Kaydet
a- | +A

Dr. Muzaffer Sertabiboğlu''ydu arayan. 1940 yılında mezun olmuştu İstanbul Tıp Fakültesi''nden. Kar kış demeden, yağmur çamur demeden gerektiğinde aç susuz da olsa bu memlekete hizmet etmeyi görev bilmiş müstesna bir insan. Dile kolay altmış yıl... Bu zaman içersinde neler yaşamış neler görmüş Sertabiboğlu. Beni telefonda aradığında diyordu ki: "Ünal bey, yaşadıklarımdan derlediğim bazı anılarımı "Kasaba Doktoru" ismiyle kitap olarak yayınladım. Bilmem köşenizde benim hatıralarıma da yer verir misiniz?" Böyle kıymetli bir insanın hatırasına yer vermeyeceğiz de kimin hatırasına yer vereceğiz değil mi? İşte size anılarla dolu kitaptan bir örnek. Hatıranın orijinal başlığı da; "Can güvenliğinden yoksun bir hükümet doktoru elveda Hekimhan" Buyurun doktorun hatırasına... "1948 yılı Nisan ayında askerlik görevimden terhis edildim. Mayısta Hekimhan Hükümet Tabipliği''nde işe başladım. Bekârdım, ev aramaya koyuldum. Kasabada kiremit çatılı ev sayılıydı. Evlerin çoğu toprak damlı evlerdi. Dostluk kurduğum ilçe Mal Müdürü''nden yardım rica ettim. Yakında başka ilçelere tayini çıkacak birkaç memurun bulunduğunu ve bunlardan boşalacak kiremit çatılı bir eve yerleşebileceğimi söyledi. Müdürün aracılığıyla tanıştığım eşraftan Duran Garibağaoğlu mert bir insandı; imdadıma yetişti. Kasabanın biraz dışında boş bulunan evinin anahtarını verdi. Uygun bir ev buluncaya kadar bu evini kullanacaktım. Garibağaoğlu''nun evi bir tepeciğin üstünde kurulmuş, ikibuçuk katlı bir şato yavrusuydu; bir odasına yerleştim. İlçe Hükümet Doktorluğu iki yıldan beri boşmuş ve Sıtma Savaş Tabibi Dr. K.Ş. tarafından vekaleten idare ediliyormuş. Görevi Dr. K.Ş.''den teslim aldım. Kasabada iki doktor olmuştuk. Sağlık memurunun ifadesine göre, benim tayinimden Dr. K.Ş. pek memnun olmamış. Sebebini sordum, izah etti. Dr. K.Ş. Hükümet Tabipliğine vekalet ettiği için 1/3 vekalet maaşı aldığından başka, Sıtma Savaş Tabipleri için zorunlu olan ayda yirmi gün köyleri atla gezme mecburiyetinden de kurtuluyormuş. Şimdi ise benim gelmemle, sevmediği atlı köy gezilerine tekrar başlamış.

Dispanserde, poliklinik yaptığım bir gün, 13-14 yaşlarında bir kız, annesiyle beraber muayeneye geldi, annesinin ifadesine göre bir haftadan beri kızını sıtma tutuyormuş, akşamları ateşleniyor, sabahları terle ateşi düşüyormuş. Sıtma hapı almak için bizim dispansere gelmişler. Bu durumda Sıtma Savaş Tabipliğine gitmeleri gerektiğini söyledim. Sıtma Savaş Tabibi köy gezisinde olduğu için, oradan bize gönderilmişler. Hasta kızı annesiyle birlikte muayene odasına aldım. Klasik, sistemik bir muayeneden geçirdim. Bademciklerde, solunum yollarında ve batında, ateşi izah edecek bir bulgu yoktu. Hastanın istemiş olduğu sıtma ilacı olarak dispanserimizde bulunan Atebrin''den, bir tedavi dozu miktarında verdim, gittiler. İlçede eczane yoktu, yoksul hastaları yararlandırıyorduk. Bir gece, evimin sokak kapısında kopan bir gümbürtü ve sarhoş narasını andıran gürültü ile uyandım. Kapım tekmeleniyor, yumruklanıyor, namustan, şereften bahsediliyor, "erkeksem kapıdan dışarı çıkmam" isteniyordu.

Evim kasaba dışında bir tepeciğin üstünde, konu komşudan uzak bir yerdeydi. Durumumu emniyete, jandarmaya ihbar edecek telefon nerde o zaman. Çaresizdim, naralar, küfürler, kapı tekmelemeler bir saatten fazla sürdü. Nihayet sarhoş, erkekliğini isbat ettirmek için kapı dışına çıkartıp haklıyacağı silahsız doktoru bulamayınca, benim uykumu ve huzurumu çalarak çekip gitti. Sabah erkenden daireye gittim. Sağlık memuruma geceki olayı anlattım. Sağlık memurum Malatyalıydı, uzun yıllardan beri Hekimhan''da görev yapıyordu; kasabanın yerlisi gibi olmuş, mert bir çocuktu. "Ben durumu inceler, bu adamı bulurum" dedi. Ben de "bul" dedim. İzin verdim, gitti 3-4 saat sonra döndü. Hem de düğümü çözmüş adamın kim olduğunu çar çabuk öğreni vermişti. Beni aldı bir merak... Devamı yarın

ÖNE ÇIKANLAR