Türkiye Gazetesi E-Gazete
Arama
Kaydet
a- | +A

Soruverdim öylesine: “Nicedir tedavi sebebiyle evdesin, hastanedesin, ne yapmayı özledin?”

Çok mücadele vermişti amansız, belki de çaresiz hastalığı ile. Kimileri “fazla yaşamaz” dedi gıyabında, kimileri ise ümit ve umut dolu cümleler kurdu, temennilerde bulundu.

Defaatle ziyaret ettim kendisini. Her ziyaretimde güzel ve neşeli bahisler açmaya gayret ederdim. Lakin o mevzuyu evirir çevirir yine vefata, ayrılığa ve hasrete getirirdi. Sanki hasta olan benmişim de o beni teselli ediyor gibi hissederdim. Öyle sabırlı, sakin, kabullenmiş...

İçimden hep şunu derdim: “Allah muhafaza ben de böyle bir imtihanla muhatap olsam...” Ama o tüm cevapları vermişti bana her bir ziyaretimde... Yine bir ziyaretimde soruverdim düşüncesizce:

“Nicedir tedavi sebebiyle evdesin, hastanedesin, ne yapmayı özledin?”

Az da olsa doğrulmak için yatağında “yastığı biraz yukarı kaldırır mısın?” dedi. Yerine getirdim talebini. Sonra da hastalık sebebiyle artık can ve kan kalmamış, zar zor hareket ettirdiği sağ elini bana doğru uzattı. Ben de hemen mukabele ettim. Elimi elinin içine aldı. İçimden düşünüyorum: “Acaba hangi özlemlerini anlatacak?” diye.

Gözlerimin tam içine baktı buğulu gözleriyle dedi ki: "En çok neyi özledim biliyor musun?”

Ben içimden geçenleri sıralamaya kalmadan hiç unutamadığım, üzerinde yıllarca düşündüğüm, kafa yorduğum ve sevdiklerimle hep paylaştığım o üç kelimeyi peş peşe söyleyiverdi, ardından gözünden akan yaşları serbest bırakarak:

"Eve ekmek götürmeyi" dedi.

O kadar fazla tahayyül varken özleye özleye eve ekmek götürmeyi özlediğini söyledi. Söyledi söylemesine de sadece üç kelimeden ibaret değildi söyledikleri. Eve ekmek götürmek; aslında bir hayat düsturuydu, kadim bir emanetti, sevdiklerine helal yedirme gayretiydi. Evindeki ve çevresindeki huzurun kaynağı idi eve ekmek götürmek.

Ne yediğine ne içtiğine, nasıl kazanıp nasıl harcadığına çok ehemmiyet vermeyen insanlarla dolu bu devirde, bir bayraktı aslında "eve ekmek götürmek"

Son nefeslerinin yaklaştığına kani gelmiş arkadaşımın en çok özlediği ve en son ne zaman eve ekmek götürdüğünü düşünerek onu ağlatandı "eve ekmek götürmek..."

Ruhun şad olsun canım arkadaşım. İtina ve kutlu gayelerle yetiştirip büyüttüğün evlatların senin yolundan ayrılmadan evlerine ekmek götürmeye devam ediyorlar...

Ayhan Özbek/Eğitimci-Yazar

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR