Bu haftaki konuğumuz biyoenerji uzmanı Dr. İlyas Mamedov: Kimdir? 16 Şubat 1956 yılında Azerbaycan''ın Göyçay şehrinde doğan Dr. İlyas Mamedov ilk orta ve liseyi Bakü''de tamamladı. 1988 yılında Azerbaycan Tıp Enstitüsü''nden mezun oldu. Azerbaycan Bilimler Akademisinde araştırmacı olarak çalıştı. 1986 yılından sonra çalışmalarını birçok devletin bilimsel kuruluşlarına ilettiyse de sonuç alamadı. Bu kez kendi imkanları ölçüsünde Azerbaycan''ın bilim kuruluşlarında konferanslar ve sempozyumlar düzenleyerek kısıtlı da olsa fikirlerini bir kısım yerel kuruluşlara iletmeyi başardı. 1993 yılında Bakü''de "Enerji, ekonomi ve ekoloji" adlı uluslararası sempozyumda, kendini ilk defa ciddi olarak dünya kamuoyuna duyurdu. 1996 yılında İstanbul''da düzenlenen Habitat II. uluslararası konferansında İngilizce, Almanca ve Türkçe olarak hazırladığı "Kainatın Sırları" adlı belgeseliyle büyük ilgi uyandırdı. İstanbul''da Prof. Dr. Ahmet Hamdi Turgut Spor ve Sağlık Enstitülerini de bitiren İlyas Mamedov, Rusça biliyor. Evli ve iki çocuk babası. Hepimiz biyoenerji küpüyüz Bilimsel olarak, yaşama ya da var olma enerjisine biyoenerji adı veriliyor. Dolayısıyla hayvanlar ve bitkiler de dahil olmak üzere her canlı, biyoenerjiye ihtiyaç duyar. Bazı kuramcılara göre her insan biyoenerji küpüdür. İnsan hayatı, bu enerji sayesinde devam eder. Biyoenerji, vücudumuzda devamlı dolaşım halindedir ve bunu kan damarları ve sinir sistemini kullanarak yapar.1962''de Koreli bilim adamları, insan vücudunda cilt altındaki hafif daire biçiminde duvarlardan oluşan Kenrak sistemi ismini verdikleri bir tabakanın varlığını ispatlamışlardır. Bu görüş daha sonra Amerikalı bilim adamları tarafından da desteklenmiştir. Bunlar dışarıdan sinyal alabildiğine göre bu veriler biyoenerji ile rehabilitasyonun bilimsel tabanını oluşturmaktadır. Son zamanlarda başta Rusya olmak üzere İngiltere, Kanada, Almanya ve birçok uzakdoğu ülkesi konuya el atmış ve alternatif tıp dediğimiz biyoenerjiyi, modern bir tedavi olarak kullanmaya başlamışlardır. Türkiye''ye nasıl geldim? Türkiye''den bizim oraya, tekstil üzerine ticaret yapan kimseler geliyordu. Bunların kimileriyle arkadaş olmuştuk. Bir gün bir arkadaşım, sattığı deri montun parasını alamamış. Benim ağabeyim de Azerbaycan''da savcıdır. Durumu bana söyleyince ben de ağabeyim vasıtasıyla kendisine yardımcı oldum. Arkadaşım parasını aldı. Bunun üzerine teşekkür için beni Türkiye''ye davet etti. Geldiğimde baktım İstanbul çok güzel. Türkiye çok güzel. Dilimiz bir, dinimiz bir, rengimiz bir. Dedim ki kendi kendime; "Bundan sonra çalışmalarımı İstanbul''da sürdürebilmem gerek." Biz kardeş milletleriz. Öyleyse bütün bilgi ve birikimim hepimiz içindir. Bundan memnuniyet duyarım. Bu vesileyle Türkiye''ye gelmişimdir. İsterem ki biz bilelim Burada herşey çok çok güzel. Kardeşlik güzel, samimiyet güzel. Ancak biraz ilim az. İlme gereken özen görmezem. Eğlence hoş, futbol hoş. Fakat bilimsel araştırmaya aynı ilgi yok. Bu beni çok üzer. 1996 yılında Habitat II konferasında gösterdiğim belgeselim İngiltere, Amerika, Almanya gibi ülkeler tarafından istenmekte. Lakin bizde kimsenin bundan haberi yok. İsterem ki en ilkin biz görelim. Biz sahaplanalım. Bu konuda biraz kevşeklik görürem hepsi bu... Biyoenerji bir güç mü? Biyoenerji, aslında her canlıda var olan ama herkes tarafından kullanılamayan bir güçtür. Benim ellerimden yayılan biyoenerji, bir insanı belli bir mesafeden hiç