Kimdir? Mahir Kaynak 1934 yılında Gaziantep''te doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada yaptıktan sonra 1948 yılında Kuleli Askeri Lisesi''ne girdi. 1953 yılında Harp Okulu''nu bitirdi ve 1957''de askerlikten ayrıldı. 1961 yılında mezun olduğu İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi''nde asistan oldu. 1965''de doktor, 1971''de doçent ünvanı aldı. 1971 yılında MİT''e atandı ve 1980''de buradan emekliye ayrıldı. 1982''de üniversiteye döndü. 1989 yılında İktisat profesörü olduğu Gazi Üniversitesi''nden 1993 yılında emekliye ayrıldı. Yayınlanmış iki kitabı ve çeşitli makaleleri bulunan Mahir Kaynak, evli ve üç çocuk babasıdır. Sözde Ermeni tasarısı kabul edilirse, ABD ile ilişkilerimiz, düzelmesi zor olacak şekilde bozulur. Türkiye''de kimse ABD''yi destekleyemez. Silahlı Kuvvetler de olumsuz tavır almak durumunda kalır. Bütün bunların neticesinde Türkiye AB ile bütünleşir. Tasarı bilinçli mi kabul gördü? "Tasarı bilinçli olarak kabul edilmiş olabilir mi?" sorusu, stratejik hesapların yanında küçük kalır. Amerika''nın Türkiye''yi kaybetmesi dünya dengelerini değiştirir. Amerika''nın da sonuç olarak bunu istememesi gerekir. Eğer buna rağmen tasarı kabul görürse Amerika çok şey kaybeder. Boru hattı ve ekonomimiz Irak petrol boru hattının açılmasının, ekonomimize belirli bir katkısı var ama bunun çok büyük olduğunu söyleyemem. Emin olmamakla birlikte tahmin ediyorum onun geliri 250-300 milyon dolar civarında. Bu da çok yüksek bir bedel değil. Bizim için önemli olan Irak''la ticarettir. Fakat bundan da öte, Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkileri, meblağlarla ölçmek yanlış olur. Böyle bir gelişme sonunda Amerika''nın kaybı çok büyük olur. Ortadoğu''da etkinliği azalır. Hükümetin aldığı kararlar cesur mu? Böyle bir tasarı söz konusu olduğunda, hükümet kamuoyunu tatmin etmek için Amerika''ya karşı tavır almak zorundadır. Dolayısıyla onların da ellerinde fazla bir şans yok. Hareket imkanı yok. Yapacak bunu mecburen. Amerika aksi bir davranışta bulunuyor buna cevap vermek zorunda Türkiye. Bu kararı cesurca diye değil olması gereken karar diye algılamak lazım. Köşk''ün siyasi hesabı yok Yaşanan olaylardan, hükümette sayın cumhurbsaşkanı arasında bir görüş farkı olduğu anlaşılıyor. Bunda iki neden var. Birincisi, sayın cumhurbaşkanımız siyaset kökenli değil. Ve siyasi hesap yapmıyor. Bazıları bunu bir avantaj olarak kabul ediyorlar. Ben ise biraz engel olarak görüyorum. Siyasi hesap yapsaydı iyi olurdu. Bunları KHK''lar üzerine konuşmuyorum, genel anlamda konuşuyorum. Genel anlamda siyasi hesaplar yapmak çok daha iyi sonuçlar verir. Güzel bir meslek... İstihbaratçılık çok güzel bir meslek. Bilim adamlığına benzer. Hatta onu da aşar. Çünkü bilim adamlığının toplumla direkt bir ilgisi, bir heyecanlı kısmı yoktur. Sadece bilmenin bulmanın heyecanı vardır. Bu da aslında kişiseldir. Bunu bizim devletimiz için belirtmek istemiyorum ama genel anlamda istihbaratçılığın en zor işi, küçük bir devletin istihbaratçısı olmaktır. O fevkalade zor iştir. Çünkü sen görevini ne kadar iyi yaparsan yap, devlet sana gerekli imkanı sunamazsa sen tuzağa düşersin. Büyük istihbaratın adamları tepeden girerler ve çok zor durumda kalırsın. Kişilerle işim yok Ben genel olarak insanların kişisel hayatlarını merak etmem. Mesela bu konuda bir çok araştırmaya girmişimdir. Ama "Şu adamın şöyle bir kimseyle şöyle bir ilişkisi vardır" gibi, insanların özel hayatlarını tartışmam da, ilgilenmem de, merak da etmem. Hiç kınamam. Paparazziye de en ufak bir merakım yoktur. Gazetelerdeki dedikodu sayfalarını vs. hiç okumam. Tabii ki insanın kulağına bazı olaylar gelir. Şu şununla şöyleymiş gibi. Ne ilgilenirim, ne rahatsız olurum, ne memnun olurum. Ne yorumda bulunurum. Beni hiç ilgilendirmez. Tek arzum İstikbale yönelik pek arzum kalmadı. Ama şöyle yeşillikler içinde bir hayat sürmeyi çok isterdim. Çokları deniz kenarında tatil yaparlar. Ben denize aşık değil yeşile hasretim. AB üyeliğimiz sıradan olamaz Güney Kıbrıs Rum Kesiminin AB''ye alınıp alınmaması konusu, Türkiye''nin yanında hiç kalır. Türkiye''nin herhangi bir bloka katılması, dünya dengeleri açısından çok büyük anlam taşır. Türkiye Amerika ya da Avrupa blokundan birine katıldığı zaman dünya üzerindeki dengeler değişir. O bakımdan Türkiye''nin adaylığını diğer ülkelerin adaylığı ile mukayese etmek yanlıştır. Bu konuda Türkiye''nin ağırlığı neredeyse Almanya kadardır. Onun için "Polonya gibi, Çek Cumhuriyeti gibi ülkeler AB''ye girdiği halde biz niye giremiyoruz?" gibi düşünceler yanlıştır. Çünkü Türkiye bu bölgeyi kontrol eden ülke konumundadır. O bakımdan bizi ayrı değerlendirmek lazımdır.

