Benim yurt dışında eğitim almam ayrı bir olay. Eğitim deyince bu konuda görüşlerimi belirteyim. Türkiye''deki devlet eğitimi her geçen gün kötüye gidiyor. O yeni açılan okullara bakmayın siz. Onların içi boş. Sekiz yıllık eğitimler, eğitimi öldürdü. Sayın Cumhurbaşkanının verdiği rakamlara da bakmayın. "İşte bilmem şu kadar milyon talebe okula gidiyor" Hiç gitmese daha iyi. Ben size birşey söyleyeyim, bakın çocuklar okullara gitmesinler, televizyon seyretsinler daha ileri giderler. Özel teşebbüslerin kurduğu bazı okullar ve üniversiteler var ki onlar Batı ayarındadır. Ama devlet özel okullara düşmanca bakıyor. Milli Eğitim Bakanlığı, özel okulları teftişinde kılı kırk yarıyor ki, bir hata bulup ceza yazsın diye. Özel okullar aynı zamanda vergi de veriyor. O bakımdan Türkiye''de eğitim sisteminin kötü olduğunu açıkça söyleyeyim. Bu sonuç kısa zamanda ortaya çıkmaz tabii. Diyebilirler ki, "Baksana bu kadar diplomalı adamımız yetişiyor." Öyle diyenlere diyorum ki: "Rusya da çok başarılıydı. Çökmeden evvel ABD''de her eğitimci Rusya''ya hayrandı. Şu kadar mühendis yetişiyor, şu kadar ekonomist yetişiyor falan" diye. Rusya çökünce baktılar ki hepsi palavraymış. Niye? Bilgi yok bilgi. Bilgi olmayınca kuru diploma neye yarar kardeşim? Eğitim, insanın daha mutlu daha kaliteli bir hayat yaşaması için bir vasıtadır. Bu aynen "Bir bıçağın bilenmesinin sebebi, daha iyi kesmesi için" örneğine benzer. İnsan da eğitimle donanacak ki, hayatta daha başarılı olsun. Ama bizde ne oluyor? Ben bu adamı eğitiyorum. Mezun olduktan sonra boş geziyor. Böyle bir eğitim ve verilen diplomanın bir anlamı yok.
Bana göre Fatih Terim Bana göre Terim Avrupa''ya gitmelidir. Türkiye''de başarılı oldu. Bir de orada olmalıdır. Terim''in takdir edilen bir yönü var. Çok çalışkan adam olmasıdır. Çok disiplinli olmasıdır. Çok hırslı ve azimli olmasıdır. Futbolcularıyla saatlerce beraber olmasıdır. Bu özellikler başarılı olmada çok önemlidir. Ama bir noktadan sonra Avrupa''ya gitmesi faydalı olur. Birincisi kendisi için faydalı olur. İkincisi Türkiye için faydalı olur. Başarılı olursa Türkiye''nin de reklamı olur. Almanya''daki işçiler için ayrı bir moral kaynağı olur. Yalnız, gideceği takımın kendisine yeterli avansı vermesi lazım. Öyle bir takıma gider, üç ay içerisinde bu olmuyor derlerse olmaz. Biraz sabır lazım. Galatasaray bu noktaya pat diye gelmedi. Sabırla geldi. Öyleyse ona şans tanımaları lazım.
Artık maça gitmiyorum Bizim çocuklar Fenerlidir. Bizim ailede çok Fenerli olduğu için ben Galatasaraylıyım. Takım olarak ben Galatasaray''ı tutuyorum... Trabzonsporu tutuyorum... Beşiktaş''ı tutuyorum. Çünkü bol takım tutmanın maliyeti yok. Tut tutabildiğin kadar... Evvelden Galatasaray maçlarına gidiyordum. Ama ben ne zaman gitsem Galatasaray o maçta mağlup olduğu için artık maçlarına gitmiyorum. Televizyondan seyrediyorum. Bir keresinde bir maçına gitmiştim 5-0 yenildi. Daha fazla gol yemeyelim gibisinden skor 4-0''da iken çıktım. Ardımdan radyodan 5-0 olduğu söyleniyordu.
Televizyonda maç seyretmek daha keyifli oluyor. Çünkü televizyonlar golün tekranını veriyor. Top neredeyse kamera orayı ekrana taşıyor falan. Ben bir keresinde sahada maç izliyordum. Gol oldu. Golün tekrarını bekliyorum. Bir türlü tekrar olmuyor. "Yahu" dedim yanımdakilere, "Golün tekrarı yok mu?" "Başkanım" dediler, "O televizyonda olur." Kahkahadan yerlere yattık.