dokunmadan arkaya doğru itecek veya kendime doğru çekebilecek kadar kuvvetlidir. Ben kollarımı iki yana açmaya başladığım zaman karşımdaki de benim etkimle istemese de kollarını iki yana açmaya başlar. Bunu söylemekteki maksadım, insan iletişime açıktır. Verilen bu enerji ile onun gücüne güç katma imkanımız vardır. Daha kolay anlaşılması için diyebilirim ki, aküsü yetersiz kalan bir aracın motorunu nasıl ki başka bir akünün enerji desteğiyle çalıştırabilirsek, burada da aynısı olmaktadır. Bizdeki enerji ile enerjisi kalmamış veya ortaya çıkamayan rahatsız vücuda, enerji takviye ederek onun iyileşmesine yardımcı oluruz. Rahat uyuyabilmek için Ellerimden bazen dayanılmayacak derecede sıcak veya aksine soğuk enerji verebilirem. Biyoenerji çalışmaları her şeyden önce kasları gevşetmek ve derin konsantrasyon yeteneği gerektirir. Böylece bütün fikirleri elde toplayarak istenilen zamanda ellerin sıcaklaşmasını veya soğuklaşmasını sağlayabiliriz. Bazı hastaların başına soğuk el koyulduğu zaman sakinleşiyor, vücudun gerginliği azalıyor ve rahat uyuyorlar. Bazı hastalar ise tam tersi başına veya eline sıcak el dokunduğu zaman rahatlıyorlar. Biz hastanın durumuna göre bazen sıcak bazen soğuk enerji veriyoruz. Yan etkisi yok Bel ve boyun fıtığı, boyun ağrıları, kireçlenmeler, kol-bacak ağrıları, disk kayması, eklem-kas rahatsızlıkları, vücut spazmları, baş ağrıları (migren), omurga eğrilikleri gibi konularda insanlara faydalı oluyoruz. Okuyucularımız bu konuda (0216) 410 98 54''ten daha detaylı bilgi alabilir. Bizim tedavilerimizde vücuda ilaç verilmez. Bizim tedavimizde vücut ameliyat edilmez. Bunlar hastanelerimizin işi. Bizde vücuda dışarıdan herhangi bir müdahale söz konusu değil. Biz sadece kendimizdeki enerji ile rahatsız kimseye enerji takviseyi yaparak onun kendine gelmesine yardımcı oluyoruz. Dolayısıyla bizim tedavi metodumuzda hiçbir şekilde yan etki yoktur. Biyoenerji kitabında neler var? Üçüncü eserim olan "Biyoenerji" kitabında parapsikolojinin çeşitli konuları ele alınmış. Eserde ileri sürülen üç teori bütünüyle kendi görüşlerimin ve yirmi yıllık bilimsel çalışmaları sonucu olarak "İlyas Mamedov Teorileri" adı altında ortaya konuldu. Eserde UFO, Sıfır enerjisi,Uzun ömürlülüğün sırrı, Satrancın gizemi, Zaman saati, Atlantis, Piramitler ve Bermuda Şeytan Üçgeni''nin sırları, Daire çevresinin bölünmesi, Uyku, Ölüm gibi insanlığın zihnini meşgul eden konular da ele alınmakta ve bir dizi çözümleyici açıklamalar sunulmaktadır. BİR HATIRA Şimdi nasılsın anne? Ben daha dokuz yaşındayken kendimde böyle garip bir enerjinin olduğunu hissediyordum. Ama ne olduğunu tam olarak bilmiyordum. Bu halin ilk somut örneğini, annem hastalandığında yaşadım. Liseye gittiğim yıllardı. Anneciğim hem kalp hem şeker hastasıydı. Hastalandığı bir gün sedye üzerinde götürdük hastaneye. Dediler ki, "Bunun nabzı durma noktasına gelmiş. Artık buna birşey yapamayız. Alın götürün" O esnada elimi annemin göğsüne koydum. Annemin yavaş yavaş kendine geldiğini hissettim. Dedi ki annem: "Oğlum elini hiç çekme.Çok rahatlamaya başladım." Biraz sonra elimi başına koymamı istedi. Başındaki ağrı da geçmişti. Dedim ki anneme: -Şimdi nasılsın anne? -Çok iyileştim? -Ayağa kalkabilir misin? -Kalkabilirim. Böylelikle, sedye ile hastaneye giden annemi, ayağa kalkmış olarak hastaneden geri getirdim. Bu gelişme, beni bu konuda iyice araştırma yapmaya yöneltti. O günden beridir ilmi araştırmalarıma devam ediyorum.

