Kimdir? 1963''te doğdu. 1984 yılında İşletme Bölümü''nden mezun oldu. 1989 ile 1992 yıllarında İhlas Holding''in çeşitli kademelerinde görev aldı. 1992''de İhlas Organizasyon A.Ş.''nin kuruculuğunu ve Genel Müdürlüğünü üstlendi. 1993 yılında ülkemizde ilk ve tek uluslararası otomobil ve sporları dergisi olan İhlas Auto & Sport''u yayın hayatına geçirdi ve Yazı İşleri Müdürlüğünü üstlendi. 1993''te İhlas Turizm''in kuruculuğunu ve Genel Müdürlüğünü üstlendi. 1994''te yine, İhlas Barter A.Ş''nin kuruculuğunu ve Genel Müdürlüğünü üstlendi. Kısa zamanda Türkiye ve dünya çapında faaliyet gösteren şirket konumuna gelmesinde büyük rol oynadı. 1996 yılında dünyanın en büyük barter şirketlerinden ITEX ile anlaşma yaptı. Barter Ekonomi Dergisi''ni çıkarttı. Dünya Barter Vakfı Başkanlığı, IRTA EUROPE, TGC, IRTA, OYDER, KALDER gibi birçok derneğin üyesi olan ve İstanbul Üniversitesi''nden, Finans Yönetiminde Yüksek Lisansı bulunan M. Sırrı Şimşek''in, futbol, masa tenisi ve atıcılık gibi aktiviteleri bulunuyor. Evli ve iki çocuk babası olan Şimşek, İngilizce biliyor. Örnek bir ekibimiz var Birçok konuda ''ilk''i yakaladığımız doğrudur. Bunu nasıl başardığımızı ise, Enver abinin bir sözüyle açıklamaya çalışayım. Üniversite''de Yüksek Lisansla ilgili çalışmalarımızda, Yönetim ve Muhasebe dersine gelen hocalarımızdan Prof. Dr. F. Bilginoğlu benim İhlas''ta çalıştığımı öğrenince dedi ki: -Enver beyin akademik kariyeri nedir? -Biyologtur. Öğretmendir. Şaşırdı ve şu cevabı verdi: -Olamaz. Yani hem işletmeci değil, hem şu an büyük bir Holding sahibi. Bu başarının kökeninde mutlaka işletmeyle ilgili bir bilgi olması lazım. Bir zaman gelecek Enver beyin çalışmaları tez konusu olacak. Doğrusu bu başarısını merak ediyorum. Ben de bunu Enver abiyle bir araya geldiğimizde kendisine ilettim. Cevabı şu oldu: -Enver abinin muvaffakiyetinin sırrı mı? Enver abi işçi yetiştirmiyor. İşin sahibini yetiştiriyor. İnsan, işin sahibi olarak yetişince de öncelikle kurumun menfaatini ön planda tutuyor. Bu da başarıyı getiriyor. Yani Enver abi insana yatırım yapıyor. Yönetim hiç değişmedi Biz de bu prensiple hareket ettik ve ediyoruz. Örneğin çalışma tempomuzu hiç değişirmiyoruz. Çalışma grubumuzu da. Şu anda İhlas Organisazyon on yılı tamamladı. Yönetim kademesinde hiçbir değişiklik yok. Memur seviyesinde transferler olmuştur, gidenler olmuştur, gelenler olmuştur ama yönetim kademesinde bir değişiklik olmadı. Yani yönetim aynen iş başında işe devam ediyor. İnsan suçlamak marifet değil Bu zaman zarfında elbette hata yapan arkadaşlarımız olmuştur. Çünkü insanız hepimiz. Beşeri yanlışlıklar yapabiliriz. Ama burada biz hatayı kişiselleştirmiyoruz. Yani eğer bir hata varsa, mutlaka sistemin onu tamir etmesi lazım düşüncesindeyiz. Burada insanın suçlanmaması lazım. Çünkü önemli olan insanı suçlamak onu mahkeme etmek değil. Önemli olan en kestirme yoldan hatayı telafi etmek, onu tedavi etmektir. Karardan dönmek yok Bir konuda karar vermeden önce, çok araştırma yaparız. Toplantılar yaparız. Sorarız istişare ederiz. Sonra bir yönde karar veririz. Ama karar verdikten sonra da kararımızdan geri dönmeyiz. Bu bize kıvraklık ve dinamizm getiriyor. Geçenlerde bayilik yapılanmamızla ilgili bayiler toplantısı vardı. Bu toplantıda bayilerden birinin söylediği söz şuydu: "İhlas Organizasyonun en sevdiğim tarafı, çok kıvrak hareket etmesi, çok seri kararlar vermesi" Dünyada barter Barter sisteminin yeryüzündeki yaygınlığına baktığınızda, Amerika''da otuz yıldır uygulanıyor. Genelde ABD''de uygulanan birçok yenilik ufak tefek farklılıklarla Avrupa''da uygulanır. Oradan da Türkiye ve benzeri ülkeler bu uygulamayı alırlar. Ama biz ilk defa barter konusunda, Avrupa''dan önce bu sistemi ülkemizde uygulamaya başladık. Hatta bir adım daha atarak ABD''nin en büyük barter şirketi olan ITEX ile bir ortaklık anlaşma imzaladık. Böylelikle uluslararası ticarette de Barter''ı iş dünyamıza sunduk. Barter da nerden çıktı? Biliyorsunuz, 1994 yılında ülke olarak bir ekonomik kriz yaşadık. Bu krizde her firma gibi biz de etkilendik. Birçok işletmelerde mal elde