Kahveleri hor görmeyin Biz kahvehanelerin Türk toplumu için çok önemli müesseseler olduğunu düşünüyoruz. Bazı insanlar kahvelere küçümseyerek bakar. İşte, işsiz güçsüz avare insanların miskin miskin oturduğu yer olarak görürler. Oysa kahvehanelerin Türk toplumu için ne kadar önemli olduğunu anlamak için Batı''ya bakacaksınız. ABD''de nüfusun 1/3''ü hayatı boyunca hep psikiyatriste gitmiştir. Ama bakın Türkiye''de pisikaytrist yok. Psikiyatrın ne olduğunu bile kimse bilmiyor. Niye? Onun yerini kahveler alıyor. Yine, ABD''de kahve gibi sosyal müessese olmadığı için barlar var. Gidip orada içiyorlar, sonra sapıtıyor kavga döğüş vs. ediyorlar. Kahvehaneler o bakımdan toplumun en olumlu müesseselerinden biri. Son yıllada toplumun işsizliğine, fakirliğine göğüs germede de kahvelerin önemli rolü oldu. Adam işsiz, fakir. Evde otursa hanımı dırdır edecek. Bir kimsenin işsiz olması kadar ağır bir şey yok. İnsanın kendine itimadı azalır, çevreye karşı kendini güçsüz hisseder. İşsizlik bugün en önemli sorundur. Eğer kahveler olmasa bu sorun çok kısa zamanda psikolojik patlama yapar.
Gençken ben de işsiz kaldım Ben de gençliğimde iki üç defa işsiz kaldım. Ama öyle sıradan işsizlik değil. Resmen hiçbir yerden para gelmeyecek derecede işsiz. Hani diyelim ki ayın onbeşinde paranız bitmiştir. Ay başında paranız gelecektir, birisinden borç istersiniz falan. Benimki öyle değil. Hiç beş parasız işsizlik. Çay param bile yoktu. O zaman, arkadaşların yanında sığıntı gibi hissediyorsun kendini. Arkadaşlarınla birlikte kahveye gitsen, bir çay içseniz, arkadaşın tuvalete gitse, "Eyvah ya gelmez de benim çay paramı ödemezse ben nasıl öderim?" diye kalbin pır pır ediyor. Öylesine işsiz kaldığım günlerim oldu benim. Öyle ya adam bana çay ısmarladı. Ama çay paranı ödemeden giderse, garsona verecek paran yok. Böylesine zor bir şeydir işsizlik.
Dolayısıyla işsiz adam, gidiyor kahveye bir çay içiyor, oyun izliyor. Birkaç arkadaş ediniyor. Dertleşiyorlar. Derken sıkıntısı, stresi azalıyor. O bakımdan ben kahveleri faydalı buluyorum. Geçende de söyledim bunu, "Eğer biz iktidar olursak, öyle fabrika açılışına, temel atma törenine falan filan gitmeyeceğiz. Sadece kahve açılışlarına gideceğiz." Ama şartım var tabii, kahvelerde temizlik iyi olacak, hanımların da gidebileceği tarzda olacak. İnternet olacak, gazete ve kitap olacak. Bizde kahvelerin eksiği, tuvaletlerinin temiz olmaması, bir de hanımların gidememesi.
Kadına karşı şiddet Kadın deyince, aslında toplumumuzda kadınlara karşı hoşgörü biraz daha yaygınlaşmaya başladı. Tamam biliyoruz, erkekler doğuştan fıtrat olarak kadına üstündürler. Ama bu üstünlük kadının güçsüzlüğü anlamına gelmemeli. Hem fiziksel olarak güçsüz olsalar bile güçlünün güçsüzü dövmesi çok büyük haksızlıktır. Bir kere kadın dövme olayını, Türk erkeklerinin kafadan silmesi lazım. Tamam haklı haksız bazı olaylar olabilir. Bağırır çağırır, icabında öfkesi geçene kadar evi terkeder, başka şekilde tavır gösterir. Ama asla şiddete başvuramaz. Ben bu konuda bizim erkeklerimizi uyarıyorum. Şiddeti bıraksınlar.
Özel zevklerimden Benim özel zevklerimden biri, böyle boş boş düşünmektir. Mesela kendime en ayırdığım vakit, gece 24.00 ile 03.00 arasıdır. Gece 12.00''den sonra televizyonları karıştırırım, bakarım. Bazen kitap okurum. Dediğim gibi düşünürüm. O bana büyük bir şey verir. Düşünmek çok önemlidir. Olayları analiz etmek. Ne oluyor ne bitiyor konusunda yorum yapmak hem dinlendirir, hem keyiflidir.
Anekdot tutma alışkanlığım yok. Keşke olsaydı. Talebeliğimde bir ara başladım ama arkası gelmedi. Ben çok dağın bir insanım. Dağınıklığımı işimde sekreterlerim, evimde eşim toplar. Birşey yazar koyarım bir kenara ama nerede olduğu belli değildir. Bu açığımı yanımdakiler kapatmaya çalışıyorlar. Dinlenme için bir de tavla önemli benim için. Tavla çok hırslı oynarım. Çok iddialıyım. Ama asıl zevk zar atma olayıdır. Onun tahtaya düşerken çıkardığı zevk apayrıdır. Tavla zekayı geliştirir, insanı dinlendirir.

