok gelişmiş bir sektör içinde 100 şirket arasında olmak bana göre bir devlet madalyasını hak etmiş olmaktır. Bundan dolayı da gururluyuz.

Türkiye''deki Alman köyleri Şirket olarak dünya çapında araştırma imkanımız var. Dünya çapında 158 ajansla yaptığımız anlaşma gereği, herhangi bir ajans mail ile form geçtiğinde tüm ajanslardakiler o formu doldurup gönderir. Diyelim ki bir firma tuzla ilgili reklam yapılacak. Tuzla ilgili sual sorarlar. Bütün dünyaya da sorabilirlir. Bu konuda kim ne biliyorsa ortaya koyar. Biz de Türkiye''nin tanıtımıyla ilgili, 15 bin kişi üzerinde bir araştırma yaptık. 9800 adeti ciddiye alınır mesaj verdi. Bu mesajlardan çıkan sonuç şuydu. "Türkiye''yi Türkiye''de yaşayan yabancıların ağzından tanıtmak çok dana anlamlı ve etkili olur." Biz de bu karar üzerine çıktık, Türkiye''de yaşayan yabancıları dolaştık. Bunlardan kimi on senedir kimi beş senedir, kimi yirmi senedir Türkiye''de. Biliyor musunuz Antalya, Marmaris, Muğla çevresinde Alman köyleri var. Muhtarları falan var. Gelmiş Türkiye''ye yerleşmişler. Gittik bu insanlarla konuştuk. Bunlar Türkiye''yi anlattılar. Biz videoya çektik. Bu çalışmamızı kendi bütçemizden yaptık. Sonuçta tanıtım çalışmalarımızı video çekimlerimizle birlikte götürüp sayın Başbakan yardımcısına, sayın Başbakana takdim etmek üzere verdik. Tasarruf Sayın Başbakana aittir.

ÖNE ÇIKANLAR