kaldı. Borçlar ödenemez oldu. Kısaca söylemek gerekirse ekonomik olarak alış veriş olayı tıkanmıştı. Bizim de stoklarımız artmış, tahsilat problemlerimiz başlamıştı. Elimizde otomobiller, daireler vardı. Televizyon ve gazete dolayısıyla alınan reklam karşılığı mallarla da büyük bir mal ve hizmet portföyümüz oluştu. Bu yelpazedeki ürünlerin bir kısmı bizim ihtiyacımızı karşılayan türden değildi. Dolayısıyla dönüşümü sağlayacak bir araç gerekiyordu. Barter sisteminin bunun için en uygun yöntem olduğunu gördük ve hemen uygulamaya geçtik. Bugün 2200 üyeye ulaştık. Sabancı ile Barter sohbeti Barter konusunu her platforma taşımak konusunda gerçekten gayret sarf ettik. Hatta bir keresinde Sayın Sakıp Sabancı ile yaptığımız Barter sohbetinde, kendisine yaptığımız çalışmaları ve meydana gelen gelişmeleri anlattık. Bu hoş sohbet sonunda Sayın Sabancı bize dedi ki: -Peki gençler, ben sizin için ne yapabilirim? Bu soruya şu cevabı verdik: -Efendim, bize yapabileceğiniz en iyi şey, güçlü bir şirket kurarak bize Barter konusunda rakip olmanızdır. Çünkü rekabetin kaliteyi artıracağına inanıyoruz. Sayın Sabancı bu sözümüze daha çok memnun olmuştu. Farklı şeyler yapmak... Biz ilk olmayı, sadece Barter''de yakalamadık. Nerde olursa olsun daima farklı birşeyler yapmak gerektiğine, ilkleri bulmak gerektiğine inandık. Örneğin bir ara reklamda çalışıyorduk. Otomotiv reklamlarını üstlenmiştik. Otomobil sektörü bize reklam vermiyordu. Biz de şunu düşündük. Bir sayfayı bölelim ve kutucuklar halinde satalım. 4x4 büyüklüğünde kutularla firmalara gittik. Ve insanlara bu kutucukları satmaya başladık. Çok kısa sürede her hafta Salı ve Perşembe günleri tam sayfa otomobil ilanları geldi. Bu çok farklı bir uygulamaydı. Diğer gazeteler de bunu takip ettiler. Sonra ilaveler çıkardık. Otomotiv ilavesi bizi otomotiv sanayiinin içine itmiş oldu. O dönemde gördük ki, insanlar taksitle otomobil alıyorlardı. Bankalardan yüksek faizle kredi çekiyorlardı. Yani beklemeye ve yüksek faize alışkın durumdaydılar. Bu insanlara şunu ilan etik. "gelin bize her ay otomobilin kırkta birini ödeyin. Faiz de ödememiş olun. Kırk ay sonra otomobilinizi alın" Böylece İhlas Organizasyon''u kurduk. Çok ama çok çalıştık Biz her işimizde gerçekten çok çalıştık. Sabırla çalıştık. Yılmadan çalıştık. Bu çalışma esnasında kimseye kızmadan, kimseyle polemiğe girmeden çalıştık. Hiç unutmuyorum, yıllar önce Organizasyonu kurduğumuzdaki çalışmalarımızı. Organizasyonu kurduğumuzda on hat telefonu fazla görüp beş hat vermişlerdi. Ama telefonlar yetmedi. İnsanlar akın akın otomobil almak üzere organizasyona koştular. O zaman Bilgisayar da yoktu, prınter de yoktu. Her gelen insan için kırk iki senet imzalatıyorduk. Sonra tüm bunların adreslerini dolduruyor, kayıtlarını yapıyorduk. Bu işlemler mesai saati içersinde bitmiyordu. Ertesi gün de yeni insanlar gelecekti. Öyleyse bugünün işini ertesi güne kalmadan bitirmeliydik. İnanın çuvallarla senet dolduruyorduk. Bize diyorlardı ki bu insanlar ne çok çalışıyor. "Ucuz" mu "uygun" mu? Enver abiler yeniliğe çok açıklar. Bu konuda bir hatıramızı anlatayım. Organizasyonla ilgili projemizi Enver abiye sunmaya gitmiştik. Bakıp incelediler ve tam sayfa ilan vererek işe başlamamızı söylediler. Bu esnada da ABD''ye kontrole gideceklerdi. O gece karar veriyorlar. Kontrol ettiler ve dediler ki: -Sizden hasta yatağımda da olsam müjdeli haber bekliyorum. Bu kadar net bir talimattı bu. Sabah oldu. İlanı basacağız. Birkaç yerden endişeye yönelik teklifler aldık. Olurdu olmazdı derken, ister istemez tekrar aradık Enver abiyi: -Efendim, size sormamız gereken bazı durumlar oldu. Diyebilirlerdi ki, ABD''den dönünce görüşelim. Hayır öyle demedi. Gayet netti cevabı: -Havaalanına getirin, orda bakayım karar vereyim. Havaalanına götürdük. Baktılar ilana. O zaman Enver abi reklam manşetine "Ucuz taksitlerle" diye yazmışlardı. Ajans ise bu kelimeyi, "Ucuz" olmaz, "Uygun taksitlerle" yapalım diye değiştirmişti. Enver abiler yine oradaki "uygun" kelimesini silip, üzerine yeniden "ucuz" yazdılar ve elime tutuşturdular: -Hemen başlayın